İncil’de Allah’ın birliği

İncil’de Allah’ın birliği

From_500px (4)

Onların tartışmalarını dinleyen ve İsa’nın onlara güzel yanıt verdiğini gören bir din bilgini yaklaşıp ona, “Buyrukların en önemlisi hangisidir?” diye sordu. İsa şöyle karşılık verdi: “[Allah’ın buyruklarının] en önemlisi şudur: ‘Dinle, ey İsrail! Allah’ımız Rab tek Rab’dir… Din bilgini İsa’ya, “İyi söyledin, öğretmenim” dedi. “‘Allah tektir ve O’ndan başkası yoktur’ demekle doğruyu söyledin.” (Markos, 12:28-32)

 

… Allah birdir. (Pavlus’tan Galatyalılara Mektup, 3:20)

… Rab birdir. Çeşitli etkinlikler vardır, ama herkeste hepsini etkin kılan aynı Allah’tır. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 12:5-6)

Tek bir Allah vardır… (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 2:5)

İsa ona şöyle karşılık verdi: “… Allah’ın Rab’be tapacak, yalnız O’na kulluk edeceksin” diye yazılmıştır. (Matta, 4:10)

Kurtarıcımız Tek Allah’a yücelik olsun... (Yahuda’nın Mektubu, 1:24)

Sen Allah’ın bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun. Cinler bile buna inanıyor ve [Allah korkusuyla] titriyorlar! (Yakup’un Mektubu, 2:19)

Sonsuz çağların Hükümranı, ölümsüz, göze görünmez tek Allah’a çağlar çağı onur ve yücelik olsun. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 1:17)

Birbirinizi yücelten ve tek olan Allah’tan gelen yüceliği aramayan sizler, bana nasıl iman edebilirsiniz? (Yuhanna, 5:44)

İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp ona, “İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?” diye sordu. İsa ona, “… iyi olan tek biri var, O da Allah’tır.” (Markos, 10:17-18)

… Biliyoruz ki put, dünyada gerçekte var olmayan bir şeydir ve birden fazla ilah yoktur… Bizim için tek Allah vardır: Herşeyin Kendisi’nden oluştuğu Allah. Bizler de O’nun için yaşamaktayız… (Pavlus’tan Korintlililere 1. Mektup, 8:4-6)

… Bir tek Allah’ınız var… (Matta, 23:9)

İsa, “Bana neden iyilik hakkında soru soruyorsun?” dedi. “İyi olan yalnız biri var. Yaşama kavuşmak istiyorsan, O’nun [Allah’ın] buyruklarını yerine getir.” (Matta, 19:17)

Yerde ya da gökte ilah diye adlandırılanlar varsa da… [Allah’ı tenzih ederiz] bizim için tek bir Allah vardır. O herşeyin kaynağıdır, bizler O’nun için yaşıyoruz. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 8:5)

… Rab bir, iman bir… Herşeyden üstün, herşeyle ve herşeyde olan herkesin Allah’ı… birdir. (Pavlustan Efeslilere Mektup, 4:4-6)

Her evin bir yapıcısı vardır, herşeyin yapıcısı ise Allah’tır.  (İbranilere Mektup, 3:4)

Advertisements

İncil’de Allah’ın Sıfatları

Allah’ın Herşeyin Yaratıcısı Olması

… Hep birlikte Allah’a şöyle seslendiler: “Ey Efendimiz! Yeri göğü, denizi ve onların içindekilerin tümünü yaratan Sensin.” (Elçilerin İşleri, 4:24)

Dünyayı ve içindekilerin tümünü yaratan, yerin ve göğün Rabbi olan Allah…  (Elçilerin İşleri, 17:24)

Her evin bir yapıcısı vardır, oysa herşeyin yapıcısı Allah’tır. (İbranilere Mektup, 3:4)

Dünyayı ve içindekilerin tümünü yaratan, yerin ve göğün Rabbi olan Allah… Herkese yaşam, soluk ve herşeyi veren Kendisi olduğuna göre… Allah, bütün ulusları tek insandan türetti ve onları yeryüzünün dört bucağına yerleştirdi. (Elçilerin İşleri, 17:24-25)

… Sizi bu boş şeylerden vazgeçmeye, göğü, yeri, denizi ve bunların içindekilerin hepsini yaratmış olan… Allah’a dönmeye çağırıyoruz… [Allah] size lütufta bulunuyor. Gökten yağmur yağdırıyor, çeşitli ürünleriyle mevsimleri düzenliyor, sizi yiyecekle doyurup yüreklerinizi sevinçle dolduruyor. (Elçilerin İşleri, 14:15-17)

Allah’tan korkun! O’nu yüceltin! Çünkü O’nun yargılama saati geldi. Göğü, yeri, denizi ve su pınarlarını Yaratan’a kulluk edinin! (Vahiy, 14:7)

Yine diyor ki, “Ya Rab, başlangıçta yerin temellerini Sen attın. Gökler de Senin ellerinin yapıtıdır.” [Allah’ın herşeyi yoktan varettiği, herşeyi yaratanın Allah olduğu teşbih kullanılarak anlatılmıştır.] (İbranilere Mektup, 1:10)

Herşeyin kaynağı O’dur; herşey O’nunla ve O’nun için var oldu. Sonsuza dek O’na yücelik olsun. Amin. (Pavlus’tan Romalılara Mektup 11:36)

… Biz Allah’ın yapıtıyız, O’nun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere… yaratıldık. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 2:10)

O… bizi, Kendi isteği uyarınca… yaşama kavuşturdu.  (Yakup’un Mektubu, 1:18)

… Şöyle diyorlar: “Rabbimiz ve Allah’ımız! Yüceliği, saygıyı, gücü almaya layıksın. Çünkü herşeyi Sen yarattın; hepsi Senin isteğinle yaratılıp var oldu.” (Vahiy, 4:9-11)

… Yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen herşey –tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar– O’nda yaratıldı. Herşey O’nun tarafından ve O’nun için yaratıldı. Herşeyden önce var olan O’dur ve herşey varlığını O’nda sürdürmektedir. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 1:16-17)

O [Allah] herşeyin kaynağıdır, bizler O’nun için yaşıyoruz. Tek bir Rab var… Herşey O’nun tarafından yaratıldı, biz de O’nun dilemesiyle yaşıyoruz.(Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 8:6)

Allah’ın Ezeli ve Ebedi Olması

Herşeyden önce var olan O’dur ve herşey varlığını O’nda sürdürmektedir. (Pavlus’tan Koloseslilere Mektup, 1:17)

Ölümsüzlük yalnız O’na [Allah’a] özgüdür… O’nu ne gören olmuştur, ne de kimse görebilir… (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 6:16)

Onur ve yücelik sonsuzlara dek ölümsüz, görünmez tek Allah’ın olsun…  (Pavlus’un Timoteos’a 1. Mektubu, 1:17)

… Başlangıçtan beri var olanı [Allah’ı] tanıyorsunuz. (Yuhanna’nın 1. Mektubu, 2:14)

Gerçek… [Hak olan Allah] sonsuza dek bizimle olacak.  (Yuhanna’nın 2. Mektubu, 1:2)

… Yirmi dört ihtiyar yüzüstü yere kapandı. Allah’a tapınarak şöyle dediler: “Herşeye gücü yeten, [her zaman] var olan, var olmuş olan Rab Allah! Sana şükrediyoruz…” (Vahiy, 11:16-17)

… Gece gündüz durup dinlenmeden şöyle diyorlar: “Kutsal, kutsal, kutsaldır, Herşeye gücü yeten Rab Allah, [her zaman] var olmuş, var olan ve gelecekte de var olacak olan.” (Vahiy, 4:8)

Herşeyin kaynağı O’dur [Allah’tır]; herşey O’nun tarafından ve O’nun için var oldu. Sonsuza dek O’na yücelik olsun.  (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 11:36)

Ölümsüz Allah’ın yüceliği… (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 1:23)

Allah’ın Herşeyi Gören, İşiten ve Bilen Olması

Siz onlara benzemeyin! Çünkü Allah’ınız nelere gereksinmeniz olduğunu siz daha O’ndan dilemeden önce bilir.  (Matta, 6:8)

Allah’ın görmediği hiçbir varlık yoktur. Kendisi’ne hesap vereceğimiz Allah’ın gözleri önünde herşey çıplak ve açıktır.  (İbranilere Mektup, 4:13)

Nerede iki ya da üç kişi Benim adımla toplanırsa, Ben de orada onların arasındayım. (Matta, 18:20)

Beş serçe iki meteliğe satılmıyor mu? Ama bunların bir teki bile Allah Katında unutulmuş değildir. Nitekim başınızdaki saçlar bile tek tek sayılıdır…  (Luka, 12:6-7)

İnsanların tanıklığını kabul ediyoruz, oysa Allah’ın tanıklığı en üstündür.  (Yuhanna’nın 1. Mektubu, 5:9)

O günü ve saati [kıyamet günü ve saatini], ne gökteki melekler ne de elçi bilir; Allah’tan başka kimse bilmez. (Matta, 24:36)

Allah’ın zenginliği, bilgeliği ve bilgisi ne derindir!… (Pavlus’un Romalılara Mektubu, 11:33)

Allah’ın Herşeyin İç Yüzünden, Gizli Taraflarından Haberdar Olması

… O [Allah], karanlığın gizlediklerini aydınlığa çıkaracak, yüreklerdeki amaçları açığa vuracaktır. O zaman herkes Allah’tan payına düşen övgüyü alacaktır. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 4:5)

[Allah Katında] Belli olmayacak gizli hiçbir şey yoktur, bilinmeyecek ve aydınlığa çıkmayacak saklı birşey yoktur.  (Luka, 8:17)

Allah’ın sözü diri ve etkilidir… Canla ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini ve amaçlarını yargılar.(İbranilere Mektup, 4:12)

O da onlara şöyle dedi: “Siz insanlar önünde kendinizi temize çıkarıyorsunuz, ama Allah yüreğinizi biliyor. İnsanların gururlandıkları ne varsa, Allah beğenmez.” (Luka, 16:15)

Ama siz dua edeceğiniz zaman iç odanıza çekilip kapıyı örtün ve gizlide olan Allah’a dua edin. Gizlilik içinde yapılanı gören Allah sizi ödüllendirecektir. (Matta, 6:6)

Allah’ın Sonsuz Güç ve Kudret Sahibi Olması

İsa onlara bakarak, “İnsanlar için bu imkansız, ama Allah için herşey mümkün” dedi. (Matta, 19:26)

… O, herşeyin üzerinde hüküm süren, sonsuza dek övülecek Allah’tır.(Pavlus’tan Romalılara Mektup, 9:5)

İki serçe bir meteliğe satılmıyor mu? Ama Allah’ın izni olmadan bunlardan bir teki bile yere düşmez.  (Matta, 10:29)

… Egemenlik, güç ve yücelik sonsuzlara dek Senindir!… (Matta, 6:13)

… Gücü herşeye yeten Rab Allah, senin işlerin büyük ve şaşılacak işlerdir… (Vahiy, 15:3)

… Kurtarış, yücelik ve güç Allah’ımıza özgüdür. Çünkü O’nun yargıları doğru ve adildir… Çünkü gücü herşeye yeten Rab Allah’ımız egemenlik sürüyor. (Vahiy, 19:1-6)

Herşeyi Kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Allah’ın amacı uyarınca önceden belirlenip… seçildik. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 1:11)

Allah’ın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.  (Luka, 1:37)

… Allah’tan [Allah’a ait] olmayan yönetim yoktur. Var olanları Allah kurmuştur. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 13:1)

… Rab şöyle diyor: “Varlığım hakkı için her diz önümde çökecek ve her dil Allah olduğumu açıkça söyleyecek.” (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 14:11)

Mübarek ve tek Hükümdar… ölümsüzlüğün tek sahibi… hiçbir insanın görmediği ve göremeyeceği Allah, Mesih’i belirlenen zamanda ortaya çıkaracaktır.Onur ve kudret sonsuza dek O’nun [Allah’ın] olsun.  (Pavlus’un Timoteos’a 1. Mektubu, 6:15-16)

Allah kulu Musa’nın ve Kuzu’nun ezgisini söylüyorlardı: “Herşeye Gücü Yeten Rab Allah, Senin işlerin büyük ve şaşılası işlerdir. Ey ulusların Hükümdarı, Senin yolların doğru ve adildir. Ya Rab, Senden kim korkmaz, adını kim yüceltmez? Çünkü kutsal olan yalnız Sensin. Bütün uluslar gelip Sana kulluk edecekler…” (Vahiy, 15:3-4)

Herşeyin kaynağı O’dur; herşey O’nun tarafından ve O’nun için var oldu. Sonsuza dek O’na yücelik olsun.  (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 11:36)

Allah, bizde etkin olan kudretiyle, dilediğimiz ya da düşündüğümüz herşeyden çok daha fazlasını yapabilecek güçtedir. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 3:20)

… Herşey Allah’tandır.  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 11:12)

Allah’ın Tek Güç ve İrade Sahibi Olması

Eğer kendisine… [Allah’tan] verilmezse hiç kimse kendiliğinden bir şey alamaz.  (Yuhanna, 3:27)

… İsa, Rabbin gücü sayesinde hastaları iyileştiriyordu. (Luka, 5:17)

İsa onlara, “Herkes bu sözü kabul edemez, ancak Allah’ın güç verdiği kişiler kabul edebilir” dedi. (Matta, 19:11)

İki serçe bir meteliğe satılmıyor mu? Ama Allah’ın izni olmadan bunlardan bir teki bile yere düşmez. (Matta, 10:29)

İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Allah’ın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir. Çünkü biz Allah’ın yapıtıyız, O’nun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere… yaratıldık.  (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 2:8-10)

Dinleyin şimdi, “Bugün ya da yarın filan kente gideceğiz, orada bir yıl kalıp ticaret yapacağız ve para kazanacağız” diyen sizler, yarın ne olacağını bilmiyorsunuz. Yaşamınız nedir ki? Kısa bir süre görünen ve sonra kaybolan bir buğu gibisiniz. Bunun yerine, “Rab dilerse yaşayacağız, şunu şunu yapacağız” demelisiniz. (Yakup’un Mektubu, 4:13-15)

Çünkü Güçlü Olan [Allah], benim için büyük işler yaptı. O’nun adı kutsaldır. (Luka, 1:49)

… Gökten ekmeği Musa vermedi. Size gökten gerçek ekmeği veren Rabbim’dir. (Yuhanna, 6:32)

Çünkü “Yeryüzü ve içindeki herşey Rab’bindir.”  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 10:26)

“Bu nedenle ürünün sahibi Rab’be yalvarın, ürününü kaldıracak işçiler göndersin.” (Matta, 9:38)

Sizleri mahkemeye verdikleri zaman, neyi nasıl söyleyeceğinizi düşünerek kaygılanmayın. Ne söyleyeceğiniz o anda size bildirilecek. Çünkü konuşacak olan siz olmayacaksınız, Rabbinizin Ruhu sizin aracılığınızla konuşacaktır.  (Matta, 10:19-20)

Kurtarıcımız tek Allah, sizi düşmekten alıkoyacak, Kendi yüce huzuruna büyük sevinç içinde lekesiz olarak çıkaracak güçtedir…  (Yahuda’nın Mektubu, 24-25)

Oysa tek Yasa koyucu, tek Yargıç vardır; kurtarmaya da mahvetmeye de gücü yeten O’dur [Allah’tır]. (Yakup’un Mektubu, 4:12)

Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Allah’tır…  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 3:7)

Herhangi bir şeyi kendi başarımız olarak saymaya yeterliyiz demek istemiyorum; bizi yeterli kılan Allah’tır. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 3:5)

Allah Övülmeye Tek Layık Olandır, Hamid’dir

… Allah’ı överek, “En yücelerde Allah’a yücelik olsun, yeryüzünde O’nun hoşnut kaldığı insanlara esenlik olsun!” dediler. (Luka, 2:13-14)

… O herşeyin üzerinde hüküm süren, sonsuza dek övülecek Allah’tır! Amin. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 9:5)

Oysa Allah sonsuza dek övülmeye layıktır! Amin. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 1:25)

Çobanlar, işitip gördüklerinin tümü için Allah’ı yüceltip överek geri döndüler. Herşeyi, kendilerine anlatıldığı gibi bulmuşlardı. (Luka, 2:20)

Övgü, yücelik ve bilgelik, şükran ve saygı, güç ve kudret sonsuzlara dek Allah’ımızın olsun. (Vahiy, 7:12)

Dilimizle Rabbi överiz… (Yakub’un Mektubu, 3:9)

… Öteki uluslar merhameti için Allah’ı yüceltsin. Yazılmış olduğu gibi: “Bunun için uluslar arasında Sana şükredeceğim, Adını ilahilerle öveceğim.” Yine deniyor ki, “Ey uluslar, O’nun halkıyla birlikte sevinin!” ve “Ey bütün uluslar, Rab’be övgüler sunun! Ey bütün halklar, O’nu yüceltin!” (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 15:9-11)

… Allah’a övgüler olsun. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 1:3)

… Merhametli Allah’a… övgüler olsun! (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 1:3)

Öldüren ve Dirilten Allah’tır

 … Ama bu, kendimize değil, ölüleri dirilten Allah’a güvenmemiz için oldu. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 1:9)

Sizler, Allah’ın ölüleri diriltmesini neden ‘inanılmaz’ görüyorsunuz? (Elçilerin İşleri, 26:8)

Bedeni öldürebilen, ama canı öldüremeyenlerden korkmayın. Canı da bedeni de cehennemde yıkıma uğratabilen Allah’tan korkun.  (Matta, 10:28)

Her varlığa yaşam veren Allah’ın… huzurunda sana buyuruyorum. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 6:13)

… Allah, içinizde yaşayan Ruhu’yla ölümlü bedenlerinize de yaşam verecektir. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 8:11)

“Seni birçok ulusun babası yaptım” diye yazılmış olduğu gibi İbrahim, iman ettiği Allah’ın -ölülere yaşam veren, var olmayanı buyruğuyla var eden Allah’ın- Katında hepimizin babasıdır. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 4:17)

Dünyayı ve içindekilerin tümünü yaratan, yerin ve göğün Rabbi olan Allah… Herkese yaşam, soluk ve herşeyi veren Kendisi olduğuna göre…  (Elçilerin İşleri, 17:24-25)

Allah nasıl ölüleri diriltip onlara yaşam veriyorsa…  (Yuhanna 5:21)

Allah’ın Rızık Veren Olması

… Gökten ekmeği Musa vermedi. Size gökten gerçek ekmeği veren Rabbim’dir. (Yuhanna, 6:32)

“Bu nedenle size şunu söylüyorum: ‘Ne yiyip ne içeceğiz?’ diye canınız için, ‘Ne giyeceğiz?’ diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi? Gökte uçan kuşlara bakın! Ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Allah yine de onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? (Matta, 6:25-26)

[Allah] size lütufta bulunuyor. Gökten yağmur yağdırıyor, çeşitli ürünleriyle mevsimleri düzenliyor, sizi yiyecekle doyurup yüreklerinizi sevinçle dolduruyor. (Elçilerin İşleri, 14:17)

[Allah] kuşaklar boyunca Kendisi’nden korkanlara merhamet eder… Aç olanları iyiliklerle doyurdu, zenginleri ise elleri boş çevirdi. (Luka, 1:50-53)

İsa öğrencilerine şöyle dedi: “Bu nedenle size şunu söylüyorum: ‘Ne yiyeceğiz?’ diye canınız için, ‘Ne giyeceğiz?’ diye bedeniniz için kaygılanmayın… Kargalara bakın! Ne eker, ne biçerler; ne kilerleri, ne ambarları vardır. Allah yine de onları doyurur. (Luka, 12:22-24)

Allah’ın Seven, İhsanı Bol Olan, Merhamet Eden Olması

Kuşaktan kuşağa [Allah] Kendisi’nden korkanlara merhamet eder.  (Luka, 1:50)

… Rabbin çok acıyan ve sevecenlikle davranan olduğunu bildiniz. (Yakup’un Mektubu, 5:11)

Çünkü Allah’ımız merhamet doludur. O’nun merhameti sayesinde, yücelerden doğan Güneş, karanlıkta ve ölümün gölgesinde yaşayanlara ışık saçmak ve ayaklarımızı esenlik yoluna yöneltmek üzere yardımımıza gelecektir. (Luka, 1:78-79)

Ama merhameti bol olan Allah bizi çok sevdiği için… yaşama kavuşturdu. O’nun lütfuyla kurtuldunuz. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 2:4-5)

Sıkıntıya dayanmış olanları mutlu sayarız. Eyüp’ün nasıl dayandığını duydunuz. Rab’bin en sonunda onun için neler yaptığını bilirsiniz. Rab çok şefkatli ve merhametlidir. (Yakup’un Mektubu, 5:11)

Tam bir bilgelik ve anlayışla üzerimize yağdırdığı lütfunun zenginliği sayesinde… kurtuluşa, suçlarımızın bağışlanmasına kavuştuk. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 1:7-8)

Allah’ın, Kendisi’ni sevenler ve amacı uyarınca çağrılmış olanlar için, herşeyin iyilikle birlikte işlemesini sağladığını biliriz. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 8:28)

Ama Kurtarıcımız Allah iyiliğini ve insana olan sevgisini açıkça göstererek bizi kurtardı. Bunu doğrulukla yaptığımız işlerden dolayı değil, Kendi merhametiyle… yaptı. (Pavlus’tan Titus’a Mektup, 3:4-6)

Allah’ın size bağışladığı olağanüstü lütuftan dolayı sizler için dua ediyor, sizi özlüyorlar. Sözle anlatılamayan armağanı için Allah’a şükürler olsun!(Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 9:14-15)

İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Allah’ın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir. Çünkü biz Allah’ın yapıtıyız, O’nun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere… yaratıldık. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 2:8-10)

Allah’ın sınırsız iyiliğini, hoşgörüsünü, sabrını hor mu görüyorsun? [Allah’ı tenzih ederiz.] O’nun iyiliğinin seni tövbeye yönelttiğini bilmiyor musun?(Pavlus’tan Romalılara Mektup, 2:4)

Herkesin karşılaştığı denemelerden başka denemelerle karşılaşmadınız. Allah güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır. (Pavlus’tan Korintililere 1. Mektup, 10:13)

Sevgili kardeşlerim, Allah bizi bu kadar çok sevdiğine göre biz de birbirimizi sevmeye borçluyuz. (Yuhanna’nın 1. Mektubu, 4:11)

Sevgili kardeşlerim, aldanmayın! Her nimet, her mükemmel armağan… Allah’tan gelir. (Yakup’un Mektubu, 1:16-17)

Ey gençler, siz de ihtiyarlara bağımlı olun. Hepiniz birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın. Çünkü, “Allah kibirlilere karşıdır, ama alçakgönüllülere lütfeder.” (Petrus’un 1. Mektubu, 5:5)

… Bütün lütfun kaynağı olan Allah’ın Kendisi kısa bir süre acı çekmenizden sonra sizi yetkinleştirip pekiştirecek, güçlendirip temellendirecektir. Kudret sonsuzlara dek O’nun olsun! Amin. (Petrus’un 1. Mektubu, 5:10-11)

Esenlik kaynağı olan Allah’ın Kendisi sizi tümüyle kutsal kılsın. Ruhunuz, canınız ve bedeniniz… İsa Mesih’in gelişinde eksiksiz ve kusursuz olmak üzere korunsun. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 5:23)

Esenlik kaynağı olan Rab’bin Kendisi size her zaman, her durumda esenlik versin. Rab hepinizle birlikte olsun. (Pavlus’tan Selaniklilere 2. Mektup, 3:16)

Allah’ın Kullarını Gözeten ve Koruyan Olması

Ama Rab güvenilirdir. O sizi pekiştirecek, kötü olandan koruyacaktır. (Pavlus’tan Selaniklilere 2. Mektup, 3:3)

Siz onlara benzemeyin! Çünkü Allah’ımız nelere gereksinmeniz olduğunu siz daha O’ndan dilemeden önce bilir.  (Matta, 6:8)

Bunun için, Allah’ın isteği uyarınca acı çekenler, iyilik ederek canlarını güvenilir Yaradan’a emanet etsinler.  (Petrus’un 1. Mektubu, 4:19)

Zaman sona ererken açığa çıkarılmaya hazır olan kurtuluşa kavuşasınız diye iman sayesinde Allah’ın gücüyle korunuyorsunuz. (Petrus’un 1. Mektubu, 1:5)

Bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Allah’ın sizi de giydireceği çok daha kesin değil mi, ey kıt imanlılar? (Matta, 6:30)

Gökte uçan kuşlara bakın! Ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Allah yine de onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? (Matta, 6:26)

“Öyleyse, ‘Ne yiyeceğiz?’ ‘Ne içeceğiz?’ ya da ‘Ne giyeceğiz?’ diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa Allah bütün bunlara gereksinmeniz olduğunu bilir.  (Matta, 6:31-32)

O günah işlemedi, ağzından hileli söz çıkmadı. Kendisine sövüldüğünde sövgüyle karşılık vermedi, acı çektiğinde kimseyi tehdit etmedi; davasını, adaletle yargılayan Allah’a bıraktı.  (Petrus’un 1. Mektubu, 2:22-23)

Allah’ın Doğru Yola Ulaştıran, Manevi Kirlerden Temizleyen Olması

İnsanlar… Allah’ın lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 3:24)

… [Allah] iman etmeleri üzerine yüreklerini arındırdı.  (Elçilerin İşleri, 15:9)

Allah’ın insanı akladığı, Müjde’de açıklanır. Aklanma yalnız imanla olur. Yazılmış olduğu gibi, “İmanla aklanan yaşayacaktır. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 1:17)

Allah’ın seçtiklerini kim suçlayacak? Onları aklayan Allah’tır. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 8:33)

Öyle ki, O’nun [Allah’ın] lütfuyla aklanmış olarak umut içinde sonsuz yaşamın mirasçıları olalım. (Pavlus’tan Titus’a Mektup, 3:7)

… Tek Allah, sizi düşmekten alıkoyacak, Kendi yüce huzuruna büyük sevinç içinde lekesiz olarak çıkaracak güçtedir…  (Yahuda’nın Mektubu, 1:24-25)

… Kurtarış, yücelik ve güç Allah’ımıza özgüdür. Çünkü O’nun yargıları doğru ve adildir… Çünkü gücü herşeye yeten Rab Allah’ımız egemenlik sürüyor.(Vahiy, 19:1-6)

O [Allah]… bizi, Kendi isteği uyarınca… yaşama kavuşturdu. (Yakup’un Mektubu, 1:18)

… Sizi karanlıktan şaşılası ışığına çağıran Allah’ın erdemlerini duyurmak için seçildiniz… Bir zamanlar merhamete erişmemiştiniz, şimdiyse merhamete eriştiniz. (Petrus’un 1. Mektubu, 2:9)

Demek ki seçilmek, insanın isteğine ya da çabasına değil, Allah’ın merhametine bağlıdır… Demek ki Allah, istediğine merhamet eder, istediğinin yüreğini nasırlaştırır. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 9:16-18)

Allah’ın Tövbeleri Kabul Eden, Günahları Bağışlayan Olması

… [Allah’ın] lütfunun zenginliği sayesinde... kurtuluşa, suçlarımızın bağışlanmasına kavuştuk.  (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 1:7-8)
Bunları dinledikten sonra yatıştılar. Allah’ı yücelterek şöyle dediler: “Demek ki Allah, tövbe etme ve yaşama kavuşma fırsatını öteki uluslara da vermiştir.” (Elçilerin İşleri, 11:18)

O [Allah] bizi karanlığın hükümranlığından kurtar[masıyla]… kurtuluşa, günahlarımızın bağışına sahibiz.  (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 1:13-14)

Ama günahlarımızı itiraf edersek, güvenilir ve adil olan Allah günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır. (Yuhanna’nın 1. Mektubu, 1:9)

İmanla edilen dua hastayı iyileştirecek ve Rab onu ayağa kaldıracaktır. Eğer hasta günah işlemişse, günahları bağışlanacaktır. (Yakup’un Mektubu, 5:15)

‘Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla. Ayartılmamıza izin verme. Bizi kötü olandan kurtar. Çünkü egemenlik, güç ve yücelik sonsuzlara dek Senindir! Amin.’ Başkalarının suçlarını bağışlarsanız, Allah da sizin suçlarınızı bağışlar. Ama siz başkalarının suçlarını bağışlamazsanız, Allah da sizin suçlarınızı bağışlamaz. (Matta, 6:12-15)

İsa onlara, “Dua ederken şöyle söyleyin” dedi: “Allah, Adın kutsal kılınsın… Günahlarımızı bağışla. Çünkü biz de bize karşı suç işleyen herkesi bağışlıyoruz. Ayartılmamıza izin verme.” (Luka, 11:2-4)

Başkasını yargılamayın, siz de yargılanmazsınız. Suçlu çıkarmayın, siz de suçlu çıkarılmazsınız. Başkasını bağışlayın, siz de bağışlanırsınız. Verin, size verilecektir. İyice bastırılmış, silkelenmiş ve taşmış, dolu bir ölçekle kucağınıza boşaltılacak. Hangi ölçekle verirseniz, aynı ölçekle alacaksınız. (Luka, 6:37-38)

Öyleyse, günahlarınızın silinmesi için tövbe edin ve Allah’a dönün. Öyle ki, Rab size yenilenme fırsatları versin… (Elçilerin İşleri, 3:19-20)

Bu kötülüğünden tövbe et ve Rab’be yalvar, yüreğindeki bu düşünce belki bağışlanır. (Elçilerin İşleri, 8:22)

Allah’ın Hüküm Verenlerin En Hayırlısı, Sonsuz Adalet Sahibi Olması

Haksızlık eden ettiği haksızlığın karşılığını alacak, hiçbir ayrım yapılmayacaktır. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 3:25)

Çünkü ister köle ister özgür olsun, herkesin yaptığı her iyiliğin karşılığını Rab’den alacağını biliyorsunuz. Ey efendiler, siz de kölelerinize aynı biçimde davranın. Artık onları tehdit etmeyin. Onların da sizin de Efendinizin… olduğunu ve insanlar arasında ayrım yapmadığını biliyorsunuz.(Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 6:8-9)

[Allah] kötülük eden herkese… sıkıntı ve elem verecek; iyilik eden herkese… yücelik, saygınlık, esenlik verecektir. Çünkü Allah insanlar arasında ayrım yapmaz.  (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 2:9-11)

Haksızlık eden ettiği haksızlığın karşılığını alacak, hiçbir ayrım yapılmayacaktır. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 3:25)

Allah “herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir.” Sürekli iyilik ederek yücelik, saygınlık, ölümsüzlük arayanlara sonsuz yaşam verecek. Bencillerin, gerçeğe uymayıp haksızlık peşinden gidenlerin üzerineyse gazap ve öfke yağdıracak. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 2:6-8)

Herkesin yaptığı iş belli olacak, yargı günü ortaya çıkacak…  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 3:13)

Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Allah’a hesap verecekler.  (Petrus’un 1. Mektubu, 4:5)

Kimseyi ayırt etmeden, kişiyi yaptıklarına bakarak yargılayan Allah… Gurbeti andıran bu dünyadaki zamanınızı Allah korkusuyla geçirin. (Petrus’un 1. Mektubu, 1:17)

Allah adaletsiz değildir. [Allah’ı tenzih ederiz.] Emeğinizi ve kutsallara hizmet etmiş olarak ve etmeye devam ederek O’nun adına gösterdiğiniz sevgiyi unutmaz. (İbranilere Mektup, 6:10)

Görülüyor ki Rab Kendi yolunda yürüyenleri karşılaştıkları denemelerden nasıl kurtaracağını bilir. Doğru olmayanları, özellikle benliğin yozlaşmış tutkuları ardından giden ve yetkisini hor görenleri [Allah’ı tenzih ederiz] cezalandırarak yargı gününe dek nasıl alıkoyacağını da bilir… (Petrus’un 2. Mektubu, 2:9-10)

Allah’ın zenginliği ne büyük, bilgeliği ve bilgisi ne derindir! O’nun yargıları ne denli akıl ermez, yolları ne denli anlaşılmazdır! (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 11:33)

İncil’de ahirete iman

Yeniden Dirilişe İman

… Tüm mezarda yatanların O’nun sesini işiteceği vakit geliyor… İyilik yapanlar yaşamak için, kötülük yapanlarsa yargılanmak için dirilecekler.(Yuhanna, 5:28-29)

İsa kendisini yemeğe çağırmış olana da şöyle dedi: “… Ziyafet verdiğin zaman yoksulları, kötürümleri, sakatları, körleri çağır. Böylece mutlu olursun. Çünkü bunlar sana karşılık verecek durumda değildirler. Karşılığı sana… [cennette] verilecektir.” (Luka, 14:12-14)

Uslanıp kendinize gelin, artık günah işlemeyin. Bazılarınız Allah’ı hiç tanımıyor. Utanasınız diye söylüyorum bunları. Ama biri çıkıp, “Ölüler nasıl dirilecek?Nasıl bir bedenle gelecekler?” diye sorabilir. Ne akılsızca bir soru!… Ölülerin dirilişi de böyledir. Beden çürümeye mahkum olarak gömülür, çürümez olarak diriltilir. Düşkün olarak gömülür, görkemli olarak diriltilir. Zayıf olarak gömülür, güçlü olarak diriltilir. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 15:34-36, 42-43)

Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Allah’ın size bildirdiği şu sözü okumadınız mı?… (Matta, 22:31)

Aynı bu adamların kabul ettiği gibi, hem doğru kişilerin hem doğru olmayanların ölümden dirileceğine dair Allah’a umut bağladım. Bu nedenle ben… Allah’ın… huzurunda vicdanımı temiz tutmaya her zaman özen gösteriyorum. (Elçilerin İşleri, 24: 15-16)

Kardeşler, şunu demek istiyorum… Çürüyen de çürümezliği miras alamaz. İşte size bir sır açıklıyorum… Son borazan çalınınca hepimiz bir anda, göz açıp kapayana dek değiştirileceğiz. Evet, borazan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek ve biz de değiştirileceğiz [yeni bir yaratılışla yaratılacağız]. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 15:50-52)

Hesap Gününe İman

Allah’ın görmediği hiçbir yaratık yoktur. Kendisi’ne hesap vereceğimiz Allah’ın nazarında herşey çıplak ve açıktır. (İbranilere Mektup, 4:13)

Allah, herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir. Durmadan iyilik ederek yücelik, saygınlık ve ölümsüzlüğü arayanlara sonsuz yaşamı [cenneti] verecek. Ama bencil olanların, gerçeğe uymayıp haksızlığın peşinden gidenlerin üzerine gazap ve öfke yağdıracak. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 2:6-8)

Size şunu söyleyeyim, insanlar söyledikleri her boş söz için yargı günü hesap verecekler. Kendi sözlerinizle aklanacak, yine kendi sözlerinizle suçlu çıkarılacaksınız. (Matta, 12:36-37)

Yüksek sesle şöyle diyordu: “Allah’tan korkun! O’nu yüceltin! Çünkü O’nun yargılama saati geldi. Göğü, yeri, denizi, su pınarlarını Yaratan’a kulluk edin!”(Vahiy, 14:7)

Herkesin yaptığı iş belli olacak, yargı günü ortaya çıkacak. Herkesin işi ateşle açığa vurulacak. Ateş her işin niteliğini sınayacak. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 3:13)

Allah’ın yargı kürsüsü önüne hepimiz çıkacağız. Yazılmış olduğu gibi: “Rab şöyle diyor: Varlığım hakkı için her diz önümde çökecek ve her dil Allah olduğumu açıkça söyleyecek.” Böylece her birimiz kendi adına Allah’a hesap verecektir. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 14:10-12)

Görülüyor ki Rab Kendi yolunda yürüyenleri karşılaştıkları denemelerden nasıl kurtaracağını bilir. Doğru olmayanları, özellikle benliğin yozlaşmış tutkuları ardından giden ve yetkisini hor görenleri [Allah’ı tenzih ederiz] cezalandırarak yargı gününe dek nasıl alıkoyacağını da bilir. (Petrus’un 2. Mektubu, 2:9-10)

Aldanmayın… İnsan ne ekerse, onu biçer. Kendi doğal benliğine eken [nefsine uyan], benlikten ölüm biçecektir… [Allah için] eken… sonsuz yaşam biçecektir. (Pavlus’tan Galatyalılara Mektup, 6:7-8)

Kutsal Yasa’da söylenenlerin [Allah’ın hükümlerinin]… bütün dünya Allah’a hesap versin diye, Yasa’nın yönetimi altındakilere [Allah’ın emirlerine uymakla sorumlu olanlara] söylendiğini biliyoruz. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 3:19)

Herkes kendi işini sınasın. O zaman başkasının yaptıklarıyla değil, yalnız kendi yaptıklarıyla övünebilir. Herkes kendine düşen yükü taşımalıdır.(Pavlus’un Galatyalılara Mektubu 6:4-5)

Bu nedenle, bu buyrukların en küçüğünden birini kim çiğner ve başkalarına öyle öğretirse, Allah’ın Egemenliğinde [ahirette] en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine getirir ve başkalarına öğretirse, Allah’ın Egemenliğinde [ahirette] büyük sayılacak. (Matta, 5:19)

Atalarımıza, ‘Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak‘ dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, kardeşine öfkelenen herkes yargılanacaktır.Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse… yargılanacaktır.  (Matta, 5:21-22)

Size doğrusunu söyleyeyim, yargı günü o kentin hali Sodom’la Gomora bölgesinin halinden beter olacaktır. (Matta, 10:15)

Ya sen, ey Kefarnahum, göğe mi çıkarılacaksın? Hayır, ölüler diyarına [cehenneme] indirileceksin!… Sana şunu söyleyeyim, yargı günü senin halin Sodom bölgesinin halinden beter olacaktır! (Matta, 11:23-24)

Size şunu söyleyeyim, yargı günü o kentin hali Sodom Kenti’nin halinden beter olacaktır. “Vay haline, ey Horazin! Vay haline, ey Beytsayda! Sizlerde yapılan mucizeler Sur ve Sayda’da yapılmış olsaydı, çoktan çul kuşanıp kül içinde oturarak tövbe etmiş olurlardı. Ama yargı günü sizin haliniz Sur ve Sayda’nın halinden beter olacaktır.”(Luka, 10:12-14)

Beni reddeden ve sözlerimi kabul etmeyen kişiyi yargılayacak [Allah] var. O kişiyi son günde yargılayacak olan…  (Yuhanna, 12:48)

Bu nedenle sen, ey başkasını yargılayan insan, kim olursan ol, özrün yoktur. Başkasını yargıladığın konuda kendini mahkum ediyorsun. Çünkü ey yargılayan sen, aynı şeyleri yapıyorsun. Böyle davrananları Allah’ın haklı olarak yargıladığını biliriz. Bu gibi şeyleri yapanları yargılayan, ama aynısını yapan ey insan, Allah’ın yargısından kaçabileceğini mi sanıyorsun?  (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 2:1-3)

İnatçılığın ve tövbesiz yüreğin yüzünden Allah’ın adil yargısının açıklanacağı gazap günü için kendine karşı gazap biriktiriyorsun. Allah herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 2:5-6)

Yeşaya, İsrail için şöyle sesleniyor: “İsrailoğulları’nın sayısı denizin kumu kadar çok olsa da, ancak pek azı kurtulacak. Çünkü Rab yeryüzündeki yargılama işini tez yapıp bitirecek.” [Allah hesabı çabuk görendir.] (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 9:27-28)

Sizin tarafınızdan ya da olağan bir mahkeme tarafından yargılanırsam hiç aldırmam. Kendi kendimi de yargılamıyorum. Kendimde bir kusur görmüyorum. Ama bu beni aklamaz. Beni yargılayan Rab’dir. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 4:3-4)

Onlar, ölüleri de dirileri de yargılamaya hazır olan Allah’a hesap verecekler. (Petrus’un 1. Mektubu, 4:5)

Çünkü yargının… başlayacağı an gelmiştir… (Petrus’un 1. Mektubu, 4:17)

Yargı gününde cesaretimiz olsun diye, [iman edenler için] sevgi böylelikle içimizde yerleşik kılınmıştır… (Yuhanna’nın 1. Mektubu, 4:17)

Kurtarıcımız tek Allah, sizi düşmekten alıkoyacak, büyük sevinç içinde lekesiz olarak Yüce Huzuruna çıkaracak güçtedir. Yücelik, ululuk, güç ve yetki… bütün çağlardan önce, şimdi ve bütün çağlar boyunca Allah’ın olsun! Amin. (Yahuda’nın Mektubu, 1:24-25)

Kıyamet Gününe İman

Kendinize dikkat edin! Yürekleriniz sefahat, sarhoşluk ve bu yaşamın kaygılarıyla ağırlaşmasın. O gün, üzerinize bir tuzak gibi aniden inmesin. Çünkü o gün bütün yeryüzünde yaşayan herkesin üzerine gelecektir. Her an uyanık durun, gerçekleşmek üzere olan bütün bu olaylardan kurtulabilmek… için dua edin. (Luka, 21:34-36)

Ama o günlerde, o sıkıntıdan sonra, ‘Güneş kararacak, Ay ışığını vermez olacak, yıldızlar gökten düşecek‘… (Markos, 13:24-25)

Ama Rab’bin günü hırsız gibi [aniden] gelecek. O gün gökler büyük bir gürültüyle ortadan kalkacak, maddesel öğeler yanarak yok olacak, yer ve yeryüzünde yapılmış olan herşey yanıp bitecek… O gün gökler yanarak yok olacak, maddesel öğeler şiddetli ateşte eriyecektir. (Petrus’un İkinci Mektubu, 3:10-12)

O günü ve o saati ne gökteki melekler, ne de İsa bilir; Allah’tan başka kimse bilmez… Dikkat edin, uyanık durun, dua edin. Çünkü o anın ne zaman geleceğini bilemezsiniz. (Markos, 13:32-33)

O günü ve saati, ne gökteki melekler, ne de İsa bilir; Allah’tan başka kimse bilmez.  (Markos, 24:36)

O günlerde gebe olan, çocuk emziren kadınların vay haline!… O günlerde öyle bir sıkıntı olacak ki, Allah’ın var ettiği yaratılışın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, bundan sonra da olmayacaktır. (Markos, 13:17-19)

… Onun beklemediği bir günde, ummadığı bir saatte gelecek, onu şiddetle cezalandıracak ve ikiyüzlülerle bir tutacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. (Matta, 24:50-51)

Haksızlıkla gerçeğe engel olan insanların bütün Allah’sızlık ve haksızlığına karşı Allah’ın gazabı gökten açıkça gösterilir… Allah hepsini gözlerinin önüne serdi. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 1:18-19)

Dinleyin şimdi ey zenginler, başınıza gelecek felaketlerden ötürü feryat ederek ağlayın. Servetiniz çürümüş, giysinizi güve yemiştir. Altınlarınız, gümüşleriniz pas tutmuştur. Bunların pası size karşı tanıklık edecek, etinizi ateş gibi yiyecektir. Son günlerde servetinize servet kattınız. Bakın, ekinlerinizi biçmiş olan işçilerin haksızca alıkoyduğunuz ücretleri size karşı haykırıyor… Yeryüzünde zevk ve bolluk içinde yaşadınız. Kıtal günü [azap günü]için kendinizi besiye çektiniz. (Yakup’un Mektubu, 5:1-5)

Cennete İman

Elçiliğim, yalan söylemeyen Allah’ın zamanın başlangıcından önce vaat ettiği sonsuz yaşam [cennet] umudunadayanmaktadır. (Pavlus’tan Titus’a Mektup, 1:2)

İsa Yahudilere şöyle karşılık verdi:.. “Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni Gönderene [Allah’a] iman edenin [cennette] sonsuz yaşamı vardır...” (Yuhanna, 5:19-24)

Rab beni her kötülükten kurtarıp güvenlik içinde Allah’ın Egemenliğine [cennete] ulaştıracak. Sonsuzlara dek O’na yücelik olsun! Amin. (Pavlus’tan Timoteos’a 2. Mektup, 4:18)

Geçici yiyecek için değil, [cennetteki] sonsuz yaşam boyunca kalıcı yiyecek için çalışın… (Yuhanna, 6:27)

Size doğrusunu söyleyeyim, iman edenin [cennette] sonsuz yaşamı vardır.  (Yuhanna, 6:47)

Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar. Bunun yerine kendinize gökte [cennette] hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar. Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır. (Matta, 6:19-21)

Allah’ın Kendisi’ni sevenler için hazırladıklarını hiçbir göz görmedi, hiçbir kulak duymadı, hiçbir insan yüreği kavramadı. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 2:9)

Doğru kişiler, o zaman Allah’ın Egemenliğinde [cennette] Güneş gibi parlayacaklar. Kulağı olan işitsin!… Çağın sonunda da böyle olacak. Melekler gelecek, kötü kişileri doğruların arasından ayırıp kızgın fırına atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. İsa, “Bütün bunları anladınız mı?” diye sordu. “Evet” karşılığını verdiler. (Matta, 13:43-51)

O günden sonra İsa şu çağrıda bulunmaya başladı: “Tövbe edin! Çünkü Allah’ın Egemenliği [ahiret hayatı] yaklaştı.“(Matta, 4:17)

İsa konuşmaya başlayıp onlara şunları öğretti: “… Allah’ın Egemenliği [cennet] onlarındır… Onlar teselli edilecekler. Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar. Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar. Ne mutlu merhametli olanlara! Çünkü onlar merhamet bulacaklar. Ne mutlu yüreği temiz olanlara! Çünkü onlar Allah’ı görecekler. [Salih müminlerin cennet nimeti olarak Allah’ın Yüce Zatı’nın tecellisini görmeleri kastedilmektedir.] Ne mutlu barışı sağlayanlara!… Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Çünkü Allah’ın Egemenliği [cennet] onlarındır.Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevinin, sevinçle coşun! Çünkügöklerdeki [cennetteki] ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşayan Peygamberlere de böyle zulmettiler.” (Matta, 5:2-12)

Bu sırada öğrencileri İsa’ya yaklaşıp, “Allah’ın Egemenliğinde [ahirette] en büyük kimdir?” diye sordular. İsa, yanına küçük bir çocuk çağırdı, onu orta yere dikip şöyle dedi: “Size doğrusunu söyleyeyim, [kötü olan] yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Allah’ın Egemenliğine [cennete] asla giremezsiniz. Kim bu çocuk gibi alçakgönüllü olursa, Allah’ın Egemenliğinde [ahirette] en büyük odur.” (Matta, 18:1-4)

O’nun [Allah’ın] buyruğunun sonsuz yaşam [cennet] kazandırdığını biliyorum. Bunun için ne söylüyorsam, Allah’ın bana söylediği gibi söylüyorum.(Yuhanna, 12:50)

İman uğrunda yüce mücadeleyi sürdür. [cennette] sonsuz yaşama sımsıkı sarıl. Bunun için çağrıldın ve birçok tanık önünde yüce inancı açıkça benimsedin. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 6:12)

Allah’ın huzur diyarına [cennete] girme vaadi hâlâ geçerliyken, herhangi birinizin buna erişmemiş sayılmasından korkalım. Çünkü biz de onlar gibi iyi haberi aldık. Ama onlar duydukları sözü imanla birleştirmediklerinden dolayı, bunun kendilerine bir yararı olmadı. Biz inanmış olanlar huzur diyarına[cennete] gireriz. Nitekim Allah şöyle demiştir: “Gazaba geldiğimde ant içtiğim gibi, onlar huzur diyarıma [cennete] asla girmeyecekler.” (İbranilere Mektup, 4:1-3)

Demek ki, bazılarının huzur diyarına [cennete] gireceği kesindir. Daha önce iyi haberi almış olanlar söz dinlemedikleri için o diyara giremediler.(İbranilere Mektup, 4:6)

Bu nedenle, herhangi birimizin aynı tür söz dinlemezlikten ötürü düşmemesi için o huzur diyarına [cennete] girmeye gayret edelim. (İbranilere Mektup, 4:11)

Bu konuda yine diyor ki, “Onlar huzur diyarıma [cennete] asla girmeyecekler. (İbranilere Mektup, 4:5)

… Huzur diyarına [cennete] kimlerin girmeyeceğine dair ant içti. Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya [cennete] giremediler. (İbranilere Mektup, 3:18-19)

… Ey kötülük yapanlar! “İbrahim’i, İshak’ı, Yakup’u ve bütün Peygamberleri Allah’ın Egemenliğinde [cennette], kendinizi ise dışarı atılmış gördüğünüz zaman, aranızda ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.” (Luka, 13:27-28)

Allah, herkese, yaptıklarının karşılığını verecektir. Durmadan iyilik ederek yücelik, saygınlık… arayanlara sonsuz yaşamı [cenneti] verecek… (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 2:6-7)

… Bunlar [kötüler] sonsuz azaba [cehenneme], doğrular ise sonsuz yaşama [cennete] gidecekler.  (Matta, 25:46)

Biz Allah’ın vaadine göre, doğruluğun barınacağı yeni gökleri ve yeni yeryüzünü bekliyoruz. Bunun için sevgili kardeşlerim, madem ki bunları bekliyorsunuz, Allah’ın önünde lekesiz, kusursuz ve barış içinde bulunmaya gayret edin. (Petrus’un İkinci Mektubu, 3:13-14)

Allah’ın insanı akladığı, Müjde’de açıklanır. Aklanma yalnız imanla olur. Yazılmış olduğu gibi, “İmanla aklanan insan [cennette] yaşayacaktır.” (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 1:17)

… O’na [Allah’a] iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama [cennete] kavuşsun.  (Yuhanna, 3:16)

“Size doğrusunu söyleyeyim” dedi İsa, “[Allah rızası için] benim ve Müjde’nin uğruna evini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakıp da şimdi, bu çağda çekeceği zulümlerle birlikte yüz kat daha fazla eve, kardeşe, anneye, çocuğa, toprağa ve gelecek çağda sonsuz yaşama [cennete] kavuşmayacak hiç kimse yoktur. Ne var ki, birincilerin birçoğu sonuncu, sonuncuların birçoğu da birinci olacak.” (Markos, 10:29-31)

Cehenneme İman

Kimden korkmanız gerektiğini size açıklayayım: Kişiyi öldürdükten sonra cehenneme atma yetkisine sahip olan Allah’tan korkun. Evet, size söylüyorum, O’ndan korkun. (Luka, 12:5)

Orada [cehennemde] ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır…  (Matta, 22:13)

Deliceler (yabani ağaçlar) nasıl toplanıp ateşte yakılıyorsa, çağın sonunda da böyle olacak… [Allah] meleklerini gönderecek, onlar da insanları günaha düşüren herşeyi, kötülük yapan herkesi… toplayıp kızgın fırına atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır… Çağın sonunda da böyle olacak. Melekler gelecek, kötü kişileri doğruların arasından ayırıp kızgın fırına atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır… [Ahiret sorgusu] denize atılan ve her türlü avı biraraya toplayan balıkçı ağına benzer. İyice dolduğunda onu kıyıya çekerler, oturup işe yarayanları kaplara toplarlar, yaramayanları ise dışarı atarlar. Çağın sonunda durum bu olacak. Melekler çıkıp kötüleri doğrular arasından ayıracak ve yanan ocağa atacaklar. Orada [cehennemde] ağlayış ve diş gıcırtısı olacak. (Matta, 13:40-50)

… [Allah’ın azabı] onun beklemediği bir günde, ummadığı bir saatte gelecek, onu şiddetle cezalandıracak ve ikiyüzlülerle bir tutacak. Orada [cehennemde] ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.  (Matta, 24:50-51)

Ya sen, ey Kefarnahum, göğe mi çıkarılacaksın? Hayır, ölüler diyarına [cehenneme] indirileceksin! Çünkü sende yapılan mucizeler Sodom’da yapılmış olsaydı, bugüne dek ayakta kalırdı. Sana şunu söyleyeyim, yargı günü senin halin Sodom bölgesinin halinden beter olacaktır! (Matta, 11:23-24)

… Bunlar [kötüler] sonsuz azaba [cehenneme], doğrular ise sonsuz yaşama [cennete] gidecekler. (Matta, 25:46)

… Ey kötülük yapanlar! “İbrahim’i, İshak’ı, Yakup’u ve bütün Peygamberleri Allah’ın Egemenliğinde [cennette], kendinizi ise dışarı atılmış gördüğünüz zaman, aranızda ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır.” (Luka, 13:27-28)

Ya sen, ey Kefarnahum, göğe mi çıkarılacaksın? Hayır, ölüler diyarına [cehenneme] indirileceksin!… Sana şunu söyleyeyim, yargı günü senin halin Sodom bölgesinin halinden beter olacaktır! (Matta, 11:23-24)

Bir gün yoksul adam öldü… Sonra zengin adam da öldü ve gömüldü. Ölüler diyarında [cehennemde] ızdırap çeken zengin adam başını kaldırıp uzakta İbrahim’i ve onun yanında Lazar’ı gördü. ‘Ey babamız İbrahim, acı bana!’ diye seslendi. ‘Lazar’ı gönder de parmağının ucunu suya batırıp dilimi serinletsin. Bualevlerin içinde azap çekiyorum.‘ İbrahim, ‘Oğlum’ dedi, ‘Yaşamın boyunca senin iyilik payını, Lazar’ın da kötülük payını aldığını unutma. Şimdiyse o burada teselli ediliyor, sen de azap çekiyorsun. Üstelik, aramıza öyle bir uçurum kondu ki, ne buradan size gelmek isteyenler gelebilir, ne de oradan [cehennemden] kimse bize [cennete] gelebilir.’ (Luka, 16:22-26)

Sizi yılanlar, engerekler soyu! Cehennem cezasından nasıl kaçacaksınız? İşte bunun için size peygamberler, bilge kişiler ve din bilginleri gönderiyorum. Bunlardan kimini öldürecek… kimini kamçılayacak, kentten kente kovalayacaksınız. (Matta, 23:33-34)

İncil’de zamansızlık ve kadere iman

İman yoluyla, lütufla [Allah’ın lütfuyla] kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Allah’ın armağanıdır. Kimsenin övünmemesi için iyi işlerin ödülü değildir. Çünkü biz Allah’ın yapıtıyız, O’nun önceden hazırladığı iyi işleri yapmak üzere… yaratıldık.(Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 2:8-10)

Öyle ki, geriye kalan insanlar… bütün uluslar Rab’bi arasınlar. Bunları ta başlangıçtan bildiren Rab, işte böyle diyor.  (Elçilerin İşleri, 15:18)

 Allah nelere gereksinmeniz olduğunu siz daha O’ndan dilemeden önce bilir.(Matta, 6:8)

… Ona İsa adı verildi. Bu, onun anne rahmine düşmesinden önce [Allah’ın izniyle] meleğin kendisine verdiği isimdi.  (Luka, 2:21)

Allah’ım, bana verdiklerinin de bulunduğum yerde benimle birlikte olmalarını… istiyorum. Çünkü dünyanın kuruluşundan önce Sen beni sevdin. Adil Allah, dünya Seni tanımıyor, ama ben Seni tanıyorum. Bunlar da beni Senin gönderdiğini biliyorlar. (Yuhanna, 17:24-25)

Dünyanın kuruluşundan önce bilinen Mesih, çağların sonunda sizin yararınıza ortaya çıktı… [Allah’a] iman ediyorsunuz. Böylece imanınız ve umudunuz Allah’tadır. (Petrus’un 1. Mektubu, 1:20-21)

O’na… iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır… (Yuhanna, 3:18)

Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın ki, Rab’bin Katı’nda bir gün bin yıl ve bin yıl bir gün gibidir.  (Petrus’un 2. Mektubu, 3:8)

O [Allah] Kendi huzurunda sevgide kutsal ve kusursuz olmamız için dünyanın kuruluşundan önce bizi… seçti. Kendi isteği ve iyi amacı uyarınca…Kendisi’ne… [kul] olalım diye bizi önceden belirledi.  (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 1:4-5)

Allah bizi yaptıklarımıza göre değil, Kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp kutsal bir yaşama çağırdı. Bu lütuf bize zamanın başlangıcından önce Mesih İsa’da [Hz. İsa (as)’a Allah rızası için uymamızla] bağışlanmış, şimdi de onun gelişiyle açığa çıkarılmıştır…  (Pavlus’tan Timoteos’a Mektup, 1:9-10)

Bazı kişilerin günahları bellidir, yargı kürsüsüne kendilerinden önce ulaşır… iyi işler de bellidir… (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 5:24-25)

Allah’ın sevdiği kardeşlerim, sizleri O’nun [iman eden kullar olarak] seçtiğini biliyoruz. (Pavlus’un Selaniklilere 1. Mektubu, 1:4)

Zamanın başlangıcından önce Allah’ın bizim yüceliğimiz için belirlediği bu bilgeliği, bu çağın önderlerinden hiçbiri anlamadı… Yazılmış olduğu gibi, “Allah’ın Kendisi’ni sevenler için hazırladıklarını, hiçbir göz görmedi, hiçbir kulak duymadı, hiçbir insan yüreği kavramadı.” (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 2:7-9)

Bunun üzerine onu [Hz. İsa (as)’ı] yakalamak istediler, ama kimse ona el sürmedi. Çünkü onun saati henüz gelmemişti.  (Yuhanna, 7:30)

İsa bu sözleri mescitte öğretirken, bağış toplanan yerde söyledi. Kimse onu yakalamadı. Çünkü saati henüz gelmemişti. (Yuhanna, 8:20)

… Allah’ın eski çağlardan beri kutsal Peygamberlerinin ağzından bildirdiği gibi, herşeyin yeniden düzenleneceği zamana dek İsa’nın gökte [Allah Katında] kalması gerekiyor.  (Elçilerin İşleri, 3:18-21)

… Mübarek kulun İsa’ya karşı biraraya geldiler. Senin Kendi gücün ve isteğinle önceden kararlaştırdığın herşeyi gerçekleştirdiler.  (Elçilerin İşleri, 4:27-28)

İman eden kadına ne mutlu! Çünkü Rab’bin ona söylediği sözler gerçekleşecektir. (Luka, 1:45)

Allah… İsa Mesih’le ilgili bu Müjde’yi Peygamberleri aracılığıyla Kutsal Yazılar’da önceden vaat etti.  (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 1:2)

“Hepiniz için söylemiyorum, ben [Allah’ın izniyle] seçtiklerimi bilirim. Ama, ‘Ekmeğimi yiyen bana ihanet etti’ diyen Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi için böyle olacak. Size şimdiden, bunlar olmadan önce [Allah’ın izniyle] söylüyorum ki, bunlar olunca, benim o olduğuma inanasınız.” (Yuhanna, 13:18-19)

Allah’ın, Kendisi’ni sevenler, amacı uyarınca [imana] çağrılmış olanlar için her durumda iyilik sağladığını biliriz… Allah önceden belirlediği kişileri çağırdı, çağırdıklarını akladı ve akladıklarını yüceltti. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 8:28-30)

Yüceltmek üzere önceden hazırlayıp merhamet ettiklerine, yüceliğinin zenginliğini göstermek için bunu yaptıysa, ne diyelim? Yalnız Yahudiler arasından değil, öteki uluslar arasından da çağırdığı bu insanlar biziz. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 9:23-24)

Allah’ın seçtiği kişilerin iman etmeleri, Allah yoluna uygun gerçeği anlamaları için Allah’ın kulu ve İsa Mesih’in elçisi atanan ben Pavlus’tan selam! Elçiliğim… Allah’ın zamanın başlangıcından önce vaat ettiği [cennetteki] sonsuz yaşam umuduna dayanmaktadır. Kurtarıcımız Allah’ın buyruğuyla bana emanet edilen bildiride Allah, Kendi sözünü uygun zamanda açıklamıştır. (Pavlus’tan Titus’a Mektup, 1:1-3)

Göğü ve göktekileri, yeri ve yerdekileri, denizi ve denizdekileri yaratanın, sonsuzluklar boyunca yaşayanın hakkı için ant içip dedi ki, “… Allah’ın vaadi tamamlanacak. Nitekim Allah bunu, kulları Peygamberlere müjdelemişti.”  (Vahiy, 10:6-7)

Ama biz, ey Rab’bin sevdiği kardeşler, sizler için her zaman Allah’a şükran borçluyuz. Çünkü Allah… gerçeğe inanarak kurtulmanız için sizi ta başlangıçtan seçti [kaderde mümin olarak yarattı]. (Pavlus’tan Selaniklilere 2. Mektup, 2:13)

İsa onlara, “Allah’ın Kendi yetkisiyle belirlemiş olduğu zamanları ve tarihleri sizin bilmenize izin yoktur” karşılığını verdi. (Elçilerin İşleri, 1:7)

Öteki uluslardan olanlar bunu işitince sevindiler ve Rab’bin sözünü yücelttiler. Sonsuz yaşam [cennet] için belirlenmiş olanların hepsi iman etti.(Elçilerin İşleri, 13:48)

Bu sıkıntılardan ötürü kimse sarsılmasın diye sizi imanda güçlendirip yüreklendirmesini istedik. Sıkıntılardan geçmek için belirlendiğimizi siz de biliyorsunuz. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 3:3)

… İmansızlar Allah’ın sözünü dinlemedikleri için tökezlerler. Zaten tökezlemek üzere belirlenmişlerdir [kaderde başarısız olacakları şekilde yaratılmışlardır]. (Petrus’un 1. Mektubu, 2:8)

… Allah Mesih’i belirlenen zamanda ortaya çıkaracaktır. Onur ve kudret sonsuza dek O’nun [Allah’ın] olsun! Amin. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 6:15-16)

İnsanoğlu [Hz. İsa (as)], belirlenmiş olan yoldan gidiyor… (Luka, 22:22)

İncil’de Meleklere iman

Melek ona şöyle karşılık verdi: “Ben Allah’ın huzurunda duran Cebrail’im. Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim.”  (Luka, 1:19)

Çünkü şöyle yazılmıştır: ‘Allah, seni korumaları için meleklerine buyruk verecek.’ Ayağın bir taşa çarpmasın diye seni elleri üzerinde taşıyacaklar.’ [Hz. İsa(as)’a zarar gelmesin diye koruyacaklar.] (Luka, 4:10-11)

… Allah, melek Cebrail’i… bir kıza gönderdi. Kızın adı Meryem’di. Onun yanına giren melek, “Ey Allah’ın lütfuna erişen kız, selam! Rab seninledir” dedi.Söylenenlere çok şaşıran Meryem, bu selamın ne anlama gelebileceğini düşünmeye başladı. Ama melek ona, “Korkma Meryem” dedi, “sen Allah’ın lütfuna eriştin. Bak, gebe kalıp bir oğul doğuracaksın, adını İsa koyacaksın. O büyük olacak…” Meryem meleğe, “Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki” dedi. Melek ona şöyle cevap verdi: “… Allah’ın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.” “Ben Rab’bin kuluyum” dedi Meryem, “bana dediğin gibi olsun.” Bundan sonra melek onun yanından ayrıldı.(Luka, 1:26-38)

Rab’bin bir meleği onlara göründü… Büyük bir korkuya kapıldılar. Melek ise onlara, “Korkmayın!” dedi. “Size, tüm halk için büyük sevinç kaynağı olacak bir müjde getiriyorum…” (Luka, 2:9-11)

İsa ona şöyle karşılık verdi: “Çekil git, Şeytan! ‘Allah’ın olan Rab’be tap, yalnız O’na kulluk et’ diye yazılmıştır.” Bunun üzerine iblis İsa’yı bırakıp gitti.Melekler de gelip İsa’ya hizmet ettiler.  (Matta, 4:10-11)

“Deliceler [yabani ağaçlar] nasıl toplanıp ateşte yakılıyorsa, çağın sonunda da böyle olacak… [Allah] meleklerini gönderecek, onlar da insanları günaha düşüren herşeyi, kötülük yapan herkesi… toplayıp kızgın fırına [cehenneme] atacaklar. (Matta, 13:40-42)

Çağın sonunda da böyle olacak. Melekler gelip kötü kişileri doğruların arasından ayıracaklar ve onları kızgın fırına [cehenneme] atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. “Bütün bunları anladınız mı?” diye sordu İsa. (Matta, 13:49-50)

… [Allah] meleklerini gönderecek ve onlar, O’nun seçtiklerini, göklerin bir ucundan öbür ucuna kadar dört yelden alıp biraraya toplayacaklar. (Matta, 24:30-31; Markos, 13:26-27)

O günü ve saati, ne gökteki melekler, ne de İsa bilir; Allah’tan başka kimse bilmez. (Matta, 24:36)

O zaman İsa ona, “… Allah’ımdan… istesem, hemen şu an bana on iki tümenden fazla melek gönderir.” (Matta, 26:52-53; Markos, 13:32)

… Rab’bin bir meleği gökten indi… Görünüşü şimşek gibi, giysileri ise kar gibi bembeyazdı. Nöbetçiler korkudan titremeye başladılar, sonra ölü gibi yere yıkıldılar. Melek kadınlara şöyle seslendi: “Korkmayın!…” (Matta, 28:2-5)

Ama böyle düşünmesi üzerine Rab’bin bir meleği ona rüyada görünerek şöyle dedi: “… Korkma… Meryem bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın…”(Matta, 1:20-21)

Yusuf uyanınca Rab’bin meleğinin kendisine buyurduğu gibi yaptı…  (Matta, 1:24)

… Rab’bin bir meleği Yusuf’a rüyada göründü. Ona, “Kalk!” dedi. “Çocuğu ve annesini al ve Mısır’a git. Ben sana haber verinceye dek orada kal. Çünkü Hirodes çocuğu öldürmek amacıyla onu arayacak.” (Matta, 2:13)

Hirodes öldükten sonra, Rab’bin bir meleği Mısır’da Yusuf’a rüyada görünerek, “Kalk!” dedi. “Çocuğu ve annesini al, İsrail diyarına dön. Çünkü çocuğu öldürmek isteyenler öldü.” (Matta, 2:19-20)

… Bütün halk topluluğu dışarıda dua ediyordu. Bu sırada, Rab’bin bir meleği… Zekeriya’ya göründü. Zekeriya onu görünce şaşırdı, korkuya kapıldı. Melek ona, “Korkma, Zekeriya” dedi, “duan kabul edildi. Karın Elizabet sana bir oğul doğuracak, onun adını Yahya koyacaksın. Sevinip coşacaksın. Birçokları da onun doğumuna sevinecek. O, Rab’bin gözünde büyük olacak. Hiç şarap ve içki içmeyecek; daha annesinin rahmindeyken Allah’ın Ruhu’yla dolacak [Allah’ın rızasını kazanan bir ahlaka sahip olacak]. İsrailoğullarından birçoğunu, Allah’ları olan Rab’be döndürecek…” Zekeriya meleğe, “Bundan nasıl emin olabilirim?” dedi. “Çünkü ben yaşlandım, karımın da yaşı ilerledi.” Melek ona şöyle karşılık verdi: “Ben Allah’ın huzurunda duran Cebrail’im. Seninle konuşmak ve bu müjdeyi sana bildirmek için gönderildim… Bunların gerçekleşeceği güne dek konuşamayacaksın.” (Luka, 1:10-20)

Birdenbire Rab’bin bir meleği göründü ve hücrede bir ışık parladı. Melek, Petrus’un göğsüne dokunup onu uyandırdı. “Çabuk, kalk!” dedi. O anda zincirler Petrus’un bileklerinden düştü. Melek ona, “Kuşağını bağla, çarıklarını giy” dedi. Petrus da söyleneni yaptı. “Abanı giy, beni izle” dedi melek. Petrus onu izleyerek dışarı çıktı. Ama meleğin yaptığının gerçek olduğunu anlamıyor, bir hayal gördüğünü sanıyordu. O zaman kendine gelen Petrus, “Rab’bin bana meleğini gönderdiğini şimdi gerçekten anlıyorum” dedi. “O beni Hirodes’in elinden ve Yahudi halkının uğrayacağımı umduğu tüm belalardan kurtardı.” (Elçilerin İşleri, 12:7-11)

Bundan sonra göğün ortasında uçan başka bir melek gördüm. Bu melek, yeryüzünde yaşayanlara her ulusa ve her oymağa, her dile ve her halka iletmek üzere sonsuza dek kalıcı olan Müjde’yi getiriyordu [Allah’ın vahyini ulaştırıyordu]. Yüksek sesle şöyle diyordu:”Allah’tan korkun! O’nu yüceltin! Çünkü O’nun yargılama saati geldi. Göğü, yeri, denizi ve su pınarlarını yaratana tapının!” (Vahiy, 14:6-7)

… Melekler, otoriteler ve güçler O’na [Allah’a] tabidir. (Petrus’un 1. Mektubu, 3:22)

Bütün melekler, kurtuluşu miras alacaklara hizmet etmek için gönderilen görevli ruhlar değil midir? (İbranilere Mektup, 1:14)

Ama geceleyin Rab’bin bir meleği zindanın kapılarını açıp onları dışarı çıkarttı. “Gidin! Mescide girip bu yeni yaşamla ilgili sözlerin hepsini halka duyurun” dedi. (Elçilerin İşleri, 5:19-20)

… Melekler aracılığıyla buyrulan Yasa’yı [Allah’ın vahyi olan emir ve yasaklarını] alıp da buna uymayan sizler, şimdi de adil olana ihanet ettiniz…(Elçilerin İşleri, 7:52)

Bu arada Rab’bin bir meleği Filipus’a şöyle seslendi: “Kalk, güneye doğru, Kudüs’ten Gazze’ye inen yola, çöl yoluna git.” Filipus da kalkıp gitti…(Elçilerin İşleri, 8:26-27)

Bir gün saat üç sularında, bir görümde Allah’ın bir meleğinin kendisine geldiğini açıkça gördü. Melek ona, “Kornelyus” diye seslendi. (Elçilerin İşleri, 10:3)

… Sonra geldiler… İsa’nın yaşamakta olduğunu bildiren melekler gördüklerini söylediler. (Luka, 24:23)

… Kutsal bir melek ona, seni evine çağırtıp senin söyleyeceklerini dinlemesini buyurdu. (Elçilerin İşleri, 10:22)

Adam bize, evinde beliren meleği nasıl gördüğünü anlattı. Melek ona şöyle demiş: ‘Yafa’ya adam yolla, Petrus diye tanınan Simun’u çağırt. O sana, seninle tüm ev halkının kurtuluş bulacağı sözler söyleyecek.’ (Elçilerin İşleri, 11:13-14)

Belirlenen günde krallık giysilerini giymiş olan Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı. Halk… bağırıyordu. O anda Rab’bin bir meleği Hirodes’i vurdu [canını aldı]. Çünkü Allah’a ait olan yüceliği kendine mal etmişti. İçi kurtlarca kemirilerek can verdi. (Elçilerin İşleri, 12:21-23)

Kanımca Allah biz elçileri, ölüm hükümlüleri gibi en geriden gelenler olarak gözler önüne serdi. Hem melekler hem insanlar için, tüm evren için seyirlik olduk. (Pavlus’un Korintlilere 1. Mektubu, 4:9)

Eğer insanların ve meleklerin dilleriyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran bir bakır ya da çınlayan bir zilden farkım olmaz. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 13:1)

… İsa… güçlü melekleriyle gökten gelip [Allah Katından nüzul edip] göründüğü zaman olacak.(Pavlus’tan Selaniklilere 2. Mektup, 1:7-8)

 O [Hz. İsa (as)], bedende göründü… meleklerce görüldü, uluslara tanıtıldı, dünyada ona iman edildi, yücelik içinde yukarı [Allah Katı’na] alındı. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 3:16)

Bu söylediklerimi, taraf tutmadan ve hiç kimseyi kayırmadan yerine getirmen için seni Allah’ın, Mesih İsa’nın ve seçilmiş meleklerin önünde uyarıyorum. Birinin üzerine ellerini koymakta aceleci davranma, başkalarının günahlarına ortak olma. Kendini temiz tut. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 5:21-22)

Çünkü melekler aracılığıyla bildirilmiş olan söz geçerli olduysa, her suç ve her sözdinlemezlik hak ettiği karşılığı aldıysa, bu kadar büyük kurtuluşu görmezlikten gelirsek nasıl kurtulabiliriz?(İbranilere Mektup, 2:2-3)

… Melekler bile, güç ve kudrette daha üstün oldukları halde bu varlıkları Rab’bin önünde söverek yargılamazlar. (Petrus’un 2. Mektubu, 2:11)

… Mikail bile… onu yargılamaya kalkışmadı. (Yahuda’nın Mektubu, 9)

… [Allah] gönderdiği meleği aracılığıyla bunu kulu Yuhanna’ya iletti. (Vahiy, 1:1)

Yüksek sesle, “Tomarı açmaya, mühürlerini çözmeye kim layıktır?” diye seslenen güçlü bir melek de gördüm. Ama ne gökte, ne yeryüzünde, ne de yer altında tomarı açıp içine bakabilecek kimse yoktu. (Vahiy, 5:2-3)

Sonra, gökten inen başka bir güçlü melek gördüm… (Vahiy, 10:1)

Sekizinci gün… ona İsa adı verildi. Bu, onun anne rahmine düşmesinden önce meleğin kendisine verdiği isimdi.  (Luka, 2:21)

İncil’de imanın gerekleri

Allah’a Şükretmek



Her durumda şükredin. Çünkü Allah’ın sizin için istediği budur.
 (Pavlus’un Selaniklilere 1. Mektubu, 5:18)

Allah’ın size bağışladığı olağanüstü lütuftan dolayı sizler için dua ediyor, sizi özlüyorlar. Sözle anlatılamayan armağanı için Allah’a şükürler olsun!  (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 9:14-15)

Bunun üzerine İsa, halka yere oturmalarını buyurdu. Sonra yedi ekmeği aldı, şükredip bunları böldü,dağıtmaları için öğrencilerine verdi. Onlar da halka dağıttılar. Birkaç küçük balıkları da vardı. İsa şükredip bunları da dağıtmalarını söyledi. (Markos, 8:6-7)

Oysa Allah’ın yarattığı herşey iyidir, hiçbir şey reddedilmemeli; yeter ki, şükranla kabul edilsin. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 4:4)
Kendinizi duaya verin. Duada uyanık kalın, şükredin.  (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 4:2)

Belli bir günü kutlayan, Rab için kutlar. Herşeyi yiyen, Allah’a şükrederek Rab için yer. Bazı şeyleri yemeyen de Rab için yemez ve Allah’a şükreder.  (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 14:6)

 Bizi zafere ulaştıran Allah’a şükürler olsun! Bu nedenle, sevgili kardeşlerim, Rab yolunda verdiğiniz emeğin boşa gitmeyeceğini bilerek dayanın, sarsılmayın, Rab’bin işinde her zaman gayretli olun. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 15:57-58)

Aranızda açık saçıklık, budalaca konuşmalar, bayağı şakalar da olmasın. Bunlar size yakışmaz. Bunun yerine şükredin. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 5:4)

Birbirinize mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler söyleyin; yürekten Rab’be ezgiler, mezmurlar okuyun; durmadan, herşey için… Allah’a şükredin; [Allah rızası için] Mesih’e duyduğunuz saygıdan ötürü birbirinize bağımlı olun. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 5:19-21)

Sizi hatırladıkça Allah’ıma şükrediyorum. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 1:3)

… Şükredici olun! Mesih’in sözü bütün zenginliğiyle içinizde yaşasın. Tam bir bilgelikle birbirinize öğretin, öğüt verin, mezmurlar, ilahiler, ruhsal ezgiler söyleyerek yüreklerinizde şükranla Allah’a nağmeler yükseltin. Söylediğiniz, yaptığınız herşeyi.. Allah’a şükrederek yapın. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 3:15-17)

Dualarımızda sizleri anıyor, her zaman hepiniz için Allah’a şükrediyoruz. İmanın ürünü olan etkinliğinizi, sevgiye dayanan emeğinizi ve… İsa Mesih’e bağladığınız umuttan kaynaklanan dayanıklılığınızı Allah’ın huzurunda durmadan anıyoruz. (Pavlus’un Selaniklilere 1. Mektubu, 1:2-3)

Şükranla dolup taşarak O’nda [Allah’a bağlılıkta] köklenin ve gelişin, size öğretildiği gibi imanda güçlenin. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 2:7)

O anda İsa… şöyle dedi: “Allah, yerin ve göğün Rabbi! Bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden gizleyip küçük çocuklara açtığın için Sana şükrederim. Evet Allah, Senin isteğin buydu.” (Luka, 10:21; Matta, 11:25)

[Hz. İsa (as):] “Onları aç aç evlerine gönderirsem, yolda bayılırlar. Hem bazıları uzak yoldan geliyor.” Öğrencileri buna karşılık, “Böyle ıssız bir yerde bu kadar kişiyi doyuracak ekmeği insan nereden bulabilir?” dediler. İsa, “Kaç ekmeğiniz var?” diye sordu. “Yedi tane” dediler. Bunun üzerine İsa, halka yere oturmalarını buyurdu. Sonra yedi ekmeği aldı, şükredip bunları böldü, dağıtmaları için öğrencilerine verdi. Onlar da halka dağıttılar. Birkaç küçük balıkları da vardı. İsa şükredip bunları da dağıtmalarını söyledi. Herkes yiyip doydu. Artakalan parçalardan yedi küfe dolusu topladılar. Orada yaklaşık dört bin kişi vardı. (Markos, 8:3-10)

Allah’a sürekli şükretmemiz için bir neden daha var: Allah sözünü bizden duyup kabul ettiğiniz zaman bunu insan sözü olarak değil, gerçekte olduğu gibi, Allah sözü olarak benimsediniz. Siz imanlılarda etkin olan da bu sözdür. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 2:13)

… Yirmi dört ihtiyar yüzüstü yere kapandı. Allah’a tapınarak şöyle dediler: “Herşeye gücü yeten, var olan, var olmuş olan Rab Allah! Sana şükrediyoruz…” (Vahiy, 11:16-17)

İsa, “Kaç ekmeğiniz var?” diye sordu. “Yedi ekmekle birkaç küçük balığımız var” dediler. Bunun üzerine İsa, halka yere oturmalarını buyurdu. Yedi ekmekle balıkları aldı, şükredip bunları böldü, öğrencilerine verdi. Onlar da halka dağıttılar. Herkes yiyip doydu. Artakalan parçalardan yedi küfe dolusu topladılar. Yemek yiyenlerin sayısı, kadın ve çocuklar hariç, dört bin erkekti. (Matta, 15:34-38)

Tam o sırada ortaya çıkan Anna, Allah’a şükrederek Yeruşalim’in kurtuluşunu bekleyen herkese [Allah’ın elçisi] İsa’dan söz etmeye başladı. (Luka, 2:38)

Bunun için… İsa’ya [Allah’ın Peygamberi olarak] iman ettiğinizi ve bütün kutsalları [kendini Allah’a adamışları] sevdiğinizi duyduğumdan beri, ben de sizin için sürekli [Allah’a] şükrediyor, sizi dualarımda hep anıyorum.  (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 1:15-16)

Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Allah’a dua edip yalvararak şükranla bildirin. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 4:6)

… Yüzüstü yere kapanıp Allah’a tapınarak şöyle diyorlardı: “Amin! Övgü, yücelik, bilgelik, şükran, saygı, güç, kudret, sonsuzlara dek Allah’ımızın olsun!Amin!” (Vahiy, 7:11-12)

Ama şükürler olsun Allah’a! Eskiden günahın köleleri olan sizler… [size anlatılan] öğretinin özüne yürekten bağlandınız. Günahtan özgür kılınarak doğruluğun köleleri oldunuz. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 6:17-18)

İç varlığımda Allah’ın Yasası’ndan [Allah’ın emir ve yasaklarına uymaktan] zevk alıyorum… Allah’a şükürler olsun! Sonuç olarak ben aklımla Allah’ın Yasası’na… kulluk ediyorum. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 7:22, 25)

Ferisi ayakta kendi kendine şöyle dua etti: “Allah’ım, öbür insanlara –soygunculara, hak yiyenlere, zina edenlere–… benzemediğim için Sana şükrederim.” (Luka, 18:11)

İlkin hepiniz için… Allah’ıma şükrediyorum. Çünkü imanınız bütün dünyada duyuruluyor. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 1:8)

… Öyle ki, atalarımıza verilen sözler doğrulansın ve öteki uluslar merhameti için Allah’ı yüceltsin. Yazılmış olduğu gibi: “Bunun için uluslar arasında Sana şükredeceğim, Adını ilahilerle öveceğim.” (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 15:8-9)

[Allah rızası için] İsa Mesih’in adını her yerde anan herkese, Allah’tan… lütuf ve esenlik olsun. Allah’ın, Mesih İsa’da [Hz. İsa (as) vesilesiyle] size bağışladığı lütuftan ötürü, sizin için her zaman Allah’ıma şükrediyorum. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 1:4)

… Allah’a şükrediyorum. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 1:15)

Şükrederek yemeğe katılırsam, şükrettiğim yiyecekten ötürü neden kınanayım? Sonuç olarak, ne yer ne içerseniz, ne yaparsanız, herşeyi Allah’ın yüceliği için yapın. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 10:30-31)

Size ilettiğimi ben Rab’den öğrendim… İsa eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü… (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 11:23-24)

Ekinciye tohum ve yiyecek ekmek sağlayan Allah, sizin de ekeceğinizi sağlayıp çoğaltacak, doğruluğunuzun ürünlerini artıracaktır. Her durumda cömert olmanız için her bakımdan zenginleştiriliyorsunuz. Cömertliğiniz… Allah’a şükran nedeni oluyor. Yaptığınız bu hizmet yalnız kutsalların [kendini Allah’a adamışların] eksiklerini gidermekle kalmıyor, birçoklarının Allah’a şükretmesiyle de zenginleşiyor. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 9:10-12)

Allah bizi böylesine büyük bir ölüm tehlikesinden kurtardı; daha da kurtaracaktır. Umudumuzu O’na bağladık. Siz de dualarınızla bize yardım ettikçe, bizi yine kurtaracaktır. Öyle ki, birçok kişinin dualarıyla bize sağlanan lütuftan ötürü birçoklarının ağzından bizim için [Allah’a] şükranlar sunulsun.(Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 1:10-11)

Bütün bunlar sizin yararınızadır. Böylelikle Allah’ın lütfu çoğalıp daha çok insana ulaştıkça, Allah’ın yüceliği için şükran da artsın.  (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 4:15)

Bizi her zaman Mesih’in zafer alayında yürüten, O’nu tanımanın güzel kokusunu aracılığımızla her yerde yayan Allah’a şükürler olsun! Çünkü biz hem kurtulanlar hem de mahvolanlar arasında Allah için Mesih’in güzel kokusuyuz. Mahvolanlar için ölüme götüren [cehennemine vesile olan] ölüm kokusu, kurtulanlar içinse yaşama götüren [cennetine vesile olan] yaşam kokusuyuz… (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 2:14-16)

Titus’un yüreğinde sizin için aynı ilgiyi uyandıran Allah’a şükürler olsun! Çünkü Titus yalnız ricamızı kabul etmekle kalmadı, size derin ilgi duyduğu için kendi isteğiyle yanınıza geliyor. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 8:16-17)

Herşeyden önce şunu öğütlerim: Allah yoluna tam bir bağlılık ve ağırbaşlılık içinde sakin ve huzurlu bir yaşam sürelim diye, krallarla bütün üst yöneticiler dahil, bütün insanlar için [Allah’a] dilekler, dualar, yakarışlar veşükürler sunulsun. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 2:1-2)

Durmadan, gece gündüz dualarımda seni anarak atalarım gibi temiz vicdanla kulluk ettiğim Allah’a şükrediyorum.  (Pavlus’tan Timoteos’a 2. Mektup, 1:3)

İsa, “Gitmelerine gerek yok, onlara siz yiyecek verin” dedi. Öğrenciler, “Burada beş ekmekle iki balıktan başka bir şeyimiz yok ki” dediler. İsa, “Onları buraya, bana getirin” dedi. Halka çayıra oturmalarını buyurduktan sonra, beş ekmekle iki balığı aldı, gözlerini göğe kaldırarak şükretti; sonra ekmekleri bölüp öğrencilerine verdi, onlar da halka dağıttılar. Herkes yiyip doydu. Artakalan parçalardan on iki sepet dolusu topladılar. Yemek yiyenlerin sayısı, kadın ve çocuklar hariç, yaklaşık beş bin erkekti. (Matta, 14:16-21)

Yemek sırasında İsa eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve öğrencilerine verdi. “Alın, yiyin” dedi… Sonra bir kase alıp şükretti ve bunu öğrencilerine vererek, “Hepiniz bundan için” dedi. (Matta, 26:26-27; Markos, 14:22-23)

İsa onlara, “Kaç ekmeğiniz var, gidin bakın” dedi. Öğrenip geldiler, “Beş ekmekle iki balığımız var” dediler. İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu. Halk yüzer ellişer kişilik bölükler halinde oturdu. İsa beş ekmekle iki balığı aldı, gözlerini göğe kaldırarak şükretti; sonra ekmekleri böldü ve halka dağıtmaları için öğrencilerine verdi. İki balığı da hepsinin arasında paylaştırdı. Herkes yiyip doydu. Artakalan ekmek ve balıktan on iki sepet dolusu topladılar. Yemek yiyen erkeklerin sayısı beş bin kadardı. (Markos, 6:38-44)

İsa, “Onlara siz yiyecek verin” dedi. “Beş ekmekle iki balıktan başka bir şeyimiz yok” dediler. “Yoksa bunca halk için yiyecek almaya biz mi gidelim?” Orada yaklaşık beş bin erkek vardı. İsa öğrencilerine, “Halkı yaklaşık ellişer kişilik kümeler halinde yere oturtun” dedi. Öğrenciler öyle yapıp herkesi yere oturttular. İsa, beş ekmekle iki balığı aldı, gözlerini göğe kaldırarak şükretti; sonra bunları böldü ve halka dağıtmaları için öğrencilerine verdi. Herkes yiyip doydu. Artakalan parçalardan on iki sepet dolusu toplandı. (Luka, 9:13-17)

Yemek saati gelince İsa, elçileriyle birlikte sofraya oturdu ve onlara şöyle dedi: “… Fısıh yemeğini sizinle birlikte yemeyi çok arzulamıştım…” Sonra kaseyi alarak şükretti ve “Bunu alın, aranızda paylaşın” dedi… Sonra eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve onlara verdi… (Luka, 22:14-19)

Gitmekte oldukları köye yaklaştıkları sırada İsa, yoluna devam edecekmiş gibi davrandı. Ama onlar, “Bizimle kal. Neredeyse akşam olacak, gün batmak üzere” diyerek onu zorladılar. Böylece İsa onlarla birlikte kalmak üzere içeri girdi. Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi. (Luka, 24:28-30)

Pavlus bunları söyledikten sonra ekmek aldı, hepsinin önünde Allah’a şükretti, ekmeği bölüp yemeye başladı. (Elçilerin İşleri, 27:35)

Sonunda Roma’ya vardık. Haberimizi alan Roma’daki kardeşler, bizi karşılamak için Appius Çarşısı’na ve Üç Hanlar’a kadar geldiler. Pavlus onları görünce Allah’a şükretti, yüreklendi.  (Elçilerin İşleri, 28:15)

Öğrencilerinden biri, Simun Petrus’un kardeşi Andreas, İsa’ya dedi ki: “Burada beş arpa ekmeğiyle iki balığı olan bir çocuk var. Ama bu kadar adam için bunlar nedir ki?” İsa, “Halkı yere oturtun” dedi. Orası çayırlıktı. Böylece halk yere oturdu. Yaklaşık beş bin erkek vardı. İsa ekmekleri aldı, şükrettikten sonra oturanlara dağıttı. Balıklardan da istedikleri kadar verdi. Herkes doyunca İsa öğrencilerine, “Artakalan parçaları toplayın, hiçbir şey ziyan olmasın” dedi. Onlar da topladılar. Yedikleri beş arpa ekmeğinden artakalan parçalarla on iki sepet doldurdular. Halk, İsa’nın yaptığı mucizeyi görünce, “Gerçekten dünyaya gelecek olan Peygamber budur” dedi. (Yuhanna, 6:8-14)

Bunun üzerine taşı çektiler. İsa gözlerini gökyüzüne kaldırarak şöyle dedi: “Allah’ım, beni işittiğin [dualarımı kabul ettiğin] için Sana şükrediyorum. Beni her zaman işittiğini biliyordum. Ama bunu, çevrede duran halk için, beni Senin gönderdiğine iman etsinler diye söyledim.” (Yuhanna, 11:41-42)

Herşeye sevinçle katlanıp sabredebilmeniz için O’nun yüce gücüne dayanarak bütün kudretle güçlenmenizi diliyoruz. Bizi kutsalların [kendini Allah’a adamışların]… mirasına ortak olmaya yeterli kılan Allah’a şükretmeniz için dua ediyoruz. O bizi karanlığın hükümranlığından kurtarıp… egemenliğine aktardı… (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 1:11-14)

Allah’ımızın huzurunda sizden ötürü büyük sevinç duymaktayız. Buna karşılık Allah’ımıza sizin için yeterince nasıl şükredebiliriz? Sizinle yüz yüze görüşmek, iman konusundaki eksiklerinizi tamamlamak için gece gündüz var gücümüzle dua ediyoruz. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 3:9-10)

Kardeşler, sizin için her zaman Allah’a şükran borçluyuz. Böyle yapmamız da yerindedir. Çünkü imanınız büyüdükçe büyüyor, her birinizin öbürüne olan sevgisi artıyor. (Pavlus’tan Selaniklilere 2. Mektup, 1:3)

Ama biz, ey Rab’bin sevdiği kardeşler, sizler için her zaman Allah’a şükran borçluyuz. Çünkü Allah… [sizleri] gerçeğe inanarak kurtulmanız için sizi ta başlangıçtan seçti. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 2:13)

Sizler için dua ederken Allah’a… her zaman şükrediyoruz. Çünkü Mesih İsa’ya [Allah’ın Peygamberi olarak] iman ettiğinizi ve bütün kutsalları [kendini Allah’a adamışları] sevdiğinizi duyduk. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 1:3-4)

… [Allah’ın Peygamberi olarak] İsa’ya olan imanını ve bütün kutsallara [kendini Allah’a adamışlara] beslediğin sevgiyi duydukça dualarımda seni anıyor,Allah’ıma sürekli şükrediyorum. (Pavlus’tan Filimon’a Mektup 1:4-5)

Allah’ı bildikleri halde O’nu Allah olarak yüceltmediler, O’na şükretmediler. Tersine, düşüncelerinde budalalığa düştüler; anlayışsız yüreklerini karanlık bürüdü. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 1:21)

Allah’a Tevekkül Etmek*

* Her türlü zorluk ve sıkıntının Allah’tan geldiğini bilip, yalnızca Allah’a güvenmek, Allah’tan yardım dilemek.

Onun için, ayakta sağlam durduğunu sanan dikkat etsin, düşmesin!Herkesin karşılaştığı denemelerden başka denemelerle karşılaşmadınız. Allah güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır.  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 10:12-13)

Bu nedenle, sevgili kardeşlerim, Rab yolunda verdiğiniz emeğin boşa gitmeyeceğini bilerek dayanın, sarsılmayın, Rab’bin işinde her zaman gayretli olun. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 15:58)

Ama biz [ahirette] aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Allah’ın Ruhuna dayanarak, imanla bekliyoruz.  (Pavlus’tan Galatyalılara Mektup, 5:5)

Tersine Allah’ın hizmetkarları olarak olağanüstü dayanmada, sıkıntı, güçlük ve elemlerde, dayak, hapis, karışıklık, emek, uykusuzluk ve açlıkta; pak yaşayışta, bilgi, sabır, iyilik… ve içten sevgide; gerçeğin ilanında ve Allah’ın gücünde; sağ ve sol ellerimizde doğruluğun silahlarıyla… iyi ünde ve kötü ünde, kendimizi her durumda örnek gösteriyoruz. Aldatanlar sayılıyorsak da dürüst kişileriz. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 6:4-8)

Olağan insanlar gibi yaşıyorsak da, insansal güce dayanarak savaşmıyoruz [mücadele etmiyoruz]. Çünkü savaşımızın [fikri mücadelemizin] silahları insansal silahlar değil, kaleleri yıkan Allah’ın gücüne sahip [imana dayalı], [manevi] silahlardır.  (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 10:3-4)

Ama biz, ey Rab’bin sevdiği kardeşler, sizler için her zaman Allah’a şükran borçluyuz. Çünkü Allah… gerçeğe inanarak kurtulmanız için sizi ta başlangıçtan seçti… Öyleyse dayanın, kardeşlerim! İster sözle ister mektupla, size ilettiğimiz öğretilere sımsıkı tutunun… Bizi sevip lütfuyla bize sonsuz cesaret ve sağlam bir umut veren Allah’ımız sizi yüreklendirsin, her iyi eylem ve sözde pekiştirsin.  (Pavlus’tan Selaniklilere 2. Mektup, 2:13-17)

Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, size ne mutlu! İnsanların korktuklarından korkmayın ve telaşlanmayın.  (Petrus’un 1. Mektubu, 3:14)

Bu yüzden onlardan korkmayın. Çünkü [Allah için] örtülü olup da açığa çıkarılmayacak, gizli olup da bilinmeyecek hiçbir şey yoktur... Bedeni öldüren, ama canı öldüremeyenlerden korkmayın. Canı da bedeni de cehennemde yıkıma uğratabilen Allah’tan korkun. (Matta, 10:26-28)

Son olarak Rab’de, O’nun üstün gücüyle güçlenin. İblisin hilelerine karşı durabilmek için Allah’ın sağladığı bütün [manevi] silahları kuşanın. Çünkü savaşımız [fikri mücadelemiz]… bu karanlık dünyanın güçlerine, kötülüğün… ordularına karşıdır. Bu nedenle, kötü günde dayanabilmek, gerekli herşeyi yaptıktan sonra yerinizde durabilmek için Allah’ın bütün [manevi] silahlarını kuşanın. Böylece, belinizi gerçekle kuşatmış, göğsünüze doğruluk zırhını takmış ve ayaklarınıza esenlik müjdesini yayma hazırlığını giymiş olarak yerinizde durun. Bunların hepsine ek olarak, şeytanın bütün ateşli oklarını söndürebileceğiniz iman kalkanını alın.  (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 6:10-16)

Bunu işittiğimiz günden beri biz de sizler için dua etmekten, tam bir bilgelik ve ruhsal anlayışla Allah’ın isteğini bütünüyle bilmenizi sağlamasını dilemekten geri kalmadık. Rab’be yaraşır biçimde yaşamanız, O’nu her yönden hoşnut etmeniz, her iyi işte meyve vererek Allah’ı tanımakta ilerlemeniz için dua ediyoruz. Herşeyi sevinçle karşılayıp sabredebilmeniz için O’nun yüce gücüne dayanarak bütün kudretle güçlenmenizi diliyoruz…  (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 1:9-11)

Ama yanınızdan henüz dönen Timoteos, imanınıza, sevginize ilişkin bize güzel haberler getirdi. Bizi her zaman iyi anılarla hatırladığınızı, sizi görmeyi özlediğimiz kadar sizin de bizi özlediğinizi söyledi. Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle huzur duyduk. Çünkü siz Rab’be bağlı kalırsanız, biz asıl o zaman yaşarız. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 3:6-8)

Giyecek konusunda neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın! Ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler… (Matta, 6:28-29)

Haksız yere acı çeken kişi, Allah rızası için acıya katlanırsa, Allah’ı hoşnut eder. Çünkü günah işleyip dövüldüğünüzde dayanırsanız, bunda övülecek ne var? Ama iyilik edip acı çektiğinizde sebat gösterirseniz, Allah’ı hoşnut edersiniz. Nitekim bunun için çağrıldınız. [Allah rızası için] Mesih, izinden gidesiniz diye… size örnek oldu. O günah işlemedi, ağzından hileli söz çıkmadı. Kendisine sövüldüğünde sövgüyle karşılık vermedi, acı çektiğinde kimseyi tehdit etmedi; davasını, adaletle yargılayan Allah’a bıraktı. (Petrus’un 1. Mektubu, 2:19-23)

Anne babanız, kardeşleriniz, akraba ve dostlarınız bile sizi ele verecek ve bazılarınızı öldürtecekler. Benim adımdan ötürü [Allah rızasına uyarak beni izlediğiniz için] herkes sizden nefret edecek. Ne var ki, başınızdaki saçlardan bir tel bile yok olmayacaktır. Sebat göstermekle canlarınızı [cennetteki sonsuz yaşamı] kazanacaksınız. (Luka, 21:16-19)

Yargı da şudur: Dünyaya ışık geldi, ama insanlar ışık yerine karanlığı sevdiler. Çünkü yaptıkları işler kötüydü. Kötülük yapan herkes ışıktan nefret eder ve yaptıkları açığa çıkmasın diye ışığa yaklaşmaz. Ama gerçeği uygulayan kişi yaptıklarını, Allah’a dayanarak yaptığını göstermek için ışığa gelir.(Yuhanna, 3:19-21)

İçinde bulunduğumuz bu lütfa… imanla kavuştuk ve Allah’ın yüceliğine [rahmetine ve rızasına] erişmek umuduyla övünüyoruz. Yalnız bununla değil,sıkıntılarla da övünüyoruz. Çünkü biliyoruz ki, sıkıntı sebat gücünü, sebat gücü Allah’ın beğenisini, Allah’ın beğenisi de umudu sağlar. Umut düş kırıklığına uğratmaz. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 5:2-5)

Böylece İbrahim sabırla [Allah’a] dayanarak vaade erişti. (İbranilere Mektup, 6:15)

Kardeşlerim, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğinizde bunu büyük sevinçle karşılayın. Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması sebat gücünü oluşturur. Sebat gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, mükemmelliğe erişmiş kişiler olmanız için etkili olsun. İçinizden birinin bilgelikte eksiği varsa, herkese cömertçe… veren Allah’tan istesin; kendisine verilecektir. Yalnız hiç kuşku duymadan, imanla istesin. Çünkü kuşku duyan kişi rüzgarın sürükleyip savurduğu deniz dalgasına benzer. (Yakup’un Mektubu, 1:2-6)

Siz de büyük sıkıntılara karşın, Allah’ın… verdiği sevinçle Allah sözünü kabul ederek bizi... örnek aldınız. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 1:6)

Bu nedenle bizler, katlandığınız bütün zulüm ve sıkıntılar karşısındaki sabır ve imanınızdan ötürü Allah’ın kiliseleri arasında sizinle övünüyoruz. Bütün bunlar Allah’ın adil yargısının belirtisidir. Sonuç olarak, uğrunda acı çektiğiniz Allah Egemenliği’ne [cennete] layık sayılacaksınız. Allah adil olanı yapacak:Size sıkıntı çektirenlere sıkıntı ile karşılık verecek, sıkıntı çeken sizleriyse bizimle birlikte rahata kavuşturacaktır…  (Pavlus’tan Selaniklilere 2. Mektup, 1:4-6)

Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiye katlanamayacaklar. Kulaklarını okşayan sözler duymak için çevrelerine kendi arzularına uygun öğretmenler toplayacaklar. Kulaklarını gerçeğe tıkayıp masallara sapacaklar. Ama sen her durumda ayık ol, sıkıntıya göğüs ger, müjdeci olarak işini yap, görevini tamamla. (Pavlus’tan Timoteos’a 2. Mektup, 4:3-5)

Çekmek üzere olduğun sıkıntılardan korkma!… On gün sıkıntı çekeceksiniz. Ölüm pahasına da olsa sadık kal, sana yaşam tacını [cennetteki sonsuz yaşamı] vereceğim. (Vahiy, 2:10)

Ama Rab güvenilirdir. O sizi pekiştirecek, kötü olandan koruyacaktır.  (Pavlus’un Selaniklilere 2. Mektubu, 3:3)

İsa öğrencilerine şöyle dedi: “Bu nedenle size şunu söylüyorum: ‘Ne yiyeceğiz?’ diye canınız için, ya da ‘ne giyeceğiz?’ diye bedeniniz için kaygılanmayın... Kargalara bakın! Ne eker, ne biçerler; ne kilerleri, ne ambarları vardır. Allah yine de onları doyurur… Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir? Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz? Zambakların nasıl büyüdüğüne bakın! Ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler… Bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Allah’ın sizi de giydireceği ne kadar daha kesindir, ey imanı kıt olanlar! ‘Ne yiyeceğiz, ne içeceğiz?’ diye düşünüp tasalanmayın. Dünya ulusları hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa Allah’ımız, bunlara gereksinmeniz olduğunu bilir. Siz O’nun Egemenliğinin ardından gidin, o zaman size bunlar da verilecektir.” (Luka, 12:22-31; Matta, 6:25-33)

Bu nedenle şimdi kısa bir süre çeşitli denemeler sonucu acı çekmeniz gerekiyorsa da, sevinçle coşmaktasınız… (Petrus’un 1. Mektubu, 1:6)

Rab’be güvenim odur ki, ben de yakında geleceğim. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 2:24)

Ne var ki, önce Müjde’nin bütün uluslara duyurulması gerekir. Sizi tutuklayıp mahkemeye verdiklerinde, ‘Ne söyleyeceğiz?’ diye önceden kaygılanmayın. O anda size ne esinlenirse onu söyleyin. Çünkü konuşan siz değil, Allah… olacak. (Markos, 13:10-11)

“Sizi havra topluluklarının, yöneticilerin ve yetkililerin önüne çıkardıklarında, ‘Kendimizi neyle, nasıl savunacağız?’ ya da, ‘Ne söyleyeceğiz?’ diye kaygılanmayın. Allah… o anda size ne söylemeniz gerektiğini öğretecektir.” (Luka, 12:11-12)

“… Rabbiniz, nelere gereksinmeniz olduğunu daha siz O’ndan dilemeden önce bilir. “ Bunun için siz şöyle dua edin: ‘Doğru yoldan saptırılmamıza izin verme. Kötü olandan bizi kurtar. Çünkü egemenlik, güç ve yücelik sonsuzlara dek Senindir. Amin.’ (Matta, 6:8-13)

Bunun için Rabbimiz’e tanıklık etmekten [Allah’ın varlığının delillerini tasdik etmekten] de, O’nun uğruna tutuklu bulunan benden de utanma. Allah’ın gücüyle Müjde [Allah’ın dini, hükümleri] uğruna benimle birlikte sıkıntıya göğüs ger. Allah bizi, yaptıklarımıza göre değil, Kendi amacına ve lütfuna göre kurtarıp mübarek bir yaşama çağırdı… (Pavlus’tan Timoteos’a 2. Mektup, 1:8-9)

Dar kapıdan girin. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur. [cennetteki sonsuz] yaşama götüren kapı ise dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır. (Matta, 7:13-14)

Kendimizi doğrulukla yargılasaydık, yargılanmazdık. Dünyayla birlikte mahkum olmayalım diye Rab bizi yargılayıp terbiye ediyor. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 11:31-32)

Bu nedenle vaat, Allah’ın lütfuna dayanmak ve İbrahim’in bütün soyu için güvence altına alınmak üzere imana bağlı kılınmıştır… İbrahim zor bir durumdayken birçok ulusun babası olacağına umutla iman etti. [Allah’ın vaadi olan] “Senin soyun böyle olacak” sözüne güveniyordu. Yüz yaşına yaklaşmışken, ölü denebilecek bedenini ve Sara’nın ölü rahmini düşündüğünde imanı zayıflamadı.  (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 4:16-19)

Dünyasal çadırda yaşayan bizler ağır bir yük altında inliyoruz. Asıl istediğimiz soyunmak değil, giyinmektir. Öyle ki, ölümlü olan, yaşam tarafından yutulsun. Bizleri tam bu amaç için hazırlamış ve güvence olarak bize Kendisi’nin Ruhundan vermiş olan Allah’tır. Bu nedenle her zaman cesaretimiz vardır… Gözle görülene değil, imana dayanarak yaşarız. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 5:4-7)

Sizlerse aydınlandıktan sonra acılarla dolu büyük bir mücadeleye dayandığınız o ilk günleri anımsayın. Bazen sitemlere, sıkıntılara uğrayıp seyirlik oldunuz, bazen de aynı durumda olanlarla dayanışma içine girdiniz. Hem hapistekilerin dertlerine ortak oldunuz, hem de daha iyi ve kalıcı bir malınız olduğunu bilerek mallarınızın yağma edilmesini sevinçle karşıladınız. Onun için cesaretinizi yitirmeyin; bu cesaretin ödülü büyüktür. (İbranilere Mektup, 10:32-35)

İman olmadan Allah’ı hoşnut etmek olanaksızdır. Allah’a yaklaşan, O’nun var olduğuna ve Kendisi’ni arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir. İman sayesinde Nuh, henüz olmamış olaylarla ilgili olarak Allah tarafından uyarılınca, Allah korkusuyla ev halkının kurtuluşu için bir gemi yaptı. Bununla dünyayı yargıladı ve imana dayanan doğruluğun mirasçısı oldu. İman sayesinde İbrahim miras alacağı yere gitmesi için çağrılınca, Allah’ın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı. İman sayesinde bir yabancı olarak vaat edilen ülkeye yerleşti. Aynı vaadin ortak mirasçıları olan İshak ve Yakup’la birlikte çadırlarda yaşadı. Çünkü mimarı ve kurucusu Allah olan temelli kenti bekliyordu. (İbranilere Mektup, 11:6-10)

Pavlus, Milet’ten Efes’e haber yollayarak kilisenin ihtiyarlarını yanına çağırttı. Yanına geldikleri zaman onlara şöyle dedi: “Asya İli’ne ayak bastığım ilk günden beri, sizinle bulunduğum bütün süre boyunca, nasıl davrandığımı biliyorsunuz. Yahudiler’in kurduğu düzenlerden çektiğim sıkıntıların ortasında Rab’be tam bir alçakgönüllülükle, gözyaşları içinde kulluk ettim. Yararlı olan herhangi bir şeyi size duyurmaktan, gerek açıkta gerek evden eve dolaşarak size öğretmekten çekinmedim. Hem Yahudiler’i hem de Grekler’i, tövbe edip Allah’a dönmeye ve… İsa’ya [onun Allah’ın elçisi olduğuna] inanmaya çağırdım. Şimdi de… [Allah’a] boyun eğerek Yeruşalim’e gidiyorum. Orada başıma neler geleceğini bilmiyorum… Beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor. Canımı hiç önemsemiyorum, ona değer vermiyorum. Yeter ki yarışı bitireyim ve… [Allah rızası için] İsa’dan aldığım görevi, Allah’ın lütfunu bildiren Müjde’ye [Allah’ın vahyine] tanıklık etme görevini tamamlayayım. (Elçilerin İşleri, 20:17-24)

[Allah rızası için] Mesih’in sevgisinden bizi kim ayırabilir? Sıkıntı mı, elem mi, zulüm mü, açlık mı, çıplaklık mı, tehlike mi, kılıç mı? Yazılmış olduğu gibi: “Senin uğruna bütün gün öldürülüyoruz, kasaplık koyun sayılıyoruz.” Ama bizi seven [Allah] tarafından bu durumların hepsinde galiplerden üstünüz. Eminim ki, ne ölüm, ne yaşam… ne yönetimler, ne şimdiki ne gelecek zaman, ne güçler, ne yükseklik, ne derinlik, ne de yaratılmış başka bir şey bizi… Allah sevgisinden ayırmaya yetecektir. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 8:35-39)

Kardeşler, sizlere Allah’ın Makedonya’daki kiliselerine sağladığı lütuftan söz etmek istiyoruz: Büyük sıkıntılarla denendiklerinde, coşkun sevinçleri ve aşırı yoksullukları tam bir cömertliğe dönüştü. Ellerinden geldiği kadarını, hatta daha fazlasını kendi istekleriyle verdiklerine tanıklık ederim. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 8:1-3)

Bir süre için… sefasını sürmektense, Allah’ın halkıyla [samimi olarak iman edenlerle] birlikte baskı görmeyi yeğledi. [Allah] uğruna aşağılanmayı Mısır hazinelerinden daha büyük zenginlik saydı. Çünkü [ahirette] alacağı ödülü düşünüyordu. Kralın öfkesinden korkmadan imanla Mısır’dan ayrıldı…İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kamış Denizi’nden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular. İsrailliler yedi gün boyunca Eriha surları çevresinde dolandılar; sonunda imanları sayesinde surlar yıkıldı. (İbranilere Mektup, 11:24-30)

Uygun zamanda [Allah’ın] sizi yüceltmesi için… kendinizi alçaltın. Bütün kaygılarınızı O’na yükleyin [Allah’a tevekkül edin], çünkü O sizi korur. Ayık ve uyanık olun. Düşmanınız iblis kükreyen aslan gibi yutacak birini arayarak dolaşıyor. Dünyanın her yerindeki kardeşlerinizin de aynı acıları çektiğini bilerek imanda sarsılmadan iblise karşı direnin… Bütün lütfun kaynağı olan Allah’ın Kendisi kısa bir süre acı çekmenizden sonra sizi yetkinleştirip pekiştirecek, güçlendirip temellendirecektir. (Petrus’un 1. Mektubu, 5:6-10)

Yol kenarındakiler sözü işiten kişilerdir. Ama sonra iblis gelir, inanıp kurtulmasınlar diye sözü yüreklerinden alır götürür. Kayalık yere düşenler, işittikleri sözü sevinçle kabul eden, ama kök salamadıkları için ancak bir süre inanan kişilerdir. Böyleleri denendikleri zaman imandan dönerler. Dikenler arasına düşenler, sözü işiten ama zamanla yaşamın kaygıları, zenginlikleri ve zevkleri içinde boğulan, dolayısıyla olgun ürün vermeyenlerdir. İyi toprağa düşenler ise, sözü işitince onu iyi ve sağlam bir yürekte saklayanlardır. Bunlar sabırla dayanarak ürün verirler. (Luka, 8:12-15)

İsa onlara, “Ulusların kralları, kendi uluslarına egemen kesilirler. İleri gelenleri de kendilerine iyiliksever unvanını yakıştırırlar” dedi. “Ama siz böyle olmayacaksınız. Aranızda en büyük olan, en küçük gibi olsun; yöneten, hizmet eden gibi olsun. Hangisi daha büyük, sofrada oturan mı, hizmet eden mi? Sofrada oturan değil mi? Oysa ben aranızda hizmet eden biri gibi oldum. Denendiğim zamanlar benimle birlikte [Allah rızası için] dayanmış olanlar sizlersiniz.” (Luka, 22:25-28)

Her türlü tesellinin kaynağı olan Allah’a, merhametli Allah’a… övgüler olsun! Kendisi’nden [Allah’tan] aldığımız güçle her türlü sıkıntıda olanları teselli edebilmemiz için bizi bütün sıkıntılarımızda bize güç veriyor… Sıkıntı çekiyorsak, bu sizin rahatınız ve kurtuluşunuz içindir. Rahat oluyorsa bu, bizim çektiğimiz acıların aynısına sebat göstermenizde etkili olacak [Allah’ta] huzur ve güven bulmanız içindir. Size ilişkin umudumuz sarsılmaz. Çünkü acılarımıza olduğu gibi, huzurumuza da ortak olduğunuzu biliyoruz. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 1:3-7)

Bana dedi ki, “Bunlar o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir… Bunun için, Allah’ın… Mescidinde gece gündüz O’na tapınıyorlar…” (Vahiy, 7:15)

İsa, gözlerini öğrencilerine çevirerek şöyle dedi: “Ne mutlu size, ey yoksullar! Çünkü Allah’ın Egemenliği [cennet] sizindir. Ne mutlu size, şimdi açlık çekenler! Çünkü doyurulacaksınız… [Allah rızası için] İnsanoğlu’na [Hz. İsa (as)’a] bağlılığınız yüzünden insanlar sizden nefret ettikleri, sizi toplum dışı edip aşağıladıkları ve adınızı kötüleyip sizi reddettikleri zaman ne mutlu size! O gün sevinin, coşkuyla zıplayın! Çünkü cennetteki ödülünüz büyüktür. Nitekim onların ataları da Peygamberlere böyle davrandılar. (Luka, 6:20-23)

Siz öncelikle O’nun [Allah’ın] Egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün bunlar da verilecektir. O halde yarın için kaygılanmayın… (Matta, 6:33-34)

… Ama bu, kendimize değil, ölüleri dirilten Allah’a güvenmemiz için oldu. Allah bizi böylesine büyük bir ölüm tehlikesinden kurtardı; daha da kurtaracaktır.Umudumuzu O’na bağladık. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 1:9-10)

… Sahip olduklarınızla yetinin… Böylece cesaretle diyoruz ki, “Rab benim yardımcımdır, korkmam; insan bana ne yapabilir?” (İbranililere Mektup, 13:5-6)

… İmanın verdiği tam güvenceyle, yürekten bir içtenlikle Allah’a yaklaşalım. Açıkça benimsediğimiz umuda [Allah’ın yardımına] sımsıkı tutunalım.Çünkü vaat eden Allah güvenilirdir. (İbranililere Mektup, 10:22-23)

Ben de yakında geleceğim, bu konuda Rab’be güveniyorum. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 2:24)

Ama bugüne dek Allah yardımcım oldu. Bu sayede burada duruyor, büyük küçük herkese tanıklık ediyorum. Benim söylediklerim, peygamberlerin ve Musa’nın önceden haber verdiği olaylardan başka bir şey değildir. (Elçilerin İşleri, 26:22)

Dua Etmek

Kendinizi duaya verin. Duada uyanık kalın ve şükredin.  (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 4:2)

İçinizden biri sıkıntıda mı, dua etsin. Sevinçli mi, ilahi söylesin. İçinizden biri hasta mı… Rab’bin adıyla… onun için dua etsinler. İmanla edilen dua hastayı iyileştirecek ve Rab onu ayağa kaldıracaktır. Eğer hasta günah işlemişse, günahları bağışlanacaktır. Bu nedenle, şifa bulmak için günahlarınızı birbirinize itiraf edin vebirbiriniz için dua edin. Doğru kişinin yalvarışı çok güçlü ve etkilidir. (Yakup’un Mektubu, 5:13-16)

… Bütün varlığımla kulluk ettiğim Allah, sizi durmadan, her zaman dualarımda andığıma tanıktır. Allah’ın isteğiyle sonunda bir yol bulup yanınıza gelmek için dua ediyorum. Çünkü ruhça pekişmeniz [manevi olarak güçlenmeniz] için size manevi bir armağan ulaştırmak üzere sizi görmeyi çok istiyorum. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 1:9-11)

Umudunuzla sevinin. Sıkıntıya sabredin. Kendinizi duaya verin.  (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 12:12)

Sürekli dua edin. Her durumda şükredin. Çünkü Allah’ın, Mesih İsa’da sizin için istediği budur… (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 5:17-19)

Kardeşler, bizim için dua edin. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 5:25)

Kendinizi duaya verin. Duada uyanık kalın, şükredin. Aynı zamanda bizim için de dua edin ki Allah, sözünü yaymamız ve uğruna [Allah rızası için] hapsedildiğim Mesih sırrını açıklamamız için bize bir kapı açsın. Bu sırrı gerektiği gibi açıklıkla bildirebilmem için dua edin. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 4: 2-4)

Hiç kaygılanmayın; her konudaki dileklerinizi, Allah’a dua edip yalvararak şükranla bildirin. O zaman Allah’ın her kavrayışı aşan esenliği… yüreklerinizi ve düşüncelerinizi koruyacaktır. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 4:6-7)

Duam şu ki sevginiz, bilgi ve her tür sezgiyle arttıkça artsın. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 1:9)

Durmadan dua edin. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 5:17)

Dikkat edin, uyanık durun, dua edin… Çünkü o anın ne zaman geleceğini bilemezsiniz. (Markos, 13:33)

İsa öğrencilerine, “Ben dua ederken siz burada oturun” dedi. (Markos, 14:32)

Her türlü dua ve yalvarışla, her zaman… dua edin. Bu amaçla, tüm kutsallar [kendini Allah’a adamışlar] için yalvarışta bulunarak tam bir adanmışlıkla uyanık durun. (Pavlos’un Efeslilere Mektubu, 6:18)

Duam şu ki, sevginiz, bilgi ve her tür sezgiyle durmadan artsın. Öyle ki, üstün değerleri ayırt edebilesiniz ve böylece Allah’ın yüceltilip övülmesi için, İsa Mesih aracılığıyla gelen doğruluk meyvesiyle dolarak… saf ve kusursuz olasınız. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 1:9-11)

Kötü bir şey yapmamanız için Allah’a dua ediyoruz. Dileğimiz, bizim sınavı geçmiş görünmemiz değil, biz sınavda başarısız görünsek bile sizin iyi olanı yapmanızdır. Çünkü gerçeğe karşı değil, ancak gerçek uğruna bir şey yapabiliriz. Biz güçsüz, sizse güçlüyken seviniyoruz. Mükemmelliğe erişmeniz için de dua ediyoruz.  (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 13:7-9)

Bunun için… İsa’ya [Allah’ın Peygamberi olarak] iman ettiğinizi ve bütün kutsalları [kendini Allah’a adamışları] sevdiğinizi duyduğumdan beri, ben de sizin için sürekli şükrediyor, sizi dualarımda hep anıyorum… Yüce Allah, Kendisi’ni tanımanız için size bilgelik ve hidayet versin diye dua ediyorum. O’nun çağrısından doğan umudu, kutsallara verdiği mirasın yüce zenginliğini ve iman eden bizler için etki oluşturan [Allah’ın] kudretinin, aşkın büyüklüğünü anlamanız için, yüreklerinizin gözleri aydınlansın diye dua ediyorum. Bu kudret, Allah’ın… sergilediği üstün güçle aynı etkinliktedir. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 1:15-20)

Böylece, belinizi gerçekle kuşatmış, göğsünüze doğruluk zırhını takmış ve ayaklarınıza esenlik Müjdesi’ni yayma hazırlığını giymiş olarak yerinizde durun. Bunların hepsine ek olarak, şeytanın bütün ateşli oklarını söndürebileceğiniz iman kalkanını alın. Kurtuluş miğferini ve Allah’ın… kılıcını, yani Allah sözünü alın. Her türlü dua ve yalvarışla, her zaman… dua edin. Bu amaçla, bütün kutsallar [kendini Allah’a adamışlar] için yalvarışta bulunarak tam bir adanmışlıkla uyanık durun. Ağzımı her açtığımda bana gerekli söz verilsin diye benim için de dua edin; öyle ki, Müjde’nin sırrını cesaretle bildirebileyim. [Allah rızası için] Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjde’yi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 6: 14-20)

Kendinizi duaya verin.  (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 12:12)

İsa bir yerde dua ediyordu. Duasını bitirince öğrencilerinden biri… “Yahya’nın kendi öğrencilerine öğrettiği gibi sen de bize dua etmesini öğret.” İsa onlara, “Dua ederken şöyle söyleyin” dedi: “Allah, adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin [Hak din ahlakı dünyaya hakim olsun]. Her gün bize gündelik ekmeğimizi ver. Günahlarımızı bağışla. Çünkü biz de bize karşı suç işleyen herkesi bağışlıyoruz. Doğru yoldan ayrılmamıza izin verme.” (Luka, 11:1-4)

O günlerde İsa, dua etmek için dağa çıktı ve bütün geceyi Allah’a dua ederek geçirdi.  (Luka, 6:12)

Sizinle yüz yüze görüşmek, iman konusundaki eksiklerinizi tamamlamak için gece gündüz var gücümüzle dua ediyoruz. Allah’ımız… [siz Selaniklilere] kavuşmamız için yolumuzu açsın! Rab birbirinize ve bütün insanlara beslediğiniz sevgiyi, bizim size beslediğimiz sevgi ölçüsünde çoğaltıp artırsın! Öyle ki… Allah’ın huzurunda kutsallıkta kusursuz olmanız için yüreklerinizi pekiştirsin. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 3:10-13)

İşte bu nedenle Allah’ımız sizi çağrısına layık görsün, iyiliğe yönelik her dileğinizi, imana dayanan her uğraşınızı Kendi gücüyle sonuçlandırsın diye sizin için her zaman dua ediyoruz.  (Pavlus’tan Selaniklilere 2. Mektup, 1:11)

Son olarak, kardeşler, Rab’bin sözü aranızda olduğu gibi hızla yayılıp yüceltilsin diye bizim için dua edin. Ahlaksız, kötü insanlardan kurtulmamız için de dua edin. Çünkü herkes iman etmiş değildir. Ama Rab güvenilirdir. O sizi pekiştirecek, kötü olandan koruyacaktır. Buyurduklarımızı yaptığınıza ve yapacağınıza dair Rab’de [Allah rızası için] size güveniyoruz. (Pavlus’tan Selaniklilere 2. Mektup, 3:1-4)

“Ben size şunu söyleyeyim: Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır.”  (Luka, 11:9-10; Matta, 7:7-8)

Dua ettiğiniz zaman ikiyüzlüler gibi olmayın. Onlar, herkes kendilerini görsün diye havralarda ve caddelerin köşe başlarında dikilip dua etmekten zevk alırlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar ödüllerini almışlardır. Siz ise, dua edeceğiniz zaman odanıza girip kapıyı örtün ve gizlide olan Rabbinize dua edin. Gizlilik içinde yapılanı gören Rabbiniz sizi ödüllendirecektir… Rabbiniz, nelere gereksinmeniz olduğunu daha siz O’ndan dilemeden önce bilir. Bunun için siz şöyle dua edin: “… Rabbimiz, adın kutsal kılınsın. Egemenliğin gelsin [Hak din ahlakı dünyaya hakim olsun]… Bugün bize gündelik ekmeğimizi ver. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi, Sen de bizim suçlarımızı bağışla. Doğru yoldan ayrılmamıza izin verme. Kötü olandan bizi kurtar. Çünkü egemenlik, güç ve yücelik sonsuzlara dek Senindir. Amin.” (Matta, 6:5-13)

İsa dışarı çıktı, her zamanki gibi Zeytin Dağı’na gitti. Öğrenciler de onun ardından gittiler. Oraya varınca İsa onlara, “Dua edin ki doğru yoldan sapmayasınız” dedi. Onlardan bir taş atımı kadar uzaklaştı ve diz çökerek şöyle dua etti: “Allah’ım, Senin isteğine uygunsa, bu kaseyi benden uzaklaştır. Yine de benim değil, Senin istediğin olsun.” Gökten bir melek İsa’ya görünerek onu güçlendirdi… İsa daha hararetle dua etti… İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları… uyumuş buldu. Onlara, “Niçin uyuyorsunuz?” dedi. “Kalkıp dua edin ki doğru yoldan sapmayasınız.” (Luka, 22:39-46)

Sizden birinin bilgelikte eksiği varsa, herkese cömertçe… veren Allah’tan istesin; Allah ona verecektir. Yalnız hiç kuşku duymadan, imanla istesin.Çünkü kuşku duyan kişi rüzgarın sürükleyip savurduğu deniz dalgasına benzer. Tüm yaşamında böyle değişken, kararsız olan adam Rab’den bir şey alacağını ummasın. (Yakup’un Mektubu, 1:5-8)

İsa onlara şu karşılığı verdi: “Size doğrusunu söyleyeyim, eğer imanınız olur da kuşku duymazsanız, yalnız incir ağacına olanı yapmakla kalmazsınız; şu dağa, ‘Kalk, denize atıl’ derseniz, dediğiniz olacaktır. İman ederek dua ettiğinizde, dilediğiniz herşeyi alacaksınız.” (Matta, 21:21-22)

İlk günden şimdiye dek Müjde’nin [Allah’ın vahyinin] yayılmasındaki işbirliğinizden dolayı, her duamda hepiniz için her zaman sevinçle dilekte bulunuyorum. (Pavlus’tan Filipililere Mektup 1:4-5)

… Bütün kutsallara [kendini Allah’a adamışlara] beslediğin sevgiyi duydukça dualarımda seni anıyor, Rabbime sürekli şükrediyorum. İmanını başkalarıyla paylaşmakta faal olman ve böylelikle… sahip olduğumuz her iyiliğin bilincine ulaşman için dua ediyorum. (Pavlus’tan Filimon’a Mektup, 4:6)

Bunlar İsa’nın annesi Meryem, öbür kadınlar ve İsa’nın kardeşleriyle tam bir birlik içinde sürekli dua ediyordu. (Elçilerin İşleri, 1:14)

Sonra şöyle dua ettiler: “Ya Rab, Sen herkesin yüreğini bilirsin. Yahuda’nın, ait olduğu yere gitmek için bıraktığı bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu iki kişiden hangisini seçtiğini göster bize.” (Elçilerin İşleri, 1:24-25)

Petrus daha birçok sözlerle onları uyardı. “Kendinizi bu sapkın kuşaktan kurtarın!” diye yalvardı… O gün yaklaşık üç bin kişi topluluğa katıldı. Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, birlik olmaya, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.  (Elçilerin İşleri, 2:40-42)

Bir gün Petrus’la Yuhanna, saat üçte, dua vaktinde mescide çıkıyorlardı. (Elçilerin İşleri, 3:1)

“Ve şimdi ya Rab… Senin sözünü tam bir yüreklilikle duyurmak için biz kullarına güç ver…” Duaları bitince toplandıkları yer sarsıldı… Allah’ın sözünü cesaretle duyurmaya devam ettiler. (Elçilerin İşleri, 4:29-31)

“Bu nedenle, kardeşler, aranızdan Allah’ın Ruhuyla [Allah’ın razı olduğu ahlakla] ve bilgelikle dolu, yedi saygın kişi seçin. Onları bu iş için görevlendirelim. Biz ise kendimizi duaya ve Allah sözünü yaymaya adayalım.” Bu öneri bütün topluluğu hoşnut etti… Elçiler de dua edip ellerini onların üzerine koydular. Böylece Allah’ın sözü yayılıyor, Yeruşalim’deki öğrencilerin sayısı arttıkça artıyor, din adamlarının birçoğu da iman çağrısına uyuyordu. (Elçilerin İşleri, 6:3-7)

Petrus’la Yuhanna oraya varınca, Samiriyeli imanlıların Allah’ın Ruhunu almaları [Allah’ın razı olacağı ahlaka kavuşmaları, iman etmeleri] için dua ettiler.(Elçilerin İşleri 8:15)

… [Hz. İsa (as)] “Kalk” dedi, “Doğru Sokak denilen sokağa git ve Yahuda’nın evinde Saul adında Tarsuslu birini sor. Şu anda orada dua ediyor.“(Elçilerin İşleri, 9:11)

Petrus, herkesi dışarı çıkarttı, diz çöküp dua etti… (Elçilerin İşleri, 9:40)

Sezariye’de Kornelius adında bir adam vardı. İtalyan taburunda yüzbaşıydı. Dindar bir adamdı. Hem kendisi hem de bütün ev halkı Allah’tan korkardı. Halka çok yardımda bulunur, Allah’a sürekli dua ederdi. (Elçilerin İşleri, 10: 1-2)

Ertesi gün onlar yol alıp kente yaklaşırlarken, saat on iki sularında Petrus dua etmek için dama çıktı. (Elçilerin İşleri, 10:9)

Kornelius, “Üç gün önce bu sıralarda, saat üçte evimde dua ediyordum” dedi. “Birdenbire, parlak giysili bir adam önüme çıkıverdi. ‘Kornelius’ dedi, ‘Allah senin duanı işitti [duanı kabul etti], verdiğin sadakaları kabul etti.'” (Elçilerin İşleri, 10:30-31)

“Ben Yafa Kenti’nde dua ediyordum” dedi… (Elçilerin İşleri, 11:5)

… Petrus hapiste tutuldu. Ama inanlılar topluluğu onun için Allah’a coşkun bir şekilde dua ediyordu... (Elçilerin İşleri, 12:5)

Petrus olanların farkına varınca Markos diye tanınan Yuhanna’nın annesi Meryem’in evine gitti. Orada birçok kişi toplanmış dua ediyordu. (Elçilerin İşleri, 12:12)

Böylece oruç tutup dua ettikten sonra, Barnaba’yla Saul’un üzerine ellerini koyup onları yolcu ettiler. (Elçilerin İşleri, 13:3)

Şabat Günü kent kapısından çıkıp ırmak kıyısına gittik. Orada bir dua yeri olacağını düşünüyorduk. Oturduk, orada toplanmış kadınlarla konuşmaya başladık. (Elçilerin İşleri, 16:13)

Gece yarısına doğru Pavlus’la Silas dua ediyor, Allah’ı ilahilerle yüceltiyorlardı. Öbür tutuklular da onları dinliyordu. (Elçilerin İşleri, 16:25)
Pavlus bu sözleri söyledikten sonra diz çöküp onlarla birlikte dua etti. (Elçilerin İşleri, 20:36)

Günümüz dolunca kentten ayrılıp yolumuza devam ettik. İmanlıların hepsi, eşleri ve çocuklarıyla birlikte bizi kentin dışına kadar geçirdiler. Deniz kıyısındadiz çöküp dua ettik.  (Elçilerin İşleri, 21:5)

Yeruşalim’e döndükten sonra, mescitte dua ettiğim bir sırada… (Elçilerin İşleri, 221:17)

Kayalıklara bindirmekten korkarak arka taraftan dört demir attılar ve günün tez doğması için dua ettiler. (Elçilerin İşleri, 27:29)

… Hastanın yanına giren Pavlus dua etti… (Elçilerin İşleri, 28:8)

… “Allah’ın Egemenliği’ne [cennete], birçok sıkıntıdan geçerek girmemiz gerekir” diyorlardı. İmanlılar için her kilisede ihtiyarlar seçtiler. Dua ve oruçla onları, inandıkları Rab’be emanet ettiler. (Elçilerin İşleri, 14:23)

Kardeşler… size yalvarıyorum, benim için Allah’a dua ederek uğraşıma katılın. Yahudiye’deki imansızlardan kurtulmam için ve Yeruşalim’e olan hizmetimin… kabul edilmesi için dua edin. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 15:30-31)

Geçici bir süre için anlaşıp kendinizi duaya vermekten başka bir nedenle birbirinizi mahrum etmeyin [birbirinizden ayrılmayın]. Sonra yine birleşin ki, kendinizi denetleyemediğiniz için şeytan sizi ayartmasın. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 7:5)

Öyleyse ne yapmalıyım? Ruhumla da zihnimle de dua edeceğim. Ruhumla da zihnimle de ilahi söyleyeceğim. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 14:15)

Allah bizi böylesine büyük bir ölüm tehlikesinden kurtardı; daha da kurtaracaktır. Umudumuzu O’na bağladık. Siz de dualarınızla bize yardım ettikçe, bizi yine kurtaracaktır. Öyle ki, birçok kişinin dualarıyla bize sağlanan lütuftan ötürü birçoklarının ağzından bizim için şükranlar sunulsun. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 1:10-11)

Allah’ın size bağışladığı mükemmel lütuftan dolayı sizler için dua ediyor, sizi özlüyorlar. Sözle anlatılamayan armağanı için Allah’a şükürler olsun!(Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 9:14-15)

Sizi hatırladıkça Allah’ıma şükrediyorum. İlk günden şimdiye dek Müjde’nin yayılmasındaki işbirliğinizden dolayı her duamda hepiniz için her zaman sevinçle dilekte bulunuyorum. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 1:3-5)

Çünkü dualarınızla… bunun bana kurtuluş getireceğini biliyorum. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 1:19)

Sizler için dua ederken Allah’a… her zaman şükrediyoruz. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 1:3)

Bunu işittiğimiz günden beri biz de sizler için dua etmekten, tam bir bilgelik ve ruhsal anlayışla Allah’ın isteğini bütünüyle bilmenizi sağlamasını dilemekten geri kalmadık. Rab’be yaraşır biçimde yaşamanız, O’nu her yönden hoşnut etmeniz, her iyi işte meyve vererek Allah’ı tanımakta ilerlemeniz için dua ediyoruz. Herşeye sevinçle katlanıp sabredebilmeniz için O’nun yüce gücüne dayanarak, bütün kudretle güçlenmenizi diliyoruz. Bizi kutsalların… [kendini Allah’a adamışların] mirasına ortak olmaya yeterli kılan Allah’a şükretmeniz için dua ediyoruz. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 1: 9-12)

Sizden biri ve Mesih İsa’nın tabisi olan Epafras size selam eder. Allah’ın her isteğinden emin, olgun kişiler olarak ayakta kalasınız diye sizin için her zaman duayla mücadele ediyor. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 4:12)

Dualarımızda sizleri anıyor, her zaman hepiniz için Allah’a şükrediyoruz. İmanın ürünü olan etkinliğinizi, sevgiye dayanan emeğinizi ve… umuttan kaynaklanan dayanıklılığınızı Allah’ın huzurunda durmadan anıyoruz. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 1:2-3)

Herşeyden önce şunu öğütlerim: Allah yoluna tam bir bağlılık ve ağırbaşlılık içinde sakin ve huzurlu bir yaşam sürelim diye, krallarla bütün üst yöneticiler dahil, bütün insanlar için dilekler, dualar, yakarışlar ve şükürler sunulsun. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 2:1-2)

Buna göre, erkeklerin öfkelenip çekişmeden, her yerde pak eller yükselterek dua etmelerini isterim.  (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 2:8)

Oysa Allah’ın yarattığı herşey iyidir, hiçbir şey reddedilmemeli; yeter ki, şükranla kabul edilsin. Çünkü herşey Allah’ın sözüyle ve duayla kutsal kılınır. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 4:4-5)

Gerçekten kimsesiz, yalnız kalmış dul kadın umudunu Allah’a bağlamıştır; gece gündüz O’na dilekte bulunmaya ve dua etmeye devam eder. Kendini zevke veren dul kadınsa daha yaşarken ölmüştür. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 5:5-6)

Durmadan, gece gündüz dualarımda seni anarak atalarım gibi temiz vicdanla kulluk ettiğim Allah’a şükrediyorum. (Pavlus’tan Timoteos’a 2. Mektup, 1:3)

… [Allah’ın Peygamberi olarak] İsa’ya olan imanını ve bütün kutsallara [kendini Allah’a adamışlara] beslediğin sevgiyi duydukça dualarımda seni anıyor, Allah’ıma sürekli şükrediyorum… Her iyiliğin bilincine vararak imana dayanan birlikte faal olman için dua ediyorum. (Pavlus’tan Filimon’a Mektup, 1:4-6)

Bu arada bana kalabileceğim bir yer hazırla. Çünkü dualarınız aracılığıyla sizlere bağışlanacağımı [Allah’ın sizlerle birlikte olmama izin vereceğini] umuyorum. (Pavlus’tan Filimon’a Mektup, 1:22)

… Kendisini ölümden kurtaracak güçte olan Allah’a büyük feryat ve gözyaşlarıyla dua etti, yakardı ve Allah korkusu nedeniyle işitildi [duaları kabul oldu]. (İbranilere Mektup, 5:7)

Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz. Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica ediyorum. (İbranilere Mektup, 13:18-19)

… Birbiriniz için dua edin. Doğru kişinin yalvarışı çok güçlü ve etkilidir. İlyas da tıpkı bizim gibi insandı. Yağmur yağmaması için gayretle dua etti; üç yıl altı ay ülkeye yağmur yağmadı. Yeniden dua etti; gök yağmurunu, toprak da ürününü verdi.  (Yakup’un Mektubu, 5:16-18)

Herşeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun. Herşeyden önce birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi birçok günahı örter. Söylenmeksizin birbirinize konukseverlik gösterin. Her biriniz hangi ruhsal armağanı [manevi güzelliği] aldıysanız, bunu Allah’ın çok yönlü lütfunun iyi kahyaları olarak birbirinize hizmet etmekte kullanın. (Petrus’un 1. Mektubu, 4:7-10)

Kardeşinin ölümcül olmayan bir günah işlediğini gören, onun için dua etsin…  (Yuhanna’nın 1. Mektubu, 5:16)

Sevgili kardeşim, canın gönenç içinde olduğu gibi, her bakımdan sağlıklı ve gönenç içinde olman için dua ediyorum. Bazı kardeşler gelip senin gerçeğe bağlı kaldığına, gerçeğin izinden yürüdüğüne tanıklık edince çok sevindim… (Yuhanna’nın 3. Mektubu, 1:2-4)

Ama siz, sevgili kardeşlerim, kendinizi tümden kutsal olan imanınızın temeli üzerinde geliştirin… Dua edin… Rabbimiz’in sizi sonsuz yaşama kavuşturacak olan merhametini beklerken, kendinizi Allah’ın sevgisinde koruyun. Kimi kararsızlara merhamet edin. Kimini ateşten çekip kurtarın. Kimine de korkuyla merhamet edin. Ama günahlı bir bedenin lekelediği giysiden bile tiksinin. (Yahuda’nın Mektubu, 1:20-23)

Allah’ın huzurunda güvenimiz şu ki, O’nun isteğine uygun ne dilersek bizi işitir [Allah dualarımıza icabet eder]. Her ne dilersek bizi işittiğini bildiğimize göre, O’ndan dilediklerimizi aldığımızı da biliriz. (Yuhanna’nın 1. Mektubu, 5:14-15)

… Bunları ikişer ikişer, kendisinin gideceği her kente, her yere kendi önünden gönderdi. Onlara, “Ürün bol, ama işçi az” dedi, “Bu nedenle ürünün sahibi Rab’be yalvarın, ürününü kaldıracak işçiler göndersin.” (Luka, 10:1-2)

İsa öğrencilerine, hiç usanmadan, her zaman dua etmeleri gerektiğini belirten şu benzetmeyi anlattı. “… Allah da, gece gündüz kendisine yakaran seçilmişlerinin hakkını almayacak mı? Size şunu söyleyeyim, onların hakkını tez alacaktır…” (Luka, 18:1-8)

Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler. Olayı hatırlayan Petrus, “… İncir ağacı kurumuş!” dedi. İsa onlara şöyle karşılık verdi: “Allah’a iman edin. Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa, ‘Kalk, denize atıl!’ der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir. Bunun için size diyorum ki, duayla dilediğiniz herşeyi daha şimdiden almış olduğunuza inanın, dileğiniz yerine gelecektir. Kalkıp dua ettiğiniz zaman, birine karşı bir şikayetiniz varsa onu bağışlayın ki…” (Markos, 11:20-26)

Biraz ilerledi, yüzüstü yere kapanıp dua etmeye başladı.  (Markos, 14:35)

“Simun, Simun, şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için [Allah’tan] izin almıştır. Ama ben, imanını yitirmeyesin diye senin için [Allah’a] dua ettim. Geri döndüğün zaman kardeşlerini güçlendir.” (Luka, 22:31-32)

O gün bana hiçbir şey sormayacaksınız. Size doğrusunu söyleyeyim… Allah’tan ne dilerseniz, size verecektir… Dileyin, alacaksınız. Öyle ki, sevinciniz tam olsun. (Yuhanna, 16:23-24)

Çünkü Yahudi ve Grek ayrımı yoktur, Rab hepsinin Rabbidir. Kendisine yakaranların hepsine karşı eli açıktır [İhsanı bol olandır]. Rab’be yakaran herkes kurtulacaktır.  (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 10:12-13)

Allah’ın Kendi yüceliğinin zenginliği uyarınca… sizi iç varlığınızda kudretle güçlendirmesini… dilerim. Öyle ki, Allah’ın bütün doluluğuyla dolmanız için, sevgide köklenmiş ve temellenmiş olarak bütün kutsallarla [kendini Allah’a adamışlara] birlikte Mesih’in sevgisinin ne denli geniş ve uzun, yüksek ve derin olduğunu anlamaya, bilgiyi çok aşan bu sevgiyi kavramaya gücünüz yetsin. Allah, bizde etkili olan kudretiyle, dilediğimiz ya da düşündüğümüz herşeyden çok daha fazlasını yapabilecek güçtedir. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 3:19-20)

O’nun çağrısından [Allah’ın vaadinden] doğan umudu, kutsallara [kendini Allah’a adamışlara] verdiği mirasın [cennetin] yüce zenginliğini ve iman eden bizler için etkili olan kudretinin aşkın büyüklüğünü anlamanız için, yüreklerinizin gözleri aydınlansın diye dua ediyorum. (Pavlus’tan Efeslilere 1. Mektup, 1:18-19)

Vicdana Uymak

Durmadan, gece gündüz dualarımda seni anarak [senin için Allah’a dua ederek] atalarım gibi temiz vicdanla kulluk ettiğim Allah’a şükrediyorum.  (Pavlus’un Timoteos’a 2. Mektubu, 1:3)

… Vicdanınızı temiz tutun.  (Petrus’un 1. Mektubu 3:16)

Oğlum Timoteos… bu buyruğu sana emanet ediyorum. Öyle ki, bu sözlere dayanarak iyi savaşı [iyilik için, güzellikle mücadeleyi] sürdüresin. İmana ve temiz vicdana sarıl. Bazıları temiz vicdanı bir yana iterek iman konusunda battılar. (Pavlus’un Timoteos’a 1. Mektubu, 1:18-19)

… Atalarınızın başkaldırdığı ve çölde onu sınadığı günkü gibi, yüreklerinizi nasırlaştırmayın.(İbranilere Mektup, 3:7-8)

… Birbirinizi her gün yüreklendirin. Öyle ki, hiçbirinizin yüreği günahın aldatmasıyla nasırlaşmasın. (İbranilere Mektup, 3:13)

… Pavlus, “Kardeşler” dedi, “Ben bugüne dek Allah’nın huzurunda tertemiz bir vicdanla yaşadım.” (Elçilerin İşleri, 23:1)

[Allah rızası için] Mesih’e bağlı biri olarak gerçeği söylüyorum, yalan söylemiyorum. Vicdanım da söylediklerimi… doğruluyor.  (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 9: 1)

Aynı bu adamların kabul ettiği gibi, hem doğru kişilerin hem doğru olmayanların ölümden dirileceğine dair Allah’a umut bağladım. Bu nedenle ben…Allah’ın… huzurunda vicdanımı temiz tutmaya her zaman özen gösteriyorum.  (Elçilerin İşleri, 24: 15-16)

Dünyaya ve özellikle size, insan bilgeliğiyle değil, Allah’ın lütfuyla, Allah’tan gelen saflık ve içtenlikle davrandığımıza vicdanımız tanıktır. Ve biz bununla övünüyoruz. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 1:12)

Bu hizmeti Allah’ın merhametiyle üstlendiğimiz için cesaretimizi yitirmeyiz. Utanç verici gizli yolları reddettik. Hileye başvurmayız, Allah’ın sözünü de çarpıtmayız. Gerçeği ortaya koyarak kendimizi Allah’ın huzurunda her insanın vicdanına tavsiye ederiz.  (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 4:1-2)

… Kilise görevlileri, özü sözü ayrı, şarap tutkunu, haksız kazanç peşinde koşan kişiler değil, ağırbaşlı kişiler olmalı. Temiz vicdanla imanın sırrına sarılmalıdırlar. Bunlar da önce denensin; eleştirilecek bir yönleri yoksa görev alsınlar. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 3:8-10)

… Amacımız Rab’bi hoşnut etmektir… Rab’den korkmanın ne demek olduğunu bildiğimizden insanları ikna etmeye çalışıyoruz. Ne olduğumuzu Allah biliyor; umarım siz de vicdanınızda biliyorsunuz. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 5:8-11)

Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır. Bazı kişiler bunlardan saparak boş konuşmalara daldılar. Kutsal Yasa öğretmeni olmak istiyorlar, ama ne söyledikleri sözleri ne de iddialı oldukları konuları anlıyorlar. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 1:5-7)

Öyleyse yüreklerimiz… kötü vicdandan arınmış, bedenlerimiz temiz suyla yıkanmış olarak, imanın verdiği tam güvenceyle, yürekten bir içtenlikle Allah’a yaklaşalım. Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Allah güvenilirdir. Birbirimizi sevgi ve iyi işler için nasıl gayrete getirebileceğimizi düşünelim. Bazılarının alıştığı gibi, biraraya gelmekten vazgeçmeyelim; o günün yaklaştığını gördükçe birbirimizi daha da çok yüreklendirelim. (İbranilere Mektup, 10:22-25)

İyilik yapmayı, sizde olanı başkalarıyla paylaşmayı unutmayın. Çünkü Allah bu tür kurbanlardan hoşnut olur. Önderlerinizin sözünü dinleyin, onlara bağlı kalın. Çünkü onlar… sizi kollarlar. Onların sözünü dinleyin ki, görevlerini… sevinçle yapsınlar. Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz. Yanınıza tez zamanda dönebilmem için dua etmenizi özellikle rica ediyorum. (İbranilere Mektup, 13:16-19)

Yalnız bunu yumuşak huyla, saygıyla yapın. Vicdanınızı temiz tutun… Sürdürdüğünüz olumlu yaşamı kınayanlar size ettikleri iftiradan utansınlar. İyilik edip acı çekmek –eğer Allah’ın isteği buysa– kötülük yapıp acı çekmekten daha iyidir. (Petrus’un 1. Mektubu, 3:16-17)

… Bizim için tek bir Allah vardır. O herşeyin kaynağıdır, bizler O’nun için yaşıyoruz. Tek bir Rab var… Herşey O’nun tarafından yaratıldı, biz de O’nun izniyle yaşıyoruz. Ne var ki, herkes bu bilgiye sahip değildir. Hâlâ putperest alışkanlıklarının etkisinde kalan bazıları, yedikleri etin puta sunulduğunu düşünüyorlar.Vicdanları zayıf olduğu için lekeleniyor. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 8:5-7)

Sevgili kardeşlerim, yüreğimiz bizi suçlamazsa, Allah’ın huzurunda kendimize güvenimiz olur ve O’ndan her ne dilersek alırız [dualarımız kabul olur]. Çünkü O’nun buyruklarını yerine getiriyor ve O’nu hoşnut eden şeyleri yapıyoruz. (Yuhanna’nın 1. Mektubu, 3: 21-22)

… Son zamanlarda bazıları yalancıların ikiyüzlülüğü nedeniyle aldatıcı ruhlara ve cinlerin öğretilerine kulak vererek imandan dönecek. Vicdanları adeta kızgın bir demirle dağlanmış bu yalancılar… iman edip gerçeği bilenlerin şükranla yemesi için Allah’ın yarattığı yiyeceklerden çekinmek gerektiğini buyuracaklar. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 4:1-3)

Yüreği temiz olanlar için herşey temizdir, ama yüreği kirli olanlar ve imansızlar için hiçbir şey temiz değildir. Çünkü onların zihinleri de vicdanları da kirlenmiştir. Allah’ı tanıdıklarını ileri sürer, ama yaptıklarıyla O’nu yadsırlar. Söz dinlemez, hiçbir iyi işe yaramaz iğrenç kişilerdir. (Pavlus’tan Titus’a Mektup, 1:15-16)

Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar. Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar. Ne mutlu merhametli olanlara! Çünkü onlar merhamet bulacaklar. Ne mutlu yüreği temiz olanlara!… (Matta, 5:5-8)

… Kişi de kendini bayağı işlerden arıtırsa, onurlu amaçlara uygun, kutsal kılınmış… yararlı, her iyi işe hazır bir kap olur. Gençlik arzularından kaç. Temiz yürekle Rab’be yakaranlarla birlikte doğruluğun, imanın, sevginin ve esenliğin ardından koş.  (Pavlus’tan Timoteos’a 2. Mektup, 2:21-22)

… Vicdanları buna tanıklık eder. Düşünceleriyse onları ya suçlar ya da savunur. Yaydığım Müjde’ye [Allah’ın emirlerine] göre Allah’ın, insanları gizlice yaptıkları şeylerden ötürü… yargılayacağı gün böyle olacaktır. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 12:14-16)

Bunun için Allah’a bağlı olun. Şeytana karşı direnin, sizden kaçacaktır. Allah’a yaklaşın… Ey günahkarlar, ellerinizi günahtan temizleyin. Ey kararsızlar,yüreklerinizi paklayın. (Yakup’un Mektubu, 4:7-8)

… Daha önce denildiği gibi, “Bugün O’nun sesini [Allah’tan gelen vahyi] duyarsanız, yüreklerinizi nasırlaştırmayın.” (İbranilere Mektup, 4:7)

… Temiz yürekle Rab’be yakaranlarla birlikte doğruluğun, imanın, sevginin ve esenliğin ardından koş. (Pavlus’tan Timoteos’a 2. Mektup, 2:22)

Yaşlı adama çıkışma, babanmış gibi yol göster. Genç erkeklere kardeşinmiş gibi, yaşlı kadınlara annenmiş gibi, genç kadınlara tam bir yürek temizliğiylekızkardeşinmiş gibi yol göster. Gerçekten kimsesiz dul kadınlara saygı göster. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 5:1-3)

Allah’ın Elçilerine İman ve İtaat Etmek

[Hz. İsa (as):] “Benden yana olmayan bana karşıdır. Benimle birlikte toplamayan dağıtıyor demektir.” (Matta, 12:30)

Allah tarafından onaylanan, O’nun gönderdiği kişiye iman etmenizdir.  (Yuhanna, 6:29)

Beni kabul eden de beni Göndereni [Allah’ı] kabul etmiş olur.  (Luka, 9:48; Markos, 9:37; Matta, 10:40)

[Hz. İsa (as):] “Sizi dinleyen beni dinlemiş olur, sizi reddeden beni reddetmiş olur. Beni reddeden de beni Göndereni [Allah’ı] reddetmiş olur.”(Luka, 10:16)

Onlar da şunu sordular: “Allah’ın istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?” İsa, “Allah’ın işi [Allah’ın istediği] O’nun gönderdiği kişiye iman etmenizdir” diye yanıt verdi. (Yuhanna, 6:28-29)

Size doğrusunu söyleyeyim, sözümü işitip beni Gönderene [Allah’a] iman edenin [cennet’te] sonsuz yaşamı vardır. Böyle biri… ölümden yaşama geçmiştir. (Yuhanna, 5:24)

“Niçin… söylediklerimi yapmıyorsunuz? Bana gelen ve sözlerimi duyup uygulayan kişinin kime benzediğini size anlatayım. Böyle bir kişi, evini yaparken toprağı kazan, derinlere inip temeli kaya üzerine atan adama benzer. Sel sularıyla kabaran ırmak o eve saldırsa da, onu sarsamaz. Çünkü ev sağlam yapılmıştır. Ama sözlerimi duyup da uygulamayan kişi, evini temel koymaksızın toprağın üzerine kuran adama benzer. Kabaran ırmak saldırınca ev hemen çöker. Evin yıkılışı da korkunç olur.” (Luka, 6:46-49)

Ama onun [Hz. İsa (as)’ın] sözüne uyanın Allah’a olan sevgisi gerçekten olgunluğa ermiştir. Allah’ta olduğumuzu [Allah’ın rızasına uyduğumuzu] bununla anlarız. “Allah’ta [Allah’ın rızasına uygun] yaşıyorum” diyen, Mesih’in yürüdüğü yolda yürümelidir. (Yuhanna’nın 1. Mektubu, 2:5-6)

Önderlerinizin sözünü [Allah rızası için] dinleyin, onlara bağlı kalın. Çünkü onlar… sizi kollarlar. Onların sözünü dinleyin ki… sevinçle yapsınlar.(İbranilere Mektup, 13:17)

[Hz. İsa (as):] “[Allah rızası için] benim adım uğruna evlerini, kardeşlerini, anne ya da babalarını, çocuklarını ya da topraklarını bırakan herkes, bunların yüz katını elde edecek ve [cennetteki] sonsuz yaşamı miras alacak. Ne var ki, birincilerin birçoğu sonuncu, sonuncuların birçoğu da birinci olacak.” (Matta, 19:29-30)

Kardeşler, hep birlikte beni örnek alın [benim gibi Allah’a ve onun Peygamberi Hz. İsa (as)’a iman edin]. Size verdiğimiz örneğe göre yaşayanlara dikkatle bakın. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 3:17)

[Hz. İsa (as):] “Size bir örnek gösterdim; yaptığımın aynısını siz de birbirinize yapasınız diye.” (Yuhanna, 13:15)

Allah’ın gönderdiği kişi Allah’ın sözlerini söyler… (Yuhanna, 3:34)

[Hz. İsa (as):] “Size doğrusunu söyleyeyim, bir kimse sözüme uyarsa, ölümü [cehennem hayatını] asla görmeyecektir.” (Yuhanna, 8:51)

İsa, çevresindeki kalabalığı görünce gölün karşı yakasına geçilmesini buyurdu. O sırada din bilginlerinden biri ona yaklaşıp, “Öğretmenim” dedi, “Nereye gidersen, senin ardından geleceğim.” (Matta, 8:18-19)

İsa oradan geçerken, vergi toplama yerinde oturan birini gördü. Matta adındaki bu adama, “Ardımdan gel” dedi. Adam da kalkıp İsa’nın ardından gitti. (Matta, 9:9)

Yahudiler şaşırdılar. “Bu adam hiç öğrenim görmediği halde, nasıl bu kadar bilgili olabilir?” dediler. İsa onlara, “Benim öğretim benim değil, beni Gönderenindir” diye karşılık verdi. “Eğer bir kimse Allah’ın isteğini yerine getirmek istiyorsa, bu öğretinin Allah’tan mı olduğunu, yoksa kendiliğimden mi konuştuğumu bilecektir. Kendiliğinden konuşan kendini yüceltmek ister, ama kendisini Göndereni [Allah’ı] yüceltmek isteyen doğrudur ve onda haksızlık yoktur.” (Yuhanna, 7:15-18)

İsa kendisine iman etmiş olan Yahudiler’e, “Eğer benim sözüme bağlı kalırsanız, gerçekten öğrencilerim olursunuz. Gerçeği bileceksiniz ve gerçek sizi özgür kılacak.” dedi. (Yuhanna, 8:31-32)

İsa yüksek sesle, “Bana iman eden bana değil, beni Gönderene [Allah’a] iman etmiş olur” dedi… Bana iman eden hiç kimse karanlıkta kalmasın diye, dünyaya ışık olarak [dünyanın hidayeti için] geldim. Sözlerimi işitip de onlara uymayanı ben yargılamam. Çünkü ben dünyayı yargılamaya değil, dünyayı kurtarmaya geldim. Beni reddeden ve sözlerimi kabul etmeyen kişiyi yargılayacak Biri [Allah] var… (Yuhanna, 12:44-48)

İsa, Celile Gölü’nün kıyısında yürürken Petrus diye de anılan Simun’la kardeşi Andreas’ı gördü. Balıkçı olan bu iki kardeş göle ağ atıyorlardı. Onlara, “Ardımdan gelin” dedi, “Sizleri insan tutan balıkçılar yapacağım.” Onlar da hemen ağlarını bırakıp onun ardından gittiler. İsa daha ileri gidince başka iki kardeşi, Zebedi’nin oğulları Yakup’la Yuhanna’yı gördü. Babaları Zebedi’yle birlikte teknede ağlarını onarıyorlardı. Onları da çağırdı. Hemen tekneyi ve babalarını bırakıp İsa’nın ardından gittiler. (Matta, 4:18-22)

İsa tekneye binerken, önceleri cinli olan adam ona, “Seninle geleyim” diye yalvardı. Ama İsa adama izin vermedi. Ona, “Evine, yakınlarının yanına dön” dedi. “Rab’bin senin için neler yaptığını, sana nasıl merhamet ettiğini onlara anlat.” Adam da gitti, İsa’nın [Allah’ın izniyle] kendisi için neler yaptığını Dekapolis’te duyurmaya başladı. Anlattıklarına herkes şaşıp kalıyordu. (Markos, 5:18-20)
İki tekneden Simun’a ait olanına binen İsa, ona kıyıdan biraz açılmasını rica etti. Sonra oturdu, teknenin içinden halka öğretmeye devam etti. Konuşmasını bitirince Simun’a, “Derin sulara açılın, balık tutmak için ağlarınızı atın” dedi. Simun şu karşılığı verdi: “Efendimiz, bütün gece çabaladık, hiçbir şey tutamadık. Yine de senin sözün üzerine ağları atacağım.” Bunu yapınca öyle çok balık yakaladılar ki, ağları yırtılmaya başladı. (Luka, 5:3-6)

İsa ona şu karşılığı verdi: “Beni seven sözüme uyar, Allah’ım da onu sever… Beni sevmeyen, sözlerime uymaz. İşittiğiniz söz benim değil, beni gönderen Allah’ındır.” (Yuhanna, 14:23-24)

[Hz. İsa (as):] “Kim buyruklarımı bilir ve yerine getirirse, işte beni seven odur. Beni seveni Allah’ım da sevecektir. Ben de onu seveceğim…”(Yuhanna, 14:21)

[Hz. İsa (as):] “Size doğrusunu söyleyeyim… Beni kabul eden de beni Göndereni [Allah’ı] kabul etmiş olur.” (Yuhanna, 13:20)

İsa Eriha’ya girdi. Kentin içinden geçiyordu. Orada vergi görevlilerinin başı olan, Zakkay adında zengin bir adam vardı. İsa’nın kim olduğunu görmek istiyor, ama boyu kısa olduğu için kalabalıktan ötürü göremiyordu. İsa’yı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.İsa oraya varınca yukarı bakıp, “Zakkay, çabuk aşağı in!” dedi. “Bugün senin evinde kalmam gerekiyor.” Zakkay hızla aşağı indi ve sevinç içinde İsa’yı evine buyur etti.  (Luka, 19:1-6)

… Ne görmüş ne işitmişse ona tanıklık eder, ama tanıklığını kimse kabul etmez. Onun tanıklığını kabul eden, Allah’ın gerçek olduğunu kavramıştır. Allah’ın gönderdiği kişi Allah’ın sözlerini söyler… İsa’ya iman edenin [cennet’te] sonsuz yaşamı vardır. Ama İsa’nın sözünü dinlemeyen yaşamı görmeyecektir. Allah’ın gazabı böylesinin üzerinde kalır. (Yuhanna, 3:32-36)

 O’nun [Allah’ın] gönderdiği kişiye iman etmiyorsunuz. Kutsal Yazılar’ı araştırıyorsunuz. Çünkü bunlar aracılığıyla sonsuz yaşama sahip olduğunuzu sanıyorsunuz. Bana tanıklık eden de bu yazılardır! Öyleyken siz, yaşama kavuşmak için bana gelmek istemiyorsunuz. (Yuhanna, 5:38-40)

“O zaman… [Hz. İsa (as)] sağındaki kişilere, ‘Sizler, Allah’ımın kutsadıkları, gelin!’ diyecek. ‘Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği [cenneti] miras alın! Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek verdiniz; susamıştım, bana içecek verdiniz; yabancıydım, beni içeri aldınız. Çıplaktım, beni giydirdiniz; hastaydım, benimle ilgilendiniz; zindandaydım, yanıma geldiniz.’… Sonra solundakilere şöyle diyecek: ‘Ey lanetliler… sönmez ateşe gidin! Çünkü acıkmıştım, bana yiyecek vermediniz; susamıştım, bana içecek vermediniz; yabancıydım, beni içeri almadınız; çıplaktım, beni giydirmediniz; hastaydım, zindandaydım, benimle ilgilenmediniz.'” (Matta, 25:34-36; 41-43)

Allah’ın Emirlerini Bildiren Kutsal Kitaplara İman ve İtaat

… Kutsal Yasa’da [Allah’ın buyruklarını içeren vahiyde] ve Peygamberlerin Kitaplarında yazılı herşeye inanıyorum. Aynı bu şahısların kabul ettiği gibi, hem doğru kişilerin hem doğru olmayanların ölümden dirileceğine dair Allah’a umut bağladım. Bu nedenle ben Allah’ın huzurunda… vicdanımı temiz tutmaya her zaman özen gösteriyorum. (Elçilerin İşleri, 24:14-16)

Ama o bana, “Sakın yapma!” dedi, “Ben senin, Peygamber kardeşlerin ve bu Kitabın sözlerine uyanlar gibi bir Allah kuluyum. Allah’a kulluk et!” (Vahiy, 22:9)

Yahya’nın tutuklanmasından sonra İsa, Allah’ın Müjdesi’ni [Allah’ın emirlerini] duyura duyura Celile’ye gitti. “Zaman doldu” diyordu, “Allah’ın Egemenliği [cennet vaadi] yaklaştı. Tövbe edin, Müjde’ye [Allah’ın emirlerine] inanın!” (Markos, 1:14-15)

Her ikisi de Allah’ın nazarında doğru kişilerdi, Rab’bin bütün buyruk ve kurallarına eksiksizce uyarlardı. (Luka, 1:6)

Bu nedenle Roma’da bulunan sizlere de Müjde’yi [Allah’ın emirlerini] elimden geldiğince bildirmek için sabırsızlanıyorum… Müjde [Allah’ın emirleri] iman eden herkesin –önce Yahudiler’in, sonra Yahudi olmayanların– kurtuluşu için Allah’ın gücüdür… Aklanma yalnız imanla olur. Yazılmış olduğu gibi, “İmanla aklanan yaşayacaktır.” (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 1:15-17)

[Hz. İsa (as):] “Kutsal Yasa’yı [önceki Allah’ın vahyini] ya da Peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim… Bu buyrukların en küçüklerinden birini kim çiğner ve başkalarına öyle yapmayı öğretirse, Allah’ın Egemenliğinde [ahirette] en küçük sayılacak. Ama bu buyrukları kim yerine getirir ve başkalarına öğretirse, Allah’ın Egemenliğinde [ahirette] büyük sayılacak. (Matta, 5:17-19)

Sevgili kardeşler… Her iki mektubumda da bu konuları anımsatarak temiz düşüncelerinizi uyandırmaya çalıştım. Öyle ki, kutsal Peygamberlerin çok önceden söylediği sözleri… anımsayasınız. (Petrus’un 2. Mektubu, 3:1-2)

Şimdi, kardeşler, size bildirdiğim, sizin de kabul edip bağlı kaldığınız Müjde’yi [Allah’ın emirlerini] anımsatmak istiyorum. Size müjdelediğim bu söze sımsıkı sarılırsanız, onun aracılığıyla kurtulursunuz…  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 15:1-2)

… [Allah] Allah’ı tanımayanları ve Kendisi’yle ilgili Müjde’ye [Allah’ın emirlerine] uymayanları cezalandıracak. Böyleleri Rab’bin varlığından ve yüce gücünden uzak kalarak sonsuza dek mahvolma cezasına çarptırılacaklar… (Pavlus’tan Selaniklilere 2. Mektup, 1:8-9)

Musa, Kutsal Yasa’ya [Allah’ın buyruklarını içeren vahiye] dayanan doğrulukla ilgili şöyle yazıyor: “Yasa’nın gereklerini yapan, onlar sayesinde yaşayacaktır [ahirette sonsuz cennet hayatı ile karşılık görecektir].” İmana dayanan doğruluk ise şöyle diyor: … “Allah sözü sana yakındır, ağzında ve yüreğindedir.” (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 10:5-8)

Kendini… ruhça olgun sayan varsa, bilsin ki, size yazdıklarım Rab’bin buyruğudur. Bunları önemsemeyenin kendisi de önemsenmesin. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 14:37-38)

[Hz. İsa (as):] Öğrencileriyle birlikte halkı da yanına çağırıp şöyle konuştu: “Ardımdan gelmek isteyen… beni izlesin. Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek, canını [Allah rızası için] benim ve Müjde’nin [Allah’ın emirlerinin] uğruna yitiren ise onu kurtaracaktır.”  (Markos, 8:34-35)

Petrus ona, “Bak, biz herşeyi bırakıp senin ardından geldik” demeye başladı. “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi İsa, “[Allah rızası için] Benim ve Müjde’nin [Allah’ın emirlerinin] uğruna evini, kardeşlerini, anne ya da babasını, çocuklarını ya da topraklarını bırakıp da şimdi, bu çağda çekeceği zulümlerle birlikte yüz kat daha fazla eve, kardeşe, anneye, çocuğa, toprağa ve gelecek çağda sonsuz yaşama [cennete] kavuşmayacak hiç kimse yoktur.” (Markos, 10:28-30)

Ne var ki, herkes Müjde’ye [Allah’ın emirlerine] uymadı. Yeşaya’nın dediği gibi: “Ya Rab, verdiğimiz habere kim inandı?” Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesih’le ilgili sözün yayılmasıyla olur. Ama soruyorum: Onlar duymadılar mı? Elbette duydular. “Sesleri bütün yeryüzüne, sözleri dünyanın dört bucağına ulaştı.”… (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 10:16-18)

… Bu kitaptaki peygamberlik sözlerine uyana ne mutlu!  (Vahiy, 7:22)

Bu peygamberlik sözlerini okuyana, burada [Allah’ın Kutsal Kitabında] yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır. (Vahiy, 1:3)

İncil’de Allah’a yakınlık ve iman derinliği

İncil’de Allah’a Yakınlık, Bağlılık ve Samimi İman

Öyleyse yüreklerimiz kötü vicdandan arınmış ve bedenimiz temiz su ile yıkanmış olarak,imanın verdiği tam güvenceyle, yürekten bir içtenlikle Allah’a yaklaşalım.(İbranilere Mektup, 10:22)

Ferisiler, İsa’nın Sadukileri susturduğunu duyunca biraraya toplandılar. Onlardan biri… ona [Hz. İsa (as)’a] şunu sordu: “Öğretmenim, Kutsal Yasa’da [Allah’ın vahyi olan buyrukları arasında] en önemli buyruk hangisi?” İsa ona şu karşılığı verdi: “‘Allah’ın olan Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla sev.’ İşte ilk ve en önemli buyruk budur.” (Matta, 22:34-38)

Bunun için Allah’a tabi olun. iblise karşı direnin, sizden kaçacaktır. Allah’a yaklaşın, O da size yaklaşacaktır. Ey günahkarlar, ellerinizi günahtan temizleyin. Ey kararsızlar, yüreklerinizi paklayın… (Yakup’un Mektubu, 4:7-8)

İman olmadan Allah’ı hoşnut etmek imkansızdır. Allah’a yaklaşan, O’nun var olduğuna ve Kendisi’ni arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir. İman sayesinde Nuh, henüz olmamış olaylarla ilgili olarak Allah tarafından uyarıldığında, Allah korkusuyla ev halkının kurtuluşu için bir gemi yaptı… İmana dayanan doğruluğun mirasçısı oldu. (İbranilere Mektup, 11:6-7)

Nerede iki ya da üç kişi Benim adımla toplanırsa, Ben de orada onların arasındayım. (Matta, 18:20)

Dünyayı ve içindekilerin tümünü yaratan, yerin ve göğün Rabbi olan Allah… Herkese yaşam, soluk ve herşeyi veren kendisi olduğuna göre… Allah, bütün ulusları tek insandan türetti ve onları yeryüzünün dört bucağına yerleştirdi. Ulusların var olacağı belirli süreleri ve yerleşecekleri bölgelerin sınırlarını önceden saptadı. Bunu, Kendisi’ni arasınlar ve… bulabilsinler diye yaptı. Aslında Allah hiçbirimizden uzak değildir. Nitekim, O’nda yaşıyor [sadece Allah’ın rızası için yaşıyor] ve hareket ediyoruz, O’nda [Allah’ın lütfuyla] varız… (Elçilerin İşleri, 17:24-28)

Sevgili kardeşim, sana yabancı oldukları halde, kardeşler için yaptığın herşeyi içten bir bağlılıkla yapıyorsun. Onlar kilise önünde sevgine tanıklık ettiler. Onları Allah’a yaraşır biçimde [Allah’ın razı olacağı şekilde] yardımlarınla birlikte uğurlarsan iyi edersin. Çünkü inanmayanlardan hiçbir yardım almadan, [Allah rızası için] Mesih’in adı uğruna yola çıktılar. (Yuhanna’nın 3. Mektubu, 1:5-7)

… “Bundan böyle Rab’be ait olarak [Allah’ın rızasını arayarak yaşarken] ölenlere ne mutlu!… Uğraşlarından dinlenecekler. Çünkü yaptıkları onları izleyecek [yaptıklarının karşılığını ahirette alacaklardır].” (Vahiy, 14:13)

Allah’ın buyruklarını yerine getiren Allah’ta yaşar [Allah’ın rızasına uygun yaşar], Allah da o kişide yaşar [Allah o kişiye rahmet eder]…(Yuhanna’nın 1. Mektubu, 3:24)

İşte bu nedenle her türlü gayreti göstererek imanınıza erdemi, erdeminize bilgiyi, bilginize özdenetimi, özdenetiminize dayanma gücünü, dayanma gücünüze Allah yoluna bağlılığı, bağlılığınıza kardeşseverliği, kardeşseverliğinize sevgiyi katın. (Petrus’un 2. Mektubu, 1:5-7)

Böylelikle içtenliği kanıtlanan imanınız… size övgü, yücelik, onur kazandıracak. İmanınız, ateşle arıtıldığı halde yok olup giden altından daha değerlidir. (Petrus’un 1. Mektubu, 1:7)

… Bunu [Allah’ın buyruklarına itaati], yalnız insanları hoşnut etmek isteyenler gibi göze hoş görünen hizmetle değil, saf yürekle, Rab korkusuyla yapın.Rab’den miras [cennet] ödülünü alacağınızı bilerek, her ne yaparsanız, insanlar için değil, Rab için candan yapın…  (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 3:22-24)

Dünyaya ve özellikle size, insan bilgeliğiyle değil, Allah’ın lütfuyla, Allah’tan gelen saflık ve içtenlikle davrandığımıza vicdanımız tanıktır. Ve biz bununla övünüyoruz. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 1:12)

… İnsan yürekten iman ederek aklanır… (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 10:10)

Bu buyruğun amacı, pak yürekten, temiz vicdandan, içten imandan doğan sevgiyi uyandırmaktır. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 1:5)
Temiz vicdanla imanın sırrına sarılmalıdırlar. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 3:9)

Allah’ın size verdiği sürüyü güdün [sorumluluğunuzdaki müminlere yol gösterin]. Zorunluymuş gibi değil, Allah’ın istediği gibi gönüllü gözetmenlik yapın.Para hırsıyla değil, gönül rızasıyla, size emanet edilenlere egemenlik taslamadan, sürüye örnek olarak görevinizi yapın… (Petrus’un 1. Mektubu, 5:2-3)

… İnsanları hoşnut etmek isteyenler gibi göze hoş görünmek için yapmayın… Allah’ın isteğini candan yerine getirin. İnsanlara değil, Rab’be hizmet eder gibi gönülden hizmet edin. Çünkü ister köle ister özgür olsun, herkesin yaptığı her iyiliğin karşılığını Rab’den alacağını biliyorsunuz. (Pavlus’tan Efeslilere 1. Mektup, 6:6-8)

... İmanınız insan bilgeliğine değil, Allah gücüne dayansın.  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 2:5)

İyi toprağa düşenler ise, sözü işitince onu iyi ve sağlam bir yürekte saklayanlardır. Bunlar sabırla dayanarak ürün verirler. (Luka, 8:15)
… İmanla dolu, iyi bir adam olan Barnaba, Antakya’ya varıp Allah’ın lütfunun meyvelerini görünce sevindi. Herkesi, candan ve yürekten Rab’be bağlı kalmaya özendirdi. Sonuç olarak Rab’be [iman eden] daha birçok kişi kazanıldı. (Elçilerin İşleri, 11:23-24)

İncil’de İman Coşkusu, Şevki ve Sevinci

Gayretiniz eksilmesin. Ruhta şevkli olun. Rab’be kulluk edin. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 12:11)

Kardeşlerim, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğinizde bunu büyük sevinçle karşılayın. Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır. Dayanma gücü de, hiçbir eksiği olmayan, olgun, kamil kişiler olmanızı sağlasın. (Yakup’un Mektubu, 1:2-4)

İç varlığımda Allah’ın Yasası’ndan [Allah’ın hükümlerinden] zevk alıyorum. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 7:22)

Bu nedenle, sevgili kardeşlerim, Rab yolunda verdiğiniz emeğin boşa gitmeyeceğini bilerek sebat gösterin, sarsılmayın, Rab’bin işinde [Allah yolunda yaptığınız hizmette] her zaman gayretli olun.  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 15:58)

Zaman sona ererken açığa çıkarılmaya hazır olan kurtuluşa kavuşasınız diye iman sayesinde Allah’ın gücüyle korunuyorsunuz. Bu nedenle şimdi kısa bir süre çeşitli denemeler sonucu acı çekmeniz gerekiyorsa da, sevinçle coşmaktasınız. Böylelikle içtenliği kanıtlanan imanınız… size övgü, yücelik, onur kazandıracak. İmanınız, ateşle arıtıldığı halde yok olup giden altından daha değerlidir. Mesih’i görmemiş olsanız da [Allah rızası için] onu seviyorsunuz. Şu anda onu görmediğiniz halde ona [Allah’ın bir Peygamberi olarak] iman ediyor, sözle anlatılmaz yüce bir sevinçle coşuyorsunuz. Çünkü imanınızın sonucu olarak canlarınızın kurtuluşuna erişiyorsunuz. (Petrus’un 1. Mektubu, 1:5-9)

Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Allah’ın… [vahyinin] kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu. Öyle ki, imanınız insan bilgeliğine değil, Allah’ın gücüne dayansın.  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 2:4-5)

Komşularıyla akrabaları, Rab’bin ona ne büyük merhamet gösterdiğini duyunca, onun sevincine katıldılar. (Luka, 1:58)

Öğrenciler ise sevinç ve Allah’ın Ruhu’yla doluydu. (Elçilerin İşleri, 13:52)

Rab’de [Allah’a imanınızda] her zaman sevinin; yine söylüyorum, sevinin! (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 4:4)

… Sendeki içten imanı anımsıyorum… Allah’ın sana verdiği armağanı alevlendirmen [arttırman] gerektiğini hatırlatıyorum. (Pavlus’tan Timoteos’a 2. Mektup, 1:5-6)

Kardeşler, ben kendimi henüz bunu kazanmış saymıyorum. Ancak şunu yapıyorum: geride kalan herşeyi [geçmişte yaptıklarımı] unutup ileride olanlara uzanarak [ileride yapacaklarıma yönelerek], Allah’ın… [vaadinde] öngörülen ödülü kazanmak için hedefe doğru koşuyorum. (Pavlus’tan Filipililere Mektup 3:13-14)

Sakın kimse kötülüğe kötülükle karşılık vermesin. Birbiriniz ve bütün insanlar için her zaman iyiliği amaç edinin. Her zaman sevinin. Sürekli dua edin. Her durumda şükredin. Çünkü Allah’ın… sizin için istediği budur. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 5:15-18)

Müjde’yi [Allah’ın emirlerini] yayıyorum diye övünmeye hakkım yok. Çünkü bunu yapmakla yükümlüyüm. Müjde’yi [Allah’ın emirlerini] yaymazsam vay halime! Eğer Müjde’yi [Allah’ın emirlerini] gönülden yayarsam, ödülüm olur; gönülsüzce yayarsam, yalnızca bana emanet edilen görevi yapmış olurum. Peki, ödülüm nedir? Müjde’yi [Allah’ın emirlerini] karşılıksız yaymak…  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 9:16-18)

Çünkü siz Rab’be bağlı kalırsanız, biz asıl o zaman yaşarız. Allah’ımızın huzurunda sizden ötürü büyük sevinç duymaktayız…  (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 3:8-9)

“Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü göklerdeki [ahiretteki] ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşayan Peygamberlere de böyle zulmettiler.” (Matta, 5:11-12)

[Hz. İsa (as):] “Allah’ın Egemenliği [cennet], tarlada saklı bir defineye benzer. Onu bulan yeniden sakladı, sevinçle koşup gitti, varını yoğunu satıp tarlayı satın aldı.” (Matta, 13:44)

İman eden kadına ne mutlu! Çünkü Rab’bin ona söylediği sözler gerçekleşecektir. Meryem de şöyle dedi: “Canım Rab’bi yüceltir; ruhum, kurtarıcım Allah için sevinçle coşar. Çünkü O, sıradan biri olan kuluna rahmetini nasip etti. İşte, bundan böyle bütün kuşaklar beni mutlu sayacak. Çünkü Güçlü Olan [Rabbim], benim için büyük işler yaptı [bana büyük lütufta bulundu]. O’nun adı kutsaldır.” (Luka, 1:45-49)

… Davut şöyle der: “Rab’bi her zaman önümde gördüm [Allah’ın yardımını her zaman hissettim], sağımda durduğu için [Allah’ın inayeti altında olduğum için] sarsılmam. Bu nedenle yüreğim mutlu, dilim sevinçlidir. Dahası, bedenim de umut içinde yaşayacak… Yaşam yollarını bana bildirdin; varlığınla beni sevinçle dolduracaksın.” (Elçilerin İşleri, 2:25-28)

Her gün mescitte toplanmaya devam eden imanlılar, kendi evlerinde de ekmek bölüp içten bir sevinç ve sadelikle yemek yiyor ve Allah’ı övüyorlardı.Bütün halkın beğenisini kazanmışlardı. Rab de her gün yeni kurtulanları [hidayet bulanları] topluluğa katıyordu. (Elçilerin İşleri, 2:46-47)

Çünkü Allah’ın Egemenliği [cennet], yiyecek içecek sorunu değil, doğruluk, esenlik ve Allah’ın Ruhu’nda sevinçtir. Mesih’e [Allah rızası için] bu yolda hizmet eden, Allah’ı hoşnut eder, insanların da beğenisini kazanır. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 14:17-18)

Umut kaynağı olan Allah… umutla dolup taşmanız için iman yaşamınızda sizleri tam bir sevinç ve esenlikle doldursun. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 15:13)

Bunları size, sevincim sizde olsun ve sevinciniz tamamlansın diye söyledim. Benim [Allah rızası için uymanızı istediğim] buyruğum şudur: Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin… Size buyurduklarımı yaparsanız, [Allah için] benim dostlarım olursunuz. (Yuhanna, 15:11-14)

[Allah rahmetiyle] size iyilik ediyor. Gökten yağmur yağdırıyor, çeşitli ürünleriyle mevsimleri düzenliyor, sizi yiyecekle doyurup yüreklerinizi sevinçle dolduruyor. (Elçilerin İşleri, 14:16-17)

Senin çocuklarından bazılarının Allah’tan aldığımız buyruğa uyarak gerçeğin izinden yürüdüğünü görünce çok sevindim. (Yuhanna’nın 2. Mektubu, 1:4)

Ama sen, ey Allah adamı, bu şeylerden kaç! Doğruluğun, Allah yolunun, imanın, sevginin, sabrın, uysallığın ardından koş. İman uğrunda yüce mücadeleyi sürdür. Sonsuz yaşama [cennet vaadine] sımsıkı sarıl. Bunun için çağrıldın ve birçok tanık önünde yüce inancı açıkça benimsedin.(Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 6:11-12)

Temiz vicdanla imanın sırrına sarılmalıdırlar. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 3:9)

Sonuç olarak kardeşlerim, Rab’de sevinin [Allah’a imanla sevinin]…  (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 3:1)

Öyleyse sevgili kardeşlerim… kurtuluşunuzu sonuca götürmek için daha çok gayret edin. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 2:12)

İşte bu nedenle her türlü gayreti göstererek imanınıza erdemi, erdeminize bilgiyi, bilginize özdenetimi, özdenetiminize sebat gücünü, sebat gücünüze Allah yoluna bağlılığı, bu bağlılığınıza kardeşseverliği, kardeşseverliğinize sevgiyi katın. (Petrus’un 2. Mektubu 1:5-7)

… Yürekten bir sevgi ve sevecenlik varsa, aynı düşüncede, sevgide, ruhta ve amaçta birleşerek sevincimi tamamlayın. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 2:1-2)

Birbirinizi yüreklendirip birbirinizi ruhça geliştirin. (Pavlus’un Selaniklilere 1. Mektubu, 5:11)

Aynı şekilde siz de sevinin ve benim sevincime katılın. (Pavlus’tan Filipililere Mektup, 2:18)

Bakın bu acılar, Allah’ın isteğiyle çektiğiniz bu acılar [Allah’ın imtihanı olarak karşılaştığınız zorluklar] sizde ne büyük ciddiyet, arınmak için ne büyük istek yarattı!…  (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 7:11)

Ümidinizden doğan tam güvenceye kavuşmanız için her birinizin sona dek aynı gayreti göstermesini arzu ediyoruz. Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabırla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz. (İbranilere Mektup, 6:11-12)

İncil’de İman Sağlamlığı ve Derinliği

Yeter ki, duyduğunuz Müjde’nin [Allah’ın emirlerinin] verdiği umuttan kopmadan, imanda temellenip yerleşmiş olarak kalın. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 1:23)

Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Allah’ın kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu. Öyle ki, imanınız insan bilgeliğine değil, Allah gücüne dayansın.  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 2:4-5)

… İsa varken, açıkça benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım. (İbranilere Mektup, 4:14)

Bize dünyaya karşı zafer kazandıran imanımızdır.  (Yuhanna’nın 1. Mektubu, 5)

İsa onlara benzetmelerle birçok şey anlattı. “Bakın” dedi, “Ekincinin biri tohum ekmeye çıktı. Ektiği tohumlardan kimi yol kenarına düştü. Kuşlar gelip bunları yedi. Kimi, toprağı az, kayalık yerlere düştü; toprak derin olmadığından hemen filizlendi. Ne var ki, Güneş doğunca kavruldular, kök salamadıkları için kuruyup gittiler. Kimi, dikenler arasına düştü. Dikenler büyüdü, filizleri boğdu. Kimi ise iyi toprağa düştü. Bazısı yüz, bazısı altmış, bazısı da otuz kat ürün verdi. Kulağı olan işitsin!… Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin. Kim Allah’ın Egemenliğiyle [cennetle] ilgili sözü işitir de anlamazsa, kötü olan gelir, onun yüreğine ekileni söker götürür. Yol kenarına ekilen tohum işte budur. Kayalık yerlere ekilen ise, işittiği sözü hemen sevinçle kabul eden, ama kök salamadığı için ancak bir süre dayanan kişidir. Böyle biri Allah sözünden [Allah’ın emirlerine uymasından] ötürü sıkıntı ya da zulme uğrayınca hemen sendeleyip düşer. Dikenler arasında ekilen de şudur: Sözü işitir, ama dünyasal kaygılar ve zenginliğin aldatıcılığı sözü boğar ve ürün vermesini engeller. İyi toprağa ekilen tohum ise, sözü işitip anlayan birine benzer. Böylesi elbette ürün verir, kimi yüz, kimi altmış, kimi de otuz kat.” (Matta, 13:3-9; 18-23)

… Sevinmeniz için sizinle birlikte çalışıyoruz. Çünkü imanda dimdik duruyorsunuz. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 1:24)

İçinizden birinin bilgelikte eksiği varsa, herkese cömertçe… veren Allah’tan istesin; kendisine verilecektir. Yalnız hiç kuşku duymadan, imanla istesin. Çünkü kuşku duyan kişi rüzgarın sürükleyip savurduğu deniz dalgasına benzer. Her bakımdan değişken, kararsız olan kişi Rab’den bir şey alacağını ummasın. (Yakup’un Mektubu, 1:5-8)

… [Hz. İsa (as):] “Ben gelinceye dek sizde olana [imanınıza] sımsıkı sarılın. Üzerinize bundan başka bir yük koymuyorum.”(Vahiy, 2:24-25)

Bunun için, ey kardeşler… [imanınızı] kökleştirmeye daha çok gayret edin. Bunları yaparsanız, hiçbir zaman tökezlemezsiniz. (Petrus’un 2. Mektubu, 1:10)

Bu nedenle, sevgili kardeşlerim, Rab yolunda verdiğiniz emeğin boşa gitmeyeceğini bilerek sebat edin, sarsılmayın, Rab’bin işinde her zaman gayretli olun. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 15:58)

Ama siz, sevgili kardeşlerim, kendinizi tümden kutsal olan imanınızın temeli üzerinde geliştirin… dua edin… [Allah’ın] sizi sonsuz yaşama kavuşturacak olan merhametini beklerken kendinizi Allah’ın sevgisinde koruyun. (Yahuda’nın Mektubu, 1:20-21)

Çekmek üzere olduğun sıkıntılardan korkma! Bak, denenesiniz diye iblis içinizden bazılarını yakında zindana atacak. On gün sıkıntı çekeceksiniz. Ölüm pahasına da olsa sadık kal, sana yaşam tacını [cenneti] vereceğim. (Vahiy, 2:10)

Ayık ve uyanık olun. Düşmanınız iblis kükreyen aslan gibi yutacak birini arayarak dolaşıyor. Dünyanın her yerindeki kardeşlerinizin de aynı acıları çektiğini bilerek imanda sarsılmadan iblise karşı direnin… Bütün lütfun kaynağı olan Allah’ın Kendisi kısa bir süre acı çekmenizden sonra sizi mükemmelleştirip pekiştirecek, güçlendirip temellendirecektir. Kudret sonsuzlara dek O’nun olsun! Amin. (Petrus’un 1. Mektubu, 5:8-11)

İyilik yapmakta gayretli olursanız, size kim kötülük edecek? Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, ne mutlu size! İnsanların “korktuğundan korkmayın, ürkmeyin.” (Petrus’un 1. Mektubu, 3:13-14)

Bu nedenle zihinlerinizi eyleme hazırlayıp ayık kalarak umudunuzu tümüyle… size sağlanacak olan lütfa [ahirete] bağlayın. Söz dinleyen çocuklar olarak, bilgisiz olduğunuz geçmiş zamandaki tutkularınıza uymayın. Sizi çağıran Allah kutsal olduğuna göre, siz de her davranışınızda kutsal olun. Nitekim şöyle yazılmıştır: “Kutsal olun, çünkü Ben kutsalım.” (Petrus’un 1. Mektubu, 1:13-16)

İman sayesinde Nuh, henüz olmamış olaylarla ilgili olarak Allah tarafından uyarılınca, Allah korkusuyla ev halkının kurtuluşu için bir gemi yaptı. Bununla dünyayı yargıladı ve imana dayanan doğruluğun mirasçısı oldu. İman sayesinde İbrahim miras alacağı yere gitmesi için çağrılınca, Allah’ın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı. İman sayesinde bir yabancı olarak vaat edilen ülkeye yerleşti. Aynı vaadin ortak mirasçıları olan İshak ve Yakup’la birlikte çadırlarda yaşadı. Çünkü mimarı ve kurucusu Allah olan temelli kenti bekliyordu. İbrahim, yaşı geçmiş ve karısı Sara kısır olduğu halde, imanı sayesinde Vaat Edeni güvenilir saydığından çocuk sahibi olmak için güç buldu. Böylece tek bir adamdan, üstelik ölüden farksız birinden gökteki yıldızlar, deniz kıyısındaki kum kadar çok torun meydana geldi. Bu kişilerin hepsi imanlı olarak öldüler. Vaat edilenlere kavuşamadılarsa da bunları uzaktan görüp selamladılar, yeryüzünde yabancı ve konuk olduklarını açıkça kabul ettiler. (İbranilere Mektup, 11:7-13)

Açıkça benimsediğimiz umuda sımsıkı tutunalım. Çünkü vaat eden Allah güvenilirdir. (İbranilere Mektup, 10:23)

Allah… emeğinizi ve kutsallara [kendini Allah’a adamışlara] hizmet etmiş olarak ve etmeye devam ederek O’nun adına gösterdiğiniz sevgiyi unutmaz. Umudunuzdan doğan tam güvenceye kavuşmanız için her birinizin sona dek aynı gayreti göstermesini diliyoruz. Tembel olmamanızı, vaat edilenleri iman ve sabır aracılığıyla miras alanların örneğine uymanızı istiyoruz. (İbranilere Mektup, 6:10-12)

Yeter ki, duyduğunuz Müjde’nin [Allah’ın vahyinin] verdiği umuttan kopmadan, imanda temellenip yerleşmiş olarak kalın. Ben Pavlus… bu Müjde’nin [Allah’ın vahyini yaymakla sorumlu] hizmetkârı oldum. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 1:23)

Gençlik arzularından kaç. Temiz yürekle Rab’be yakaranlarla birlikte doğruluğun, imanın, sevginin ve esenliğin ardından koş. (Pavlus’tan Timoteos’a 2. Mektup, 2:22)

Bedeni eğitmenin biraz yararı var; ama şimdiki ve gelecek yaşamın vaadini içeren Allah yolunda yürümek her yönden yararlıdır. Bu güvenilir ve her bakımdan kabule layık bir sözdür. Bunun için emek veriyor, mücadele ediyoruz. Çünkü umudumuzu bütün insanların, özellikle iman edenlerin Kurtarıcısı olan diri Allah’a bağladık. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 4:8-10)

… Sende olan ruhsal armağanı [Allah’ın lütfu olan imanını] ihmal etme. Bu konuların üzerinde dur, kendini bunlara ver ki, ilerlediğini herkes görsün. Kendine ve öğretine dikkat et, bu yolda yürümeye devam et. Çünkü bunu yapmakla hem kendini hem seni dinleyenleri kurtaracaksın. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 4:14-16)

… Peygamberlik sözlerini küçümsemeyin. Herşeyi sınayın, iyi olana sımsıkı tutunun. Her çeşit kötülükten kaçının. Esenlik kaynağı olan Allah’ın Kendisi sizi tümüyle kutsal kılsın. Ruhunuz, canınız ve bedeniniz… İsa Mesih’in gelişinde eksiksiz ve kusursuz olmak üzere korunsun. (Pavlus’tan Selaniklilere 1. Mektup, 5:19-23)

Çünkü bu ümitle kurtulduk. Ama görülen ümit, ümit değildir. Gördüğü şeyi kim ümit eder? Ama henüz görmediğimize ümit bağlamışsak, sabırla bekleyebiliriz. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 8:24-25)

Bu nedenle cesaretimizi yitirmeyiz. Her ne kadar dış varlığımız harap oluyorsa da, iç varlığımız günden güne yenileniyor. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 4:16)

İsa ona, “Elimden gelirse mi? İman eden biri için herşey mümkün!” dedi. (Markos, 9:23)

Bunu işiten öğrenciler büsbütün şaşırdılar, “Öyleyse kim kurtulabilir?” diye sordular. İsa onlara bakarak, “İnsanlar için bu imkansız, ama Allah için herşey mümkündür” dedi. (Matta, 19:25-26; Luka, 18:26-27)

Sonra öğrenciler tek başlarına İsa’ya gelip, “Biz cini neden kovamadık?” diye sordular. İsa, “İmanınız az olduğu için” karşılığını verdi. “Size doğrusunu söyleyeyim, bir hardal tanesi kadar imanınız olsa şu dağa, ‘Buradan şuraya göç’ derseniz, göçer; sizin için imkansız bir şey olmayacaktır.” (Matta, 17:19-21; Luka, 17:6-?)

İsa onlara şöyle karşılık verdi: “Allah’a iman edin. Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa, ‘Kalk, denize atıl!’ der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir.” (Markos, 11:22-23)

Sonra İsa yüzbaşıya, “Git, inandığın gibi olsun” dedi. Ve uşak o anda iyileşti.” (Matta, 8:13)

İman olmadan Allah’ı hoşnut etmek olanaksızdır. Allah’a yaklaşan, O’nun var olduğuna ve Kendisi’ni arayanları ödüllendireceğine iman etmelidir.(İbranilere Mektup, 11:6)

Allah’ın Kendi yüceliğinin zenginliği uyarınca… sizi iç varlığınızda kudretle güçlendirmesini… dilerim. Öyle ki, Allah’ın bütün doluluğuyla [kamil imanla]dolmanız için, sevgide köklenmiş ve temellenmiş olarak bütün kutsallarla [Allah’a kendini adamışlarla] birlikte Mesih’in sevgisinin ne denli geniş ve uzun, yüksek ve derin olduğunu anlamaya, bilgiyi çok aşan bu sevgiyi kavramaya gücünüz yetsin. (Pavlus’tan Efeslilere Mektup, 3:16-19)

Bu nedenle… gerçeği reddedenlerin buyruklarına kulak vermeyip sağlam imana sahip olmaları için onları ciddi bir şekilde uyar. (Pavlus’tan Titus’a Mektup, 1:13-14)

İncil’de Derin Düşünmek

Meryem ise bütün bu sözleri derin derin düşünerek yüreğinde saklıyordu.  (Luka, 2:19)

Dediklerimi iyi düşün. Rab sana her konuda anlayış verecektir. (Pavlus’tan Timoteos’a 2. Mektup, 2:7)

Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün… (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 1:26)

… Öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 14:29)

Kardeşler, çocuk gibi düşünmeyin. Kötülük konusunda çocuklar gibi, ama düşünmekte yetişkinler gibi olun.  (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 14:20)

… Düşünmüyor musunuz? Anlamıyor musunuz? Yüreğiniz öylesine mi katılaştı? (Markos, 8:17)

Sonuç olarak, kardeşlerim, gerçek, saygıdeğer, doğru, pak, sevimli, hayranlık uyandıran, erdemli ve övülmeye değer ne varsa, onu düşünün.(Pavlus’tan Filipililere Mektup, 4:8)

Birbirimizi sevgi ve iyi işler için nasıl gayrete getirebileceğimizi düşünelim. Bazılarının alıştığı gibi, biraraya gelmekten vazgeçmeyelim; o günün yaklaştığını gördükçe birbirimizi daha da çok yüreklendirelim. (İbranilere Mektup, 10:24-25)

… Gökteki değerlerin [Allah’ın Katı’nda değerli olan şeylerin] ardından gidin…. Yeryüzündeki değil, gökteki [Allah’ın Katı’ndaki] değerleri düşünün…  (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 3:1-2)

Yorulup cesaretinizi yitirmemek için, günahkarların bunca karşı koymasına katlanmış olanı [Hz. İsa (as)’ın örnek imanını] düşünün. (İbranilere Mektup, 12:3)

… Sözleriyle hata yapmayan kimse, bütün bedenini de dizginleyebilen yetkin bir kişidir. Bize boyun eğmeleri için atların ağzına gem vururuz, böylece bütün bedenlerini yönlendiririz. Düşünün, gemiler de o kadar büyük olduğu, güçlü rüzgarlar tarafından sürüklendiği halde, dümencinin gönlü nereye isterse küçücük bir dümenle o yöne çevrilirler. Bunun gibi, dil de bedenin küçük bir üyesidir, ama büyük işlerle övünür. Düşünün, küçücük bir kıvılcım koca bir ormanı tutuşturabilir. Dil de [Allah’ın rızasına uygun konuşulmadığında] bir ateş, bedenimizin üyeleri arasında bir kötülük dünyasıdır. Bütün varlığımızı kirletir. (Yakup’un Mektubu, 3:2-7)

İncil’de Allah’ın Batın (Gizli, Görünmeyen) İlmine Yönelik İzahlar

“Bunu benim için yapan Rab’dir” dedi… (Luka, 1:25)

… Allah’tan olmayan yönetim yoktur. Var olanlar Allah tarafından kurulmuştur. (Pavlus’tan Romalılara Mektup, 13:1)

Nerede iki ya da üç kişi Benim adımla toplanırsa, Ben de orada onların arasındayım. (Matta, 18:20)

Bunu, kendisini arasınlar ve el yordamıyla da olsa bulabilsinler diye yaptı. Aslında Allah hiçbirimizden uzak değildir. Nitekim, ‘O’nda yaşıyor ve hareket ediyoruz; O’nda varız.’… (Elçilerin İşleri, 17:27-28)

Bunu, Kendisi’ni arasınlar ve… bulabilsinler diye yaptı. Aslında Allah hiçbirimizden uzak değildir. Nitekim, O’nda yaşıyor ve hareket ediyoruz, O’nda varız [Allah her yeri sarıp kuşatandır, herşey Allah’ın izniyle olur.]… (Elçilerin İşleri, 17:27)

Oraya vardıklarında inananlar topluluğunu biraraya getirip, Allah’ın kendileri aracılığıyla neler yaptığını [onları nasıl vesile kıldığını], diğer uluslara iman kapısını nasıl açtığını anlattılar. (Elçilerin İşleri, 14:27)

Kudüs’e geldiklerinde inananlar topluluğu, elçiler ve ihtiyarlarca iyi karşılandılar. Allah’ın kendileri aracılığıyla [onları nasıl vesile kılarak] yapmış olduğuherşeyi anlattılar. (Elçilerin İşleri, 15:4)

Yüreğindeki gizli düşünceler açığa çıkacak ve “Allah gerçekten aranızdadır!” [Allah her yeri sarıp kuşatan, her an herkese şahit olandır] diyerek yüzüstü yere kapanıp Allah’a ibadet edecektir. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 14:25)

Bu nedenle İsa şöyle dedi: “… Benim kendiliğimden hiçbir şey yapmadığımı, ama tıpkı Allah’ın bana öğrettiği gibi konuştuğumu anlayacaksınız.”(Yuhanna, 8:28)

“Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım. Beni Gönderen Allah’ın Kendisi ne söylemem ve ne konuşmam gerektiğini bana buyurdu. O’nun buyruğunun sonsuz yaşam [cennet] olduğunu biliyorum. Bunun için ne söylüyorsam, Allah’ın bana söylediği gibi söylüyorum.” (Yuhanna, 12:49-50)

“Beni Gönderen benimledir, O beni yalnız bırakmadı. Çünkü ben her zaman O’nu hoşnut edeni yaparım.” Bu sözler üzerine birçokları O’na [Allah’a] iman etti. (Yuhanna, 8:29-30)

Ne var ki, önce Müjde’nin [Allah’ın emirlerinin] bütün uluslara duyurulması gerekir. Sizi tutuklayıp mahkemeye verdiklerinde, ‘Ne söyleyeceğiz?’ diye önceden kaygılanmayın. O anda size ne ilham edilirse onu söyleyin. Çünkü konuşan siz değil, Allah’ın Ruhu olacak. (Markos, 13:10-11)

Sizleri mahkemeye verdikleri zaman, neyi nasıl söyleyeceğinizi düşünerek kaygılanmayın. Ne söyleyeceğiniz o anda size bildirilecek. Çünkü konuşacak olan siz olmayacaksınız, Rabbinizin Ruhu sizin aracılığınızla konuşacaktır.  (Matta, 10:19-20)

İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır. Atalarımız bununla Allah’ın beğenisini kazandılar. Evrenin Allah’ın buyruğuyla yaratıldığını, böylece görülenlerin görünmeyenlerden oluştuğunu iman sayesinde anlıyoruz.  (İbranilere Mektup, 11:1-3)

İncil’de Dünya Hayatının Geçiciliği Üzerine İzahlar

Geçici yiyecek için değil, sonsuz yaşam boyunca kalıcı yiyecek için çalışın… (Yuhanna, 6:27)

… Gurbeti andıran bu dünyadaki zamanınızı Allah korkusuyla geçirin. Biliyorsunuz ki, atalarınızdan kalma boş yaşayışınızdan altın ya da gümüş gibi geçici şeylerle[kurtulamazsınız]… (Petrus’un 1. Mektubu, 1:17-18)

İnsan bütün dünyayı kazanıp da canını yitirirse, canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?  (Luka, 9:25)

İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur? İnsan kendi canına karşılık ne verebilir?  (Markos, 8:36-37; Matta, 16:26)

… Zengin adam bir kır çiçeği gibi solup gidecek. Güneş yakıcı sıcağıyla doğar ve otu kurutur. Otun çiçeği düşer, görünüşünün güzelliği yok olur.Zengin de bunun gibi kendi uğraşları içinde kaybolup gidecektir. (Yakup’un Mektubu, 1:9-11)

… Çünkü dünyanın şimdiki hali geçicidir. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 7:31)

Nuh’un gemiye bindiği güne dek insanlar yiyip içiyor, evlenip evlendiriliyorlardı. Sonra tufan gelip hepsini yok etti. Lut’un günlerinde de durum aynıydı. İnsanlar yiyip içiyor, alıp satıyor, tohum ekiyor, ev yapıyorlardı. Ama Lut’un Sodom’dan ayrıldığı gün gökten ateşle kükürt yağdı ve hepsini yok etti.(Luka, 17:27-29)

Şimdiki çağda zengin olanlara gururlanmamalarını, gelip geçici zenginliğe umut bağlamamalarını buyur. Zevk almamız için bize herşeyi bol bol veren Allah’a umut bağlasınlar. İyilik yapmalarını, iyilikten yana zengin, eliaçık ve paylaşmaya istekli olmalarını buyur. Böylelikle gerçek yaşama kavuşmak üzere, gelecek için kendilerine sağlam temel olacak bir hazine biriktirmiş olurlar. (Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 6:17-19)

Gözlerimizi görünen şeylere [dünyevi kazanca] değil, görünmeyenlere [ahiretteki kazanca] çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 4:15-18)

Kardeşler, şunu demek istiyorum: Zaman daralmıştır. Bundan böyle… mal alanlar malları yokmuş gibi… olsun. Çünkü dünyanın şimdiki hali geçicidir.(Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 7:29-32)

En küçük işte güvenilir olan kişi, büyük işte de güvenilir olur. En küçük işte dürüst olmayan kişi, büyük işte de dürüst olmaz. Dünyanın aldatıcı serveti konusunda güvenilir değilseniz, gerçek serveti size kim emanet eder? Başkasının malı konusunda güvenilir değilseniz, kendi malınız olmak üzere size kim bir şey verir? (Luka, 16:10-14)

Gerçi olgun kişiler arasında bilgece sözler söylüyoruz; ama bu bilgelik ne şimdiki çağın, ne de bu çağın gelip geçici önderlerinin bilgeliğidir.(Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 2:6)

Biliyoruz ki, barındığımız bu dünyasal çadır yıkılırsa, cennette Allah’ın bize sağladığı bir konut… sonsuza dek kalacak bir evimiz vardır… Dünyasal çadırda yaşayan bizler ağır bir yük altında inliyoruz… Öyle ki, ölümlü olan, yaşam tarafından yutulsun. Bizleri tam bu amaç için hazırlamış… olan Allah’tır. (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 5:1-5)

Evet, borazan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek ve biz de değiştirileceğiz. Çünkü bu çürüyen beden çürümezliği, bu ölümlü beden ölümsüzlüğü giyinmelidir. Çürüyen ve ölümlü beden çürümezliği ve ölümsüzlüğü giyinince… söz yerine gelecektir. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 15:53-54)

Yeryüzündeki değil, gökteki [ahiretteki] değerleri düşünün. (Pavlus’tan Koloselilere Mektup, 3:2)

Yine diyor ki, “Ya Rab, başlangıçta Dünyanın temellerini Sen attın. Gökler de Senin… yapıtındır. Onlar yok olacak, ama Sen kalıcısın. Hepsi bir giysi gibi eskiyecek. Onları bir kaftan gibi düreceksin ve bir giysi gibi değiştirilecekler. Ama Sen hep aynısın…” (İbranilere Mektup, 1:10-12)

Nitekim, “İnsan soyu bir ota benzer. Tüm yüceliği de kır çiçeği gibidir. Ot kurur, çiçeği düşer. Ama Rab’bin sözü sonsuza dek kalıcıdır.” İşte size müjdelenmiş olan söz budur. (Petrus’un 1. Mektubu 1:24-25)

Herşeyin sonu yakındır… (Petrus’un 1. Mektubu, 4:7)

Dünyayı ve dünyaya ait şeyleri sevmeyin. Dünyayı sevenin Allah’a sevgisi yoktur. Çünkü dünyaya ait olan herşey, doğal benliğin tutkuları, gözün tutkuları ve maddi yaşamın verdiği gurur Allah’tan değil, dünyadandır. Dünya ve dünyasal tutkular geçer, ama Allah’ın isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar. (Yuhanna’nın 1. Mektubu, 2:15-17)

Kendinize dikkat edin. Zevk-sefayla, sarhoşlukla, yaşamın kaygılarıyla yürekleriniz katılaşmasın. Ve o gün size bir tuzak gibi ansızın gelmesin. Çünkü bu, yeryüzünde oturanların tümüne gelecektir. Hep uyanık olun, dua edin… (Luka, 21:34-36)

Yine bazıları dikenler arasında ekilen tohumlara benzerler. Bunlar sözü işitirler, ama dünyasal kaygılar, zenginliğin aldatıcılığı ve daha başka hevesler araya girip sözü boğar ve ürün vermesini engeller. İyi toprağa ekilenler ise, sözü işiten, onu benimseyen, kimi otuz, kimi altmış, kimi de yüz kat ürün veren kişilerdir. (Markos, 4:18-20)

Herkes, kendi arzularıyla sürüklenip aldanarak ayartılır. Sonra arzu gebe kalınca günah doğurur. Günah olgunlaşınca da ölüm [cehennem azabı] getirir. Sevgili kardeşlerim, aldanmayın! (Yakup’un Mektubu, 1:14-16)

 Sizden kim varını yoğunu gözden çıkarmazsa, öğrencim olamaz. Tuz yararlıdır. Ama tuz tadını yitirirse, bir daha nasıl o tadı kazanabilir? Ne toprağa, ne de gübreye yarar; onu çöpe atarlar. İşitecek kulağı olan işitsin. (Luka, 14:33-35)

Allah’a bağımlı olun. Aranızdaki kavga ve çekişmelerin kaynağı nedir? Bedenlerinizin üyelerinde savaşan tutkularınız değil mi? Bir şey arzu ediyorsunuz, ama elde edemeyince adam öldürüyorsunuz. Kıskanıyorsunuz, ama isteğinize erişemeyince çekişiyor ve kavga ediyorsunuz. Elde edemiyorsunuz, çünkü Allah’tan dilemiyorsunuz. Dilediğiniz zaman da dileğinize kavuşamıyorsunuz. Çünkü kötü amaçla, tutkularınız uğruna kullanmak için diliyorsunuz. Siz ey vefasızlar, dünya ile dostluğun Allah’a düşmanlık olduğunu bilmiyor musunuz? Dünya ile dost olmak isteyen, kendini Allah’a düşman eder. (Yakup’un Mektubu, 4:1-4)

Şimdi herşeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman [ahirette] yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim. (Pavlus’tan Korintlilere 1. Mektup, 13:12)

Zengin bir adam vardı… bolluk içinde her gün eğlenirdi. Her tarafı yara içinde olan Lazar adında yoksul bir adam bu zenginin kapısının önüne bırakılırdı; zenginin sofrasından düşen kırıntılarla karnını doyurmaya can atardı… Bir gün yoksul adam öldü, melekler onu alıp İbrahim’in yanına götürdüler. Sonra zengin adam da öldü ve gömüldü. Ölüler diyarında [cehennemde] ıstırap çeken zengin adam başını kaldırıp uzakta İbrahim’i ve onun yanında Lazar’ı gördü… “İbrahim, ‘Oğlum’ dedi, ‘Yaşamın boyunca senin iyilik payını, Lazar’ın da kötülük payını aldığını unutma. Şimdiyse o burada teselli ediliyor, sen de azap çekiyorsun. (Luka, 16:19-25)
Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar. Bunun yerine kendinize gökte [ahirette] hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar. Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır.(Matta, 6:19-21)

Sevgili kardeşler… benliğin [nefsin] tutkularından kaçının. Çünkü bu dünyada yabancı ve konuksunuz. İnanmayanlar arasında olumlu bir yaşam sürün.(Petrus’un 1. Mektubu, 2:11-12)

Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır.  (Pavlus’tan Korintlilere 2. Mektup, 4:18)

Çünkü dünyaya ne bir şey getirdik, ne de ondan bir şey götürebiliriz. Yiyeceğimiz, giyeceğimiz varsa bunlarla yetiniriz. Zengin olmak isteyenler ayartılıp tuzağa düşerler, insanı çöküşe ve yıkıma [cehennem azabına] götüren birçok saçma ve zararlı arzulara kapılırlar. Çünkü her türlü kötülüğün bir kökü de para sevgisidir. Kimileri zengin olma hevesiyle imandan saptılar, kendi kendilerine çok acı çektirdiler. Ama sen, ey Allah adamı, bu şeylerden kaç! Doğruluğun, Allah yolunun, imanın, sevginin, sabrın, uysallığın ardından koş. İman uğrunda yüce mücadeleyi sürdür. Sonsuz yaşama [cennete] sımsıkı sarıl.(Pavlus’tan Timoteos’a 1. Mektup, 6:7-12)

Varlıklı bir adamın tarlaları bol ürün verdi. Adam içinden, “Ne yapacağım ben?” diyordu, “Çünkü ürünlerimi koyacak yerim yok!” Sonra, “Ne yapacağımı biliyorum” dedi, “Ambarlarımı yıkıp daha büyüklerini kuracağım. Buğdayımın tümünü ve başka herşeyimi de oraya koyacağım. Canıma da diyeceğim ki, ey can, yıllarca yetecek kadar bol malın var. Rahatına bak. Ye, iç, mutlu ol!” Ama Allah ona, “Ey akılsız adam, canın bu gece senden isteniyor” dedi. “Biriktirdiklerin kimin olacak?” Kendi yararına mal biriktiren ama Allah Katında zengin olmayan insanın durumu budur. (Luka, 12:16-21)